Tekil Mesaj gösterimi
  #28 (permalink)  
Alt 17-10-2007, 13:27
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
maria maria isimli Üye şimdilik offline konumundadır
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
Forumda Dekaloglardan bahsetmek istedim ama sanıyorum izleyen yoktu, ya da gözden kayboldu forum...
Dekalog 9'da Kieslowski'i "cinsellik olmadan aşk nereye kadar aşktır"ı fevkalade yalın ama vurucu işlemişti. Sevgi, bağlılık kavramlarını tensellikten uzaklaştırma çabasını çoğunlukla gülünç bir kendini avutma, kendini yüceltme/kutsama ihtiyacı olarak görür ve bunu insan'ın acizliğine bağlarım.
Neden parlatmaya çalışırız ki yaşadıklarımızı, neden kılıflar/jelatinler, bir ad koyar ve beynimizin/ruhumuzun raflarında tasnif ederiz...?
Karşı cinse duyulan aşkın -beşerin son derece karmaşık zeka, duygu hallerini de sezerek- hiçbir manaya büründürülmemesinin, yaşamı kolaylaştırdığına inanıyorum. Yoksa her birimiz birer aşk meczubu olarak dolanırız ki, bu her çağda insanın yaşam serüveninde son derece fazla yer tutmuş bir delilik, zehirlenme halidir.
Amma; bu dediklerimden de kaba bir çiftleşme, hiçbir duygu-duyu alımı olmaksızın bir birleşme halini kutsadığım da çıkmamalı.
"Aşka sevişmek bu oyunun tek galip anı" diyebilecek kadar da ötelediğim olmuştur aşk'ın dışındakileri. Bunun çoğunlukla da bahsettiğiniz gibi "korkulardan" kaynaklandığını; geçmiş öğretilmişliklerin beynimize sızıp egemen olduğu ölçüde bizi aslında varlık olarak zayıf birer nesne yaptığı gerçeğini de düşünmüyor değilim.

Tam olarak "aşk" tanımını yapabilecek olan var mı aranızda? Süslü, şiirsel, abartılı ya da absürd tanımlar olmaksızın...

Soruya gelirsek;

Aşka çok özel bir alan ayırıp onu yaldızlamadığımdan, biri diğerinden dahaca mı aşktır ya da değildir gibi bir vargım da olmuyor...Karşı cinsime duyduğum coşkulanımdan daha ötede bazen anneme duyuyorum, bazen bir şiire ve bazen de bizzat abuk subuk benim dışımda kimse için bir manası olmayan bir nesneye. Lakin coşku güçlerini ölçüp, gruplandırıp; bir sonuca varma gereksinimi duymuyorum. Özetle; olumlayabileceğim hiçbir duyguyu bir diğerinden daha ehemmiyetli görünmüyor gözüme; Aşkı da "coşkulanımlar" içerisinde "good/well-better-best" türü (değerler arası limitsel bir çokluğu da düşünerek) bir derecelendirmeye tabii tutmuyorum yani usumda. Bu anlamda da aşkı her şeyde ve hiçbir şeyde yaşıyorum...
Alıntı ile Cevapla