
16-10-2007, 08:54
|
|
.........
|
|
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 44
Mesajlar: 4,001
|
|
Alıntı:
İslâm dininin kadına tanıdığı hakların değer ve önemini daha iyi kavrayabilmek için İslâm'dan önceki çeşitli toplum ve medeniyetlerde kadının durumu çok iyi değerlendirilmelidir. Kadının insan olup olmadığının, rûhunun bulunup bulunmadığının tartışıldığı, tamamen erkeğe tabi olduğu ve sürekli vesayet altında bulunduğu, hatta mirastan hisse alması bir yana, kendisinin bile miras malı gibi değerlendirildiği bir dönemde, yüce İslam dini; kadının da insan olduğunu beyan etmiş, mirastaki haklarını ortaya koymuş, onu sadece emir alan değil, yerine göre emir veren konumuna yükseltmiş ve kadını olması gereken yere koymuştur...........................
....................Bunun gibi nice örnekler verilebilir..
|
İslamiyet öncesi örneğinin boşluğu ve günümüz gerçekleri ile konuşmanın gerekliliği hakkında bir sn. üye gerekli cevabı yazmış yukarıda benim yinelememe gerek yok. Tartışmanın esasını belirleyen Kuran'da kadın ve ona tanınan Şer'i hakları tartışıyorken, yukarda yazınızdan alıntı yaptığım bölümde iddia ettiklerinizle başlayalım.
''Buhâri ve Müslim’de, Câbir b. Abdillah’tan onun, şöyle dediği rivayet edilmektedir: “Allah’ın Resûlü ile Ebu Bekir, Seleme oğulları yurdunda bulunduğum bir sırada yaya yürüyerek ziyaretime geldiler. Peygamber (sav.) benim hiçbir şeyin farkında olmadığımı görünce su istedi, ondan abdest aldı. Daha sonra da üzerime o sudan serpti, kendime geldim ve şöyle dedim: ‘Malıma ne yapmamı emredersiniz ey Allah’ın Resûlü?’ Bunun üzerine Yüce Allah’ın: ‘Çocuklarınızın (mirastaki) durumu hakkında Allah size şöyle emir buyuruyor: Erkeğe iki dişinin hissesi kadar vardır’ buyruğu nazil oldu.''
''İmam Ahmed bin Hanbel’in Müsned’inde, Hz. Câbir’in; şöyle dediği rivâyet edilmektedir: “Sa’d b. er-Rebî’in hanımı, Rasulullah (sav)’in yanına gelerek şöyle dedi: ‘Ey Allah’ın Resulü! Bunlar Sa’d b. er-Rebî’in iki kızıdır, babaları seninle birlikte Uhud günü şehit düştü. Amcaları da bunların mallarını aldı ve onlara mal namına hiçbir şey bırakmadı. Bunların malı olmadığı sürece de kimse onlarla evlenmez.’ Bunun üzerine Hz. Peygamber: ‘Allah bu konuda hüküm verecektir.’ dedi arkasından miras ayeti nazil oldu. Rasulullah (sav) kız çocukların amcalarına haber gönderip şöyle buyurdu: “Sa’d’ın iki kızına malın üçte ikisini, annelerine sekizde birini ver, geri kalanı da seninidir.”
''Örnek olarak biri kız diğeri erkek iki kardeşi alalım; Babaları ölmüş, 120 milyon miras bırakmış olsun. İslam Miras Hukukuna göre bunun 80 milyonunu oğul, 40 milyonunu da kız alacaktır. Kızın aldığı 40 milyon kendisine aittir; Bundan harcama yükümlülüğü oldukça sınırlıdır. Evlenirken müstakbel kocasından mehir alacaktır. (40 milyon aldığını farz edersek parası 80 milyona çıkacaktır.) Askerlik yükümü bulunmadığı için savunma vergisi vermeyecek, işini gücünü bırakıp askere gitmeyecektir. Geçimi kocasının üzerine olduğu için malvarlığını aynen muhafaza edebilecek, isterse ticaret vb. ile çoğaltacaktır. Erkek ise evlenirken masraf edecek, eşine mehir verecek, evlendikten sonra evin giderlerini karşılayacak, askerlik yapacak, diyet ödeyecek ve akrabasından muhtaç olanların nafakalarını verecektir.''
Yukardaki örneklerde görüldüğü üzere İslam'da kadın erkeğe göre daha az miras alırken siz eşit olduklarını söylüyorsunuz. Şer'i hukukta miras teferruatta değişmekle birlikte genel olarak erkeğe, kadının aldığı hissenin iki katı verilir. Yorumcuların genel kanaatleri ise kadının yükümlülüklerinin daha az olmasından kaynaklanan bir ilahi çözümdür. Yani erkek çalışır ve eve bakar karıları ise zaten çoluk çocuk yemek, temizlik felan ile evden dışarı çıkmadan haremi onurlandırmakla meşguldür demeye getirir. Tüm zamanlara getirilen din olan islam da yüzlerce hatta binlerce yıl sonra insanlığın tüm yaşamda kadınla erkeğin eşit paylaşıma gidebileceğini, kadının çalışıp evin bakımını üstlenebileceğini öngörememesimidir yoksa, 6. YY Arap geleneklerini bütün zamana ve insanlara dayatıp öyle yaşamalarını emretmesimidir. Burda sadece tek bir maddeyi ele almış olmamız bu konunun bu kadar basit ve az olduğunu göstermez bence. Kuran'da, hadislerde ve Şer'i hukukta buna benzer bir çok madde vardır konu ile ilgili.
|