Tekil Mesaj gösterimi
  #32 (permalink)  
Alt 15-10-2007, 05:56
esra pinar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
esra pinar esra pinar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 02-10-2007
Nerden: istanbul
Mesajlar: 39
evet ben bu konunun tartşıldığını bir kaç kez daha duymuştum ve sanırım en sonuncusu da, bir edebiyat kursundaydı. bu soru kurstaki yazar hanıma soruldu ve buna erkeklerin farklı, kadınların farklı cevapları olduğu söylendi. hatırladığım bir tez şöyleydi: kadınlar, doğanın onlara verdiği doğurganlık sayesinde doğal olarak yaratıcılık gücüne sahiptirler. bu bakımdan yaratıcılık konusunda extra bir çabaya, erkekler kadar gerek duymazlar. erkeklerse kadının bu yaratıcılık yetisini içten içe kıskanırlar ve başka alanda eserler yaratmak için kendilerini zorunlu hissederler.

ben burda biraz matrak yapayım; belki de bu doğurganlık işlevi, analık ve diğer domestik işler, kadınların o kadar çok vakitlerini alıyordur ki; düşünsenize kadın 70 yaşına gelmiş, 5 çocuk yetiştirmiş, hala torunlarına bakmak için sabah altıda evinden çıkıyor mesela; düşünecek, ilhamın gelmesini bekleyecek. düşünsenize, yoğunlaşacak zamanları ve halleri kalmıyordur. yani kadının evlenmemesi ve çocuk doğurmaması gerek. oysa tam tersine bu erkeklerin çoğu evli. kendilerini bir odaya inzivaya çekiyorlar, bütün hizmetleri yapılıyor, hatta belki de bazı bulguların derlenmesinde jung gibi eşlerinden ve sevgililerinden bile onemli ölçüde yardımlar alabiliyorlardır?

ikinci tez de şöyleydi sanırım; evet, büyük ölçüde şiirleri erkekler yazmıştır. çünkü şiirlerin çoğu kadınlar için yazılmıştır. tarih boyunca, aşkı törensel manada ilk ileten hep erkekler olmuştur ve kadın o kadar güzeldir ki, erkekte bu güzelliğe karşı bir yanıt, bir serzenişte bulunma ilhamı varolur. yani bu bir tür kuru başlatma tekniği gibi bir şeydir.
Alıntı ile Cevapla