Tekil Mesaj gösterimi
  #2 (permalink)  
Alt 15-10-2007, 01:40
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
maria maria isimli Üye şimdilik offline konumundadır
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
İmdi postmodernizmin tanımı yapılmış yukarıdaki metinde ve "ekletizm"e iliştirmiş yazar "postmodernizm" kavramını özetle.


Öncelikle postmodernizmin kavranması güç, çünkü gerçekten kavranması da güç bir felsefî dönem açıyor önümüze, -açıyor mu gerçekten?-. Sorgulanacak olan, yeni bir dönem mi, yoksa zaten var olan Modernizm'in ceplerinden biri mi olduğu...
Yazarın bunu modernizm'in devamı, yeni yorumu olarak algılamasını yanlış anlamış olabilir miyim...?


Hadi bunu da geçelim, ha yeni ha eski, tam olarak "mevcut durumu" ortaya koyabiliyor mu düşünmek lazım. Bana kalırsa fena bir kapı aralamıyor. Modernite'nin beslendiği rasyonalizm ve idealizmle gelinen noktayla pek de bir işe yaramadığını görmek olası; daha özgür, daha kardeş, daha akılcı yerine, postmodernizmin tanımlamaya kalkıştığı lokal değerler, hiyerarşi ve düzen yerine anarşi ve düzen yıkılmaları vd... Demek ki postmodernizm, bize "Gülverin Ülkesini" yıkıp, "Kramozof Kardeşlerin" ülkesiyle Distopya kuracak gibi, her ne kadar amacı bu olmasa da -ki bir amacı bile olmasa da-...

Üniversite sıralarından rasyonalist bir işletme kuramcısının "kürek"le ilgili ampirik çalışmasını anımsadım şimdi. Adam bir türlü işçi verimini -aslında kârını- artıramıyordu, örneğin küçük çeperli küreklerle az kömür karılıyordu, kürek çeperleri büyüdükçe kömür tonalitesi bir dönem artıyor ama bir süre sonra yine eski halini alıp, düşüyordu. İşçiler, havayı suyu bahane ediyorlar, motivasyon düşüklüklerini primlere bağlıyorlardı; eh primler de arttırılıyor ama bir süre sonra yanyana çalışmadıkları için yalnızlıktan dem vuruyorlardı; yani özetle ne yapılırsa yapılsın "ideal iş" ortaya çıkmıyordu. Tıpki modernitenin ütopyayı yaratamadığı gibi
Geriye tek bir düşünce kalıyor, demek ki ütopya yok, işte bu yokluk üzerine kurulmalı ne kurulacaksa bundan böyle, "umutsuzluğun umudu"*nb...
Sözün tam da burasında Sapfo geliyor aklıma;

"dalın, en tepedeki dalın ucundan
sarkar
elmanın en tatlısı;
bıraktılar orada onu, koparmadılar
sanma ki unuttular,
uzanamadı ki kimse
ta oralara"

Diyorum ki acaba bizim felsefi-sanat alımlama çabalarımız da, postmodernizmle beraber belki de hiç olmayan bir dal, hiç olmayan bir meyve hiç koparılamaycak bir güç müdür? Ve artık o büyük sanat ve sanatçı tanımları yerine, internet sanatçılığı, underground denen daha "alt kültür" bir sanat mı yeniden işlemecelerle kendini var edecektir?

Aklıma Genel Kurmay'ın "postmodern darbe"si geldi birden...
Alıntı ile Cevapla