Tekil Mesaj gösterimi
  #12 (permalink)  
Alt 14-10-2007, 13:53
fenasi fenasi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
.........
 
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 44
Mesajlar: 4,001
Blog Başlıkları: 1
Ermeni soykırımı, tüm Dünya'da ciddi bir bütçe ile yönetiliyor ve ticaretide yapılıyor, bu rakam 100 milyar dolarla ifade ediliyor. Büyük bir miktar, parmağını yalasan karnın doyar. Ermeni Diasporası zaten tüm gücünü bu soykırım iddiasından alıyor, kim bindiği dalı keserki? Şu anda Ermenistanda, genocide kararının uluslararası yasalarcada onanmasını umud ederek Türkiye'ye dava açmak için bekleyen 1,2 milyon Ermeni olduğu tahmin ediliyor. Ermenistan'daki Ermeni'lerden çok Diasporanın sesinin çıkmasının nedeni ise, Diaspora yani sürgün edilenler olarak görmeleri kendilerrini ve atalarının anlattıkları tek yanlı hikayelerin Dünya'da iyi para etmesi. Birde onların bu olaydan direkt olarak magdur olan bir aileden geliyor olmalarıdır. Yukarda sözü geçen 1,2 milyon Ermenistan Ermemenisi ise gene göç ettirilenlerden oluşmaktadır. Diğer Ermeniler ise olaya siyasi açıdan bakmaktadırlar.

Ermeni soykırımını bir şekilde kabul eden toplam 50 civarında ülke var. Bazıları, Fransa gibi özel yasa çıkartarak, bazılar ise Polanya gibi olayı tanıdığını belirten bir karar alarak bir şekilde soykırım iddialarına bu 50 ülke destek vermektedirler.

En ciddi 20 ülke yanlış hatırlamıyorsam, kendi kanunları içersine almışlardır bu soykırım yasasını, yani aksini iddia etmek suç unsurudur kendi toprakları içersinde.

Sol camia 40 yılı aşkın bir süredir Amerikan karşıtı bir tavır sergilerken, bu ülkede vatan haini olarak dövüldü, kurşunlandı ve hapislerde süründürüldü, en Amerikancı Tosuncuklar şimdinin büyük abileri ise o dönemde kollandı ve sırtı sıvazlandı, Halbuki o kadar uzun zamandır solcuların söylediği bu Atatürk'ün sözlerini dinleseydi son 60 yıldır iktidarda olan sağcı zihniyetler durum bu noktaya hiç bir zaman gelmezdi.

''Tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette siyasi, malî, iktisadî, adlî, askerî, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan mahrumiyet, millet ve memleketin gerçek mânasiyle bütün bağımsızlığından mahrumiyeti demektir. Biz, bunu temin etmeden barış ve sükûna erişeceğimiz inancında değiliz.
1921
(Nutuk II, S. 623-624)

Bağımsızlık ve hürriyetlerini her ne bahasına ve her ne karşılığında olursa olsun zedeleme ve kayıtlamaya asla müsamaha etmemek; bağımsızlık ve hürriyetlerini bütün mânasiyle koruyabilmek ve bunun için gerekirse, son ferdinin, son damla kanını akıtarak, insanlık tarihini şanlı örnek ile süslemek; işte bağımsızlık ve hürriyetin hakiki mahiyetini, geniş mânasını, yüksek kıymetini, vicdanında kavramış milletler için temel ve ölmez prensip... Ancak bu prensip uğrunda her türlü fedakârlığı, her an yapmaya hazır milletlerdir ki, devamlı olarak insanlığın hürmet ve saygısına lâyık bir topluluk olarak düşünülebilirler.
1928
(Atatürkün S.D. II, S. 249)

Bağımsızlığı için ölümü göze alan millet, insanlık haysiyet ve şerefinin icabı olan bütün fedakârlığı yapmakla teselli bulur ve elbette esaret zincirini kendi eliyle boynuna geçiren miskin, haysiyetsiz bir millete nazaran dost ve düşman nazarındaki mevkii farklı olur.
1927
(Nutuk I, S. 13-14)

Esas Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla temin olunabilir. Ne kadar zengin ve refaha kavuşturulmuş olursa olsun bağımsızlıktan mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık olamaz.

Yabancı bir devletin himaye ve desteğini kabul etmek, insanlık özelliklerinden mahrumiyeti, beceriksizlik ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. Gerçekten bu aşağı dereceye düşmemiş olanların isteyerek başlarına bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez.

Halbuki Türkün haysiyet ve izzetinefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir.

Bundan ötürü, ya bağımsızlık, ya ölüm!...
1919
(Nutuk I, S. 13)''


Yapılması gereken en önemli şey ise tam bağımsız bir Türkiye'yi yeniden inşaa etmektir.

Yoksa, bir Nato üssü olan İncirlik'in kapatılması gibi bir saf hayalin peşinden, Irak'taki Nato müdehalesini lojistik desteksiz bırakmak gibi bir başka saf hayale dalmak ancak, gerçekleri görmemek yada görmezden gelmek ile açıklanabilirken, ülkemizin yukarda anılan tavrı koyabilmesi için Nato'dan ayrılması gerekmektedir. Bu kararda kimsenin işine gelmemektedir. İlk başta hükümet daha sonra ise Fransayı kınayan ve süründüren Türk halkının işine gelmemektedir. Eminim Hükümet ve Türk halkı bundan önceki 50 ülkeye yaptığı gibi ABD'yide sürüm sürüm süründürecektir. Tek omurgalı davranışı ise yine TSK silah ihalelerini iptal ederek verecektir.

Tam bağımsız bir Türkiye olmadıkça, yapılanlar sadece göz boyamaktan öteye gitmeyecektir.
Alıntı ile Cevapla