|
Bukalemun
bu alem / bu kalem / bu ün
değiştikçe
kendi kendine sorduğun
sormaktan yorulduğun
zaman sen sen oldun
biçim buldun / bir içim oldun / dudağa vurdun
gölgeye durdun
yüreğe sundun
aktın aktın
akmaktan yoruldun ve duruldun
güneşte kurudun
buhar oldun
buhar olduğun
zaman sen sen oldun
gökle barıştın / yıldızla tanıstın / ay ile kucaklaştın
geceye düştün
geceye düştüğünde
salkım saçaktın
ıslak ama sıcaktın
sen yağmur oldun
yağmur olduğunda
beni ıslattın / ağlattın / yağmaladın
beni yağmaladığında
ben anladım
seni oldum olasi yanlış yerlerde aradım
sen benim kovaladığım
ama yakalayamadığım
kaçaktın
sen bu alem / sen bu kalem / sen bu ün
sen bukalemun
tek sahibi
tek gerceği
tek resmi
değişken ama değişmez ruhumun
bağışla
hatalarım çoçukluğum
yitirdiğim sadece kabuğun
bense badem sandım
aldandım
gölgedeki gölgene yanıldım
sarılamadığımı o adem sandım
ayağının önüne uzandım
ezilsem / geçsen beni / çignensem
yemyeşilim şimdi
sana çimen olurum
sen kaybet yine kendini
ben bulurum bende seni
içimde herşey eşil
içimde sen yemyesil
varsın bütün renklerimde
sana kavuştuğumda
beni buluyorum
ben ben oluyorum
son veriyor aşk aşkın mealine
bu alem dökülüyor kaleme
kalem un ufak olur
toplanır biraraya ayrıçlar
sözler artık anlam taşırlar
bu alem / bu kalem / bu ün
bir bukalemundur
değişen sadece suretindir
ruhun ebedidir
değişmen kaderindir
o resim hep icindeki resimdir
var ama görünmez ve tarifsizdir
essiz ve tektir
uzaktan uzağa
tarif ettiğin sürekli eksiktir
eksiğini tamamlayan bir ayrı renktir
bulduğunda
sen sen oldun demektir
umduğun oldun
çünkü
sen hep o bukalemundun
Murat Kayali
House of Duarden
Alıntı:
|
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
|
|