Dar sığ kabuslar söyleyin bana, kabuslar görmek istiyorum
...yarın hemen Vaşingtonu lanetlemeye başlayacak olması, kısa bir süre sonra ise bütün bunları unutarak, ağzına sürülen yeni bir bal parçasının peşinden koşarken sanki kendisini 20 ülkenin Ermeni Soykırımı ile tehdit ettiğini unutarak, yeniden sığ ülke gündemleri arasında 21. ülkeye kadar uyuyacaktır. (Alıntı - Fenasi bey'in yazısından)
Evet, bence de böyle olacaktır. Yukarıdaki yazımda aslında ABD'deki bu oylamanın bir sosyo-ekonomik çıkar kapışması sonucu bir hukuk ("haklar" anlamına gelen eski türkçe'den) yenilgisi olduğunu yazmıştım. Hukuk kaybetmiştir, demiştim. Şimdi, nesnel gerçeği ya da daha iyi bir ifadeyle bir tarihsel olayın gerçekliğini sorgulayan okuyucu bizlere sorabilir: Ermeni soykırımı nasıl yok! 20 ülke kabul etmişse... Bir de olaya bilinç açısından, bakmak istedim. İnsanın kendi düşüncesini, kendi Dünya'yı, Tarih'i anlama kapasitesini, belki de sadece duygulanımlarının erimini tüm Dünya'ya, tüm Tarih'e yaymasını: Herşeyin, herkesin kendi kafasından ibaret olduğunu sanmasını. Bir yüzyıl oluyor neredeyse ve ermeni lobileri yukarıda alıntıladığım sonuca ulaşmak için Dünya'nın her yerinde az uğraş vermediler.Anma törenleri düzenlenir her yıl Dünya'nın ilgili-ilgisiz köşesinde, bucağında: Olmayan bir şey için: Dikkatle bakın lütfen, bir "soykırım" için. Daha önce yazdım, 1915'te olanlar bir soykırım değildir. Abd'den bu tasarının geçmesi kendi kapasitelerinin yarattığı rüyalarda (bence kabuslardan zevk almakta) yaşamayı seçen ermeni lobilerinin verdiği onca emek (para, kulis, demagoji) sonrası aldığı bir zaferin en gelişmiş hukuk devleti tarafından da onaylanması -bu nasıl bir Dünya'da yaşasığımız açısından da bakılabilecek bir olaydır. Yine Schopenhauer: "Ulusal gurur, gururun en kelepir türüdür. Kendinde gurur duyabileceği bir şey olsaydı bir insanın, onca insanla paylaşacağı bir şeye başvurmaz." Schopenhauer yine tekyanlı düşünüp, yine ele aldığı yanı abartıyor; ama güzel bir şeyi de dile getiriyor. Kaç Ermeni hayatının onca zamanını olmayan bir soykırımdan nefret ederek geçirdi; kaç ermeni olmayan bir şeyden dolayı zamanını, enerjisini olan gerçekliklerinden kaçmaya adadı; kaç ermeni mutsuzluklarının faturasını bir olmayan olaya kesti; zamanını, parasını, enerjisini ölen atalarının yaşadığı korkunç gerçeklerinin hesabını Türkiye Cumhuriyeti'ne bir "soykırım"ı kabulettirme adına harcadı; kaç ermeni gerçek olmayan soykırımdan gerçek olmayan duygulanımlar, yaşantılar çıkararak yaşadı; kaç "olmayan an" yaşandı böylece; kaç? Bu Tarih'in bir ironisidir: Kötü olan, gerçek insanların da, gerçek hayatların da, sefil hayallerden, hezeyanlardan, insanların kendilerine söylemeyi sevdiği zavallı yalanlardan dolayı acı çekmesidir. Yaşadığımız bir kabustur ki, öyle ki onca kabustan sadece bir tanesidir ve gerçek yaşamlarımızı da gerçekliklerin dışına itmesini gayet iyi becerir.
Konu possible_outside tarafından (11-10-2007 Saat 12:44 ) değiştirilmiştir..
|