|
Sayın Cabir;
Sayın anarşist camia;
İnancın tartışılamayacağını en iyi bilenlerdenim, müsterih olabilirsiniz. Yani ne açtığım bu forumda ne de reel hayatımda böyle bir tartışma saçmalığına girmem. Hele de felsefi bir görüşün karşısına izlediği filmi kaynak göstererek çıktığını sananlarla hiç girmem. Kişinin ‘kazanç kapısı’ ve ‘develerin üstündeki mal varlığı’ ile, günümüz dünyasının sermaye yığılması / teknolojik gücünü aynı kavrayışla algılamak için galiba felsefi görüş açısından tümden habersiz olmak zorunluluğu da vardır. Felsefe en gündelik tanımı ile, bize görünenin arka tarafını gösterir ve bir de insan düşüncesinin konusu olabilecek her şeyden şüphe etmeyi öğretir… Eleştirdiğiniz kısa değinimde yapmak istediğim, din gibi manevi yapıların, para gücü ve teknikle birleşmiş yönlendirmelerden en önce ve en çok yara alabileceğidir. Tıpkı tüm renkler aynı anda kirlenirken en çok beyaz rengin kirlendiğinde olduğu gibi. Kimi kendini dindar sananların ölümüne karşıtı olduğu ‘laiklik prensibi,’ devletin işleyişini dine karşı korumasının yanında, kanımca ondan da önde gelen işlevi dini, siyasi erke, paranın dayatmacı gücüne karşı koruması, insanla tanrısının arasını saf ve temiz tutmayı amaçlamasıdır. Eğer bu (laiklik) olmaz ise, çağdaş put-yapıcılarının putlarını satın almak durumuna düşersiniz, ruhunuz bile duymaz bunu!
Ama siz boş veriniz tüm bunlara, değil mi!
Yoksa, otuz iki kısım tekmili birden ülkemizde gösterime çıkarılan filmin sonunu kaçırabilirsiniz.
Put yaparım, put satarım
Ustam öldü ben satarım

sıyırdı yüzünü dünya / gördüm kimse ben değil
|