Alıntı:
fenasi´isimli arızadan alıntı
Sn. Possible, keskin zekanızın yaratıcı bilginizle yoğrulduğu bir yazınızı okumak bana müthiş keyif verdi teşekkür ederim.
Ben bu nokta da bir şeyler söyleyip çekilmek isterim, Malum ramazan ayındayız ve ben söz verdim ramazanda uslu duracağıma dair kendime.
Yukardaki alıntıda, Tanrının değişmeyen ve şaşmayan düzenli işleyen bir sisteminden söz ederken, mevcut feza'nın (aslında netekim paşa olmasa daha kısa yazacağım ama) kaotik yapısını bir yana koyacak olursak, salt dünyanın ve üzerinde yaşayan sistemin kaotik yapısının, mevcut tanımı sarstığını gördüm. Tanrı eğer belli bir düzen kurmuşsa (Mevcut teolojik bilgiler ışığında sabit ve kesin bir düzen uygulayan tanrı bunların değişmesine de izin vermez.) mevcut Dünya'nın bu kaotik yapısı, bu önermeyi kendi açısından geçersiz kılar. Konuyu şeytan'ın üstüne yıkıp kaçabilecek olanlar içinse söyleyeceğim, sürekli olan düzenin kanunlarını koyan ve uygulanmasını emreden Tanrı olduğu için, Şeytan ancak geçici başarılar kazanabilir ama sistemi bozamaz. Bu durumda kaotik sistemi açıkladığınızı sanmayın. Yukarda bahsedilen Tanrının kurduğu ve işlemesini emrettiği bir sürekli yanılmaz düzendir. Şeytan sadece insanı aldatmak için vardır, Tanrının yaptıklarını yıkmak yada değiştirmek için yaratılmamıştır.
|
Fenasi bey, öncelikle iltifatınız için teşekkür ederim, bimukabale efendim -ayrıca böyle yazdığınız için değil. Birçok yazısını okumayı sevdiğim aklıma gelenlerde Lynx, Akeboshi, Esquiha, Ebruli, Titania ve aslında bir konu üzerinde kapışmaktan çok fazla yine konu dışına ve kişiselliğe ve benimle ve yazdığımla ilgisiz düşüncelere kaymasına karşın Maria... (aklıma gelenler bunlardı) ile birlikte saygı duyduğum kişilerden olduğunuzu belirteyim.
Bir de kaos konusu girince iş iyice sarpa sarıyor. Düzen varsa kaos da vardır desem mantıksal bir açıklama getirebirim, bu işin kolay yanı: Bir şeye düzen, düzenli diyebilmemiz için mutlaka kargaşa halinde, düzensiz olan şeyin de idrakında olmamız gerekir/işin mantıksal diyalektiğinde karşıt kavramların birbirine zorunlu geçişi, uslamlamaları birbirlerine zorunlu olarak götürmeleri kolay anlaşılabilir bir şeydir: Üçüncü bir aşama daha vardır: Düzen ve kaos hem çelişik olarak hem de bütünleşik olarak bir arada bulunurlar. İş, Evren'de bunu gözlemlerken nereden ne karara varacağınla ilgili: Örneğin, her şey değişir; artık Fiziğin doğruladığı bir şey bu. Ama fiziksel olan herşeyin değişmesi, değişmez bir kuraldır: Yani herşeyin değişmesi değişmezdir. Bu da düşünceyi kaosa götürebilir. Ben şahsen hem belirlenimin hem raslantının, hem düzenin hem kaosun, hem gerçeğin hem yanılsamanın, hatta herşeyin değiştiği evrende bir dolu da değişmez şeyin (2+2=4; veya Aristoteles'in tasımı: "Bütün insanlar ölümlü" ise, "Sokrates insan" ise her durumdan her falan özel koşulun filan özel koşulundan bağımsız olarak yargı: "O halde Sokrates ölümlüdür." çıkacaktır) olduğu bir Evrende yaşıyor: Peki bu düzen midir, kaos mudur? İkisidir de. Bunları sakince söyleyebilmek kolay. Ama gelgelim yaşamdaki bir olaya, tarihteki bir olguya uyarlamak acaip dehşetli zorlu bir iş olabiliyor... İnsanın çizdiğim Evren tablosunu kafasında canlandırabilmesi, hayal edebilmesi de acaip zor...