|
Sartre'den hem çıktık hem çıkmadık Sevgili possible_outside...
Öncelikle cümlemin -belki imgesel dile daha yakın olmuşluğumdandır- size geçmediğini söylemek isterim, yani cümle kendini açıklayamamış, ûslupsal sorundur diyelim...Özellikle "zevk aracı" tamlamasını ve "görkem" kelimesini seçerek kullanmaya çalıştım ama demek ki başka düşünlere sevk etti sizi...Campela'nın yazılarını eklediniz,
«Dünyanın bütün kitapları doyuramaz kafamın açlığını. Neler neler okumadım! Ama yine de kafamın açlığından ölüyorum... Anlayışım arttıkça, bilgim eksiliyor...»
...
«Öğrenmediğin şeyi nasıl bilebilirsin? Şeytan mı var senin emrinde?» diye sordular. Ben de: «Bildiklerimi öğrenmek için, sizin içtiğiniz şarapların on misli kandil yağı harcadım» diye karşılık verdim.»
Okudukça gözleri bağlı bir insanın yavaş yavaş bağının çözülmesi ve dokunduğu filin ne kadar büyük olduğunu görmesi ya da bilgi edindikçe ummanın nasıl da sınırsızlığını görüp daha da açlaşması, gözlerini fal taşı gibi açması açması ama yine de tüm evrene dokunamayacağını bilip de azap çekmesi...Bu çile elbetteki boş bir çaba olamaz...Campanella da, Sartre de devlerdendir; Newton olmalı "devlerin omuzlarından daha ileriye" bakabileceğimizi söyleyen; bu çaba ne diye boş olsun ki biz "cüceler" için bile olsa...Campanella da nice işkenceler çekmiş hatta en insanlık dışı işkence uygulanırken bile bir filozofa yakışmayacak sözler ağzından çıkmasın diye dişlerini sıkmış ama Güneş Ülkesi'ni yazabilecek kadar da yüreğini bilgelikle doldurmuş...
Oysa yukarıda Sartre iki kahramanını konuşturuyordu; biri burjuva tüccar bir ağabey, diğeri üniversitede idealist bir akedemisyen ve bu kahramanlardan biri gerçekten de Fransa'nın Cezayir işgaline katılarak "özgürleşiyor"...Jacques hangisi sizce...?
Sorunuzun yanıtını verdim sanıyorum...
|