Tekil Mesaj gösterimi
  #8 (permalink)  
Alt 01-10-2007, 12:39
possible_outside
Guest
 
Mesajlar: n/a
Alıntı:
maria´isimli arızadan alıntı Mesajı göster

Hayatımızı nizam, ahlak ve doğruluk üzerine kurgulamaya çalışırken aslında gayet gösterişsiz başkaldırma, isyan ve anarşi zevklerini araç ediniriz...
Görkemle döşediğimiz zahmetli hayatımızın aslında ne basit, ne boş bir ayaklanma olduğunu gördüğümüzde belki bir esir kampında bile olsak özgürleşeceğizdir...
Bu yazınızda Sartre felsefesine bağlı kalırken yine de Sartre'dan uzaklaşarak sanki izlenimlerinizden belli yargılar çıkardığınızı gördüm. Ben şunu iyi bir eleştiri olarak anlamaya karar verdim -böylece kendime bir yarar umuyorum:Hayatımızı nizam, ahlak ve doğruluk üzerine kurgulamaya çalışırken aslında gayet gösterişsiz başkaldırma, isyan ve anarşi zevklerini araç ediniriz...

Ama altındaki ikinci cümlede görkemle döşediğimiz hayatımızın boş bir ayaklanma olması... hayır, size katılmıyorum. Örneğin bu tip bir hayat maddi başarılar getirmiyorsa boş bir ayaklanma değildir/maddi güce, somut verili bir güce dönüşmeyebilir. Kişi Kafka gibi hukukçu, sigorta memuru olup gelir evine yazılarını yazar; ama tam da bu evinde yaptığı şey onu çağdaş batı edebiyatının en büyük yazarlarından biri yapabilir (Örneğin şunu düşünün Maria: "Kafka olmasaydı çağdaş batı edebiyatı olmazdı" diye yazmıştı Sartre. Az bir şey abartı ile katıldığım bir söz) Dahası yazarın kendisi de kendini bazen eleştirirerek söylediğinizin benzeri bir şeyi o da kendine diyebilir. Gerçekten de başarısının boyutlarını, erimini, açılımlarını görememiş bir yazar olarak öz-eleştirisinde çok da haklı olduğunu görebilir. Ayrıca esir kampında dahi olsak özgürleşebileceğimiz bana çok bilinç açısından soyut bakmak gibi de geldi/Ama belki de bu "idealizme düşüşünüze" saygı duyduğumu ama bunun tek yanlı, stoik felsefeyi hatırlatan bir özgürlük olduğunu söyleyebilirim. Bununla birlikte insanın hayatının bir aşamasında hayatındaki "ayaklanma"ya bakarak basit, boş bir ayaklanma olarak görmesi, böyle sert, radikal bir eleştiriyi, bir tür kendi hayatında yaptığı onca düşüncesini, inancını, yaşantılarını, içsel-yaşantılarını... tüm bir bütüne verdiği anlamları böyle reddebilmesi de -eğer bu öz-eleştiride samimiyse- herhalde bilincine (ama esir kampında olduğu için sadece bilincine) yeni bir özgürlük alanı, yeni, boş, tertemiz bir özgürlük alanı açacaktır -her ne kadar bunu yapan kişinin ne kadar çok, ne kadar kapsamlı bir eski bilinç nesnelerini yokettiğini, korkunç bir haksızlık yaptığını düşünsem de... ama yazınıza dönersek yine bir de şöyle bir şey çıkarabilirim: Siz de somut olanın, örneğin gündelik yaşamınızın, yaşantılarınızın içinde "aslında basit" "aslında boş" ayaklanmalar deneyimlemiş veya deneyimlediğinizi sanmış gibisiniz -keşke örnekler verseydiniz, daha da yararlı olurdu.
Alıntı ile Cevapla