Tekil Mesaj gösterimi
  #12 (permalink)  
Alt 27-09-2007, 08:32
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
maria maria isimli Üye şimdilik offline konumundadır
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088

Yani ben yine kılçıklık yapmış olacağım da, varsın olsun!
İşin duygu coşturmaca boyutu beni bağlamaz, kim neye ağlıyorsa saygı duyarım.
Ama filmin çok iyi olduğunu düşünmüyorum, hele hele de bir baş-yapıt olduğuna hiç inanmıyorum...
Açalım;

Öncelikle kullandığı (dikkat edin!!!) kullandığı(sömürdüğü) konu itibarıyla, zaten "ağlak" bir film olmayı hedeflediği gözümüze gözümüze sokuluyor, beğenenlerin bir çoğu o dönemleri ya yaşamış ya da pek yakınından ıskalamışlar ama mevzulara yakınlar az çok, yani üzerine ne koysanız zaten etkilenebilecek kişiler, bazılarının o günki olaylarda yakınları ölmüş, kimisi işkence görmüş ve çoğu da aynı melodramı hissetmiş. O dönemleri çocukları olmayanlar içinse; dramı üstte zırlatan sahneler duygu sömürüsü tekniğini alasıyla kullanmış... Bu kısmı geçiyorum ben tutarsızlıklarına değinmek ve bir dizi yönetmeni olan Çağan Irmak'ın filmi satmak(ticari kaygı!) adına konuyu nasıl "zebil" ettiğinden bahsedeceğim...

1-Güney Marmara şivesi yapmacık, bazı dialoglar da zoraki diyecek kadar kötü...
Balıkesir'de öyle bir köy yok sonra, onca açlığın sefaletin ardından ekonominin berbat olduğu dönemlerde, pırıl pırıl bir köy, peh! 1980'lerden sonra ithal mallar ülkeye girdi mi girdi, türk lirası değer kaybetti mi kaybetti(dolarizasyon sorunu), ithalatı kısmak amaçlı uygulanan makro politikalarla özellikle de 1985'lerden sonra iç talep kısılmaya çalışıldı, ihracat özendirildi...Kemerleri sıkacağız diye rahmetli Özal az mı "halka seslenirdi"...Balıkesir liberal çizgide devam edegeldi daima...
Köy bembeyaz badanalı, herkesin refah içinde olduğu, şirin mi şirin bir yuva... Sadece bakınız ne sıcak, sevgi yuvası densin diye hayali bir köycük yaratılmış...
2-Dönemin insanlarının yaşadıklarını YÜCELTİYOR gibi gözükse de en büyük tutarsızlık aslında; yermesi, sanki onca acıları onca eziyetleri bir HİÇ uğruna yaşamışlar gibi bir hava estiriyor ki, ben 78 kuşağından olsam o filme tepki bile gösterir, üzerimden ekmek yemenin ucuzluğunu en sert şekilde eleştirirdim. Oğul düzene karşı çıkıp kente gidiyor, ama oğul hatalı bak mis gibi aileni bıraktın, köyünü bıraktın, nasıl da burnun sürtüle sürtüle döndün a be safım havası hakim! Yani bir HİÇ uğruna "maceraya" dalarsan işte sonunda böyle kös kös dönersin tavrı çok itici...
3-Filimin başında iki uyduruk işkence sahnesinde polis yeriliyor ya aman "polis kardeşlerimiz" tepkisel olmasın diye, eşşeğin ... sinek gibi trende güler yüzlü polis amcacıklar, yapmacıklık diz boyu...
4-Filmin en dramatik sahnelerinden sonra öyle abuk subuk geçişler yapılmış ki, az evvelki sahneyi hazmedemeden, gülmece bir sahne şlakk diye giriveriyor araya ki; bir klip mi bir film mi izlyorsunuz anlayamıyorsunuz, yani geçişler ve teknik anlamda da zayıf.
5- Filmin tek hakkını yiyemeyeceğim yanıysa, muhteşem oyunculuklar, hoş öyle bir kadroyla zaten ancak filmin zayıf ve ucuz yanlarını oyunculuklar sırtlardı ya, oyunculuklar bas bas bağırıyor, biz bu filmde olmasak film diye bir şey kalmazdı türünden...Hümeyra'nın oyunculuğu hayran olunası!
Oysa ben iyi bir filmin usta oyunculardan çok, konusu ve teknik şıklığıyla önde olması gerektiğini düşünenlerdenim...

Kısacası bir baş yapıttan öte, ortalamanın hayli altında bir film...
İçine giremiyorsunuz Babam ve Oğlum'un, bunu dost meclislerinde söylediğimde bana hep aynı yanıt geliyor, "eee sen o dönemlerin acılarını yaşamadın ki yavrucum", iyi de bir film yaşadıklarımızın üzerine kurgulandığı zaman etkileyici olacaksa, Undergrand gibi şahaser bir filmde de o zaman Yugoslavya'da faşist zulumlar yaşayıp dönemin adamı olmalıydım, ama değilim...

Bir film bu kadar yakın geçmiş üzerine kurgulanıyorsa biraz daha özenli olunmasını beklerdim, ama iyi yere olta attıydı, ve gelsin balıklar (paracıklar-ödüller-prestij cart curt) tek kurnaz yanı buydu filmin...

Sert mi oldu?
Eeee biraz...
Alıntı ile Cevapla