Sorgulanmayan hayat yaşamaya değer değildir..
Sorgulama ve sorgulamanın gerekliliği, ahlak, erdem, tümevarım gibi konular felsefede Sokrates ile başladı. Felsefeye daha önemli ne gibi bir katkı yapmasını bekleyelim ki bu fikirleri havada kalan eli iş tutmayan filozoftan? Benim aklıma felsefe denince sorgulamak, geliyor.
"Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir" diyen bir filozofun kendini tanrı gibi gördüğünü söylemek ne kadar doğru bir yakıştırma olur?
Sokrates’in dinsiz ya da boş bir insan olduğuda söylenemez, dinsiz olan boş değildir. Ayrıca kendisi de Xenophanes’ten beri gelişen bir din anlayışının içinde yer almıştı; yani halk dininin boş inançlarına bağlı değildi; halk dininin arınmasını, bunun için de Tanrılar için yakışıksız tasavvurların ortadan kalkmasını o da istiyordu.
“Hayatımı alırsanız, sizlere tanrılar tarafından adeta terbiye edici bir araç gibi sunulan daha iyi birini bulamayacaksınız. uyuklayanın sineğe vurduğu gibi vuruyorsunuz bana, geriye kalan hayatınızı uyuyarak geçirmek için.
Sizin istediğiniz gibi konuşup yaşamaktansa, kendi istediğim gibi konuşup ölmeyi yeğlerim'' demek mi salaklık?
Bazı değerler sizin sandıklarınızdan çok daha önemlidir. Sokrates de belki ölerek bunu anlatmak istedi ama hala anlaşılamamış demek ki.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
|