Tekil Mesaj gösterimi
  #4 (permalink)  
Alt 24-09-2007, 21:38
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
maria maria isimli Üye şimdilik offline konumundadır
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
Usuma Dekalog 1 düştü...
Fizikçi akedemisyen bir baba ve şeker mi şeker oğlu yalnız yaşamaktadırlar, oğul -yaşının da getirdiği meraklılık ve doğu bloğu eğitim sistemindeki o dönemki dini baskılarla- yaşamı ve ölümü sorgular, babası tüm bunları bilimsel bir mercekten yanıtlandırır...
Bir gün, buz tutmuş gölde kaymaya gitmek istediğini söyler çocuk, babası hesaplamalar sonucunda; buzun kalınlığını, havanın soğukluğunu vs araştırıp, oğluna buzun asla kırılmayacağını ve kaymaya gidebileceğini söyler...(Buz elbetteki kırılır ve ölüm kaçınılmazdır)
Dekalog 1'de sorgulanan; on emirdeki "senin tanrın benim, başka tanrın yoktur." türü bir irdelemedir...Elbette burada bilimin ya da Tanrı'nın birbirlerinden üstün ya da ardıl olduğu sonucuna varılmaz, ama Feyerabend'ın "kör bilimcilik" üzerine mizahi, ironik sorgulaması bunu anımsattı bana...

Nbb'in dediğine gelirsek, o din baskısı ve hakimiyeti altındaki uluslarda bilimin, din ile eş değer "bilgi kaynakları" (din, sanat bunların her biri bilgi edinmenin farklı yollarıdır, birbirlerinden daha üstün ya da öncelikli ya da ayrıcalıklı değillerdir) olarak bellenemeyeceğine atıfta bulunmuş sanırım ki, yerindedir kanımca...Hala din ile bilimi boğmak (bkn: kitaplardaki yaradılış kuramı veya gökçek'in yağmur duası..) mümkünken, bu tür medeniyetlerde bilim ile din'i eş değer öğreti kapsamına koymak, tehlikeli olacaktır...

Sevgili Berk, bilim adamlarının karşısında elbette ki "hazır ol"a geçmeyeceğiz, zaten onların beklentisinin de bu olduğunu sanmıyorum, ama asıl hazır ol'a geçmemizi isteyen din adamlarıdır ki, aynı kararlılığı asıl onların karşısında göstermemiz gerekir (siz ya da ben adına söylemiyorum, geneldir söylemim...)
Alıntı ile Cevapla