|
Evrensellik bir sindirme politikası da değil aslında. Evrenselliği de "mutlaklığı"ndan ötürü eleştirmişsiniz ki; konuya çok doğru bakabildiğinizi görüyorum...Ama haklısınız kavramın içi boşaltıldı, bizde yerel ve ulusal deyince bile ayrım varken, evrensel hayli itici geliyor insanlara...Herkes hassaslaşmış aidiyet duygusuyla hareket eder oldu, küçücük aileden başlıyor holiganlık, mahalle, ilçe, kent, bölge sonra ulusa kadar gidiyor...
Oysa beraber yaşamak zorunda olan bireyler, farkında olmadan kendi alanları dışındaki pek çok şeyden etkileniyor; besleniyor ya da bozuluyor...
Bir Yunus ya da Nazım olmasaydı nasıl ki eksik kalacaksak, Neruda ya da Rilke olmasaydı da eksiktik...
Geçende okudum, silahlanmaya harcanan mebla, açlık ve eğitime harcansaydı -hem de üçte biri- dünyada böyle bir sorun kalmayacak-mış...Oysa sınırlarlar muhafaza edilse dahi (ki anarşizmin en ütopik yaklaşımlarından biri de komünler (anarşist komünizm) ve nihayetinde bireylerin kendilerini yönetme şekilleridir) insanların birbirileriyle bir arada barış içinde yaşaması, yapısı itibarıyla hayali görünüyor...Biz de en azından evrenselliğe sanat, felsefe ve edebiyat alanlarında ulaşmakla yetinmeye çalışıyoruz...Herkes köyünü kahvesini, en başta da içini-özünü yansıtırsa, Afyondaki resim çizerle, Kübadaki şiir yazarın aslında aynı ortaklıktan, birlikten bahsettiğini, ortak birliğin, iradenin farklı yorumlarının da zaten "tek-tipleşmenin" önünü baştan tıkadığını görürüz...
Teşekkürler katılımınız için Berk...
|