Tekil Mesaj gösterimi
  #84 (permalink)  
Alt 20-09-2007, 11:57
possible_outside
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart Aklın evrenselliği ve mantığa bürümek

Alıntı:
maria´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Sen niye diyebileceksin Lilith?

Öncelikle içgüdünün fizyolojik olduğunu biliyoruz, yani psişik-ruhsal-düşünce işi değildir. Hayvanlarda türlerine göre, soydan soya geçen içgüdüler vardır, öğrenilemez ve deneme yanılma yoluyla da edinilmezler;
, örneğin, Çarli denen maymun saldırganlığını öğrenme sonucu değiştirmiştir...
Bunun yanında insan denen varlıkta güdüler vardır, içgüdüler değil. Ve insan akil (akıllı) bir varlıktır; ruh, akıl, düşünme ve duyu gibi... Duyularımıza hitap eden cinsellik işlevinde, insanın güdülerinin sonucudur, içgüdülerinin değil.

Kabaca örnek verirsek, cinsel ihtiyacını gidermek için hayvan seçici değildir, önüne gelen karşı türüyle (eş türüyle de olabiliyor, genetiklerinin bozulduğunu okumuştum) çiftleşebilir. Ama insan önüne gelenle çiftleşemez. Bunun için duyularının harekete geçmesi gerekir...

Mesela Lilith, bir adada kalsan, o adada da senden başka bir erkek olsa; o erkek de pis kokan, iğrenç homurtular çıkaran, berbat bir tene sahip, gözüne son derece çirkin gelen bir adam olsa, o adamla yine de sevişebilir misin? (Evet sevişebilirim desen de, bu "hemen, hiç düşünmeden" sevişirim olmayacaktır, duyuların onu düşünce yoluyla kabul etmeni hazırlayana kadar sevişemeyeceksindir... Oysa salt içgüdüsel bir davranış şekli olsaydı cinsellik, o adamla "hemen" sevişebilirdin...)

Bilmem anlatabildim mi kendileyim?
Beğenilerinize göre bir akıl oluşturmuşsunuz. Şöyle demişsiniz: Duyularımıza hitap eden cinsellik işlevinde, insanın güdülerinin sonucudur, içgüdülerinin değil.Gerçeği çok güzel örtüp yeni kavramlar getirmişsiniz, buna göre içgüdü: Hayvana özgüdür. Güdü ise insana özgüdür. Neredeyse bende hayvan yoktur, içimde bir hayvan yoktur, diyeceksiniz.

Neden çocuklar ve yaşlı insanlar sizin ve insan doğasının (bir bozukluk olma, sapıklık durumları hariç) "tercih"i değildir? Çok şişman olan insanlar ve çok zayıf olanlar neden "tercih" edilmezler? Neden gençlik bir "tercih" nedenidir? Neden göğüsleri çok küçük bir kadın, veya kısa boylu bir erkek... neden bunların hiçbiri güzel, veya yakışıklı değildir? Öyle ya cinselliğiniz içgüdüye değil de akli güdülerinize göre belirleniyorsa? içgüdünün fizyolojik olduğunu biliyoruz, yani psişik-ruhsal-düşünce işi değildir.Bravo! Tam ortadan ikiye ayırmışsınız; öyle ki fizyolojik içgüdüleriniz psişik fonksiyonlarınızı belirleyemiyor, orada ortaya çıkamıyor, oysa yukarıda verdiğim güzellik-yakışıklık anlayışlarımızın belirleyicilerine bakarsanız hiç de sizin psişik-akli fonksiyonlarınızın değil; tersine genel geçer belirleyicinin, içgüdülerinizin psişik fonksiyonlarınızı belirlemesi olduğunu göreceksiniz.

Türün, genlerinizin devamı için içgüdüleriniz, belirli bir yaş aralığından örneğin 20-40 gibi bir yaş aralığından güzelini-yakışıklısını bulur. Burada güzel-yakışıklı da ne çok şişman, ne çok zayıf olur! Ne çok uzun boylu, ne bir 'cüce' olur! Kaçmaya çalıştığınız gerçek için biraz gözlerinizi açıp insanların güzellik kavramını neyin belirlediğini bir görmeye çalışsanız... Neden 20-40 gibi bir yaş aralığı verdim? (Bu bir örnektir tabii) Çünkü hem erkek, hem de kadın içgüdüsel olarak bir çocuğun en sağlıklı nasıl doğabileceğine yönlendirilirler -yüksek psişik bir varlık değil de bir makine gibi. Buna göre yaşlılar ve çocuklar genellikle 'tercih' edilmezler. İçimizdeki o korktuğunuz hayvan en sağlıklı sperm hücresini, en sağlıklı yumurta hücresini gayet iyi bilecek kadar aklidir, ve sizin beğenininizi, aşkınızı, yüksek ruhsallıklarınızı o belirler. Bunun için çok şişman birine, küçük bir çocuğa, yaşlı bir teyzeye aşık olunmaz.

"Mesela Lilith, bir adada kalsan, o adada da senden başka bir erkek olsa; o erkek de pis kokan, iğrenç homurtular çıkaran, berbat bir tene sahip, gözüne son derece çirkin gelen bir adam olsa, o adamla yine de sevişebilir misin?" Eminim ki eğer sizi yöneten ve onun yöneticiliğinden boşu boşuna kaçmaya çalıştığınız içgüdünüz o erkek çok yaşlı, bir kadını dölleyemeyecek kadar yaşlı değilse seçme şansınız da azaldığı için o erkeği seçecektir. En fazla adanın kıyısından biraz denize girip yıkanmasını isteyecektir onun; ya da homurdamamasını. Ya yine homurdar ve pis kokarsa... kadınların en kuvvetli içgüdüsü annelik içgüdüsüdür ve bu içgüdü büyük ihtimal kazanacaktır: Onu tercih etmezseniz çocuğunuz olmaz. Sizin de farkettiğiniz gibi adada fazla bir tercih şansınız olmayacak ve büyük ihtimalle ada şartlarına göre yüksek psişik kuvvetlerinizi tekrar değerlendireceksinizdir.

Siz haklı olsaydınız, Psikanaliz, Genbilim ve Doğal seçilim teorisi haksız olurdu. Bence biraz daha araştırın. Görüşleriniz bilimi temelden sarsıyor!!

Son olarak yazınızdaki tek Akla ve Bilime uygun şey şu: "hayvanların öğrenilebilir davranışları içgüdüsel davranışlarını bozmaktadır." Eğer insanlarda farklı yönelimler de oluyorsa işte tam da bundan oluyor. Öğrenilebilir davranışlarımız, içgüdülerimizi bozuyor. Doğa, hayvan doğası bütünüyle akıl-dışı değildir. Doğa'da genellikle hayvanda da olduğu gibi üstünkörü-mekanik bir rasyonellik vardır ve insan davranışlarının büyük bölümünü yöneten, yönlendiren şey de bu üstünkörü-mekanik ussallık taşıyan hayvandır. Şunu da eklemek isterim ki içgüdülerinin tezahürü olan duygularını ussallaştırma çabasında olan insanları ben, daha çok kendindeki hayvana itaat eden ondan hiç özgürleşememiş insanlar olarak görüyorum. Yani genellikle içlerindeki hayvana hakaret eden, onu küçük görenlerin onun istemlerinden başka pek az şeyi ortaya koyabilen insanlar olduğunu -ikisinin aynı insan olduğunu- gördüm.

Herşey farkındalıkla başlar. Farkındalıkla çözülür şeyin kendine özdeşliği. Asla gerçekten kaçılamaz, O önünde-sonunda sizi bulur. Bir geminin ne olduğunu bilmeyen için o gemiyi yönetebilme umudu sözkonusu değildir.

Konu possible_outside tarafından (20-09-2007 Saat 12:26 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla