Tekil Mesaj gösterimi
  #2 (permalink)  
Alt 17-09-2007, 05:23
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
maria maria isimli Üye şimdilik offline konumundadır
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
İlki benden...Bakalım bu sitede çeviri şiire ilgi ne kadar?

Tanrı'nın Antonius'u Bırakması

Gece yarısı ansızın duyarsan
eşsiz ezgilerle, naralarla
görünmeyen bir alayın geçtiğini
boş yere ağlama talihin döndü,
hiçbir iş başaramadın, her düşün
boş çıktı diye.
Nicedir hazırmış gibi, bir yiğit gibi,
Hele kendini aldatmaya kalkma, deme ki
bir düştü bu, belki yanlış duydum;
böyle boş umutlara kapılacak kadar alçalma,
Nicedir hazırmış gibi, bir yiğit gibi,
böyle bir şehre layık olan sana yaraşırcasına,
kararlı adımlarla yaklaş pencereye;
duygulanarak dinle, ama korkakların
yanıp yakılmalarıyla değil,
son bir kez doya doya dinle o sesleri,
o gizli alayın eşsiz çalgılarını,
sonra veda et ona, yitirdiğin İskenderiye'ye.

Konstantin Kavafıs
Çeviren: Cevat Çapan

"Kavafis'ten Kırk Şiir" adlı kitabından...



Tanrının Antonius'u Bırakmasıdır

Birdenbire duyarsan geceyarısı
görünmeyen bir alayın geçtiğini
eşsiz ezgilerle, seslerle-
artık boyun eğen yazgına başarısız
yapıtlarına, tasarladığın işlere
hepsi aldanışlarla biten-
ağlamayasın boş yere.
Çoktan hazırmış gibi bir yiğit gibi
hoşçakal de ona, giden İskenderiye'ye.
Hele kendini aldatmayasın demeyesin:
bu bir düştü, kulaklarım iyi duymadı;
böyle boş umutlara eğilmeyesin.
Çoktan hazırmış gibi bir yiğit gibi
böyle bir kente erişmiş sana yaraşırcasına,
kesin adımlarla yaklaş pencereye,
dinle duygulanarak, ama
yanıp yıkılmalarıyla değil korkakların-
son bir kez, dinle doya doya ezgileri,
o gizli alayın eşsiz çalgılarını,
hoşçakal de ona, yitirdiğin İskenderiye'ye.

Konstantin Kavafıs
Çevirenler : Ionna KUÇURADİ ve A.Turan OFLAZOĞLU




Tanrı Antonius’u Bırakıyor

Birdenbire, gecenin yarısında
canalıcı müziklerle, seslerle geçen
görünmez çalgıcıları duyup da
artık talihin bitti diye, yaptıkların
çöküverdi; kanıtlandı diye
hayatının sahteliği, sakın ağlama.
Çok önceden hazır gibi, bir yiğit gibi,
Vedalaş, uzaklaşan İskenderiye ile.
Hele, hiç aldatma kendini
bu bir düştü, yanlış işittim deme
aşağılanma böyle boş umutlar içinde.
Çok önceden hazır gibi, bir yiğit gibi
böyle bir kente yaraştığını belli edercesine,
güvenli adımlarla yaklaş pencereye
ve coşkuyla dinle, ama korkakların
yakınmaları, yakarmalarıyla değil,
yüreğinin derinlerini açarak bu gizemli çalgılara
dinle canalıcı sesleri
Ve yitirdiğin İskenderiye’ye, elveda.

Konstantin Kavafıs
Çeviren: İsmet Özel
/ Halkın Dostları/ Sayı: 4 / Haziran, 1970



Tanrı Antonius'a Sırt Çeviriyor

Eğer,gece yarısı,duyulursa ansızın
geçişi görünmeyen bir alayın
eşsiz müziklerle ve seslerle-
boyun eğen yazgına,başarısız girişimlerine
ve hep hayalde kalan tasarılarına hayatının
ağlama sakın boş yere.
Çoktandır bekleyen biri gibi,bir yiğit olarak,
veda et ona,bu giden İskenderiye'ye.
Aldanmayasın sakın,demeyesin hele:
"Bir düştü bu,kulaklarım yanlış duydu."
Böylesine boş umutlara tenezzül etme.
Çoktandır bekleyen biri gibi,bir yiğit olarak,
yaraşırcasına böyle bir kentte yaşamak kısmet olmuş birine
yaklaş sarsılmaz bir kararla pencereye
ve duygulanarak dinle, ama
yakarmaları ve sitemleriyle değil korkuların,
son bir haz olarak dinle onları,
o gizemli ordunun benzersiz çalgılarını
ve veda et ona,yürümekte olduğun İskenderiye'ye.

Konstantin Kavafıs
Çevirenler :Herkül Milas-Özdemir İnce
,Varlık Yayınları (1911)


Şiirin duyumsattıkları:

Şiir, sevdiğimiz coğrafyayı; iç hesaplaşmalarımızın, başarısızlıklarımızın, yalnızlıklarımızın artçılında, "bir yiğit" gibi terki-diyar ettiğimizde hepimizin yaşayabileceği duygulara dokunuyor...Bir kentten ayrılışımda aynı hisleri, hem de aynı pencerede yaşamıştım belki de...Evrensel dil bu olsa gerek, yüzyıllarca sonraya kalabilcek nitelikte...

Gelelim şiirdeki ANTONİUS'a...Bundan iki bin yıl evvel, Roma ve Mısır tarihinde şöhret olmuş karekterlere; Antonius Romalı bir komutan, Cesar bilindiği üzere son Mısır Kralı, Cleopatra Cesar'ın zevcezi, Octavius Antonius'un kayınbiraderi, ve Cesar'ın düşmanlarından...Yer M.Ö.30'da Roma egemenliğine geçen İskenderiye, Mısır eyaletinin merkezi...

Cesar'ın ölümünden sonra Kilikia yöresi Antonius'un yönetimine veriliyor. O devirde dünyaya güzelliği ile ün salan Mısır Kraliçesi Cleopatra da bir Akdeniz turnesine çıkıyor, Antonius'la karşılaşıyor. Antonius Octavius'un kızkardeşi olan karısı Oktaria'yı boşuyor ve Cleopatra'yla evleniyor...

Rivayete göre Cleopatra ve Antonius'un yaşantılarını çekemeyen Roma'daki rakibi Oktavius, "Senato"yu da kışkırtarak; varis olarak Kleopatra'nın oğullarının tanınmasını isteyen Antonius'un elinden bütün yetkilerini alıyor...Ardından da Cleopatra ve Antonius'a harp ilân ediyor. Bu sırada Cleopatra ve Antonius Yunanistan'dadırlar. Burada Oktavius'un büyük bir saldırısına uğrayan aşıklar, İskenderiye önlerine kadar kaçarlar. İlk önce yakalanacağını anlayan Antonius kendisini kılıcı üzerine atarak intihar etmiştir, daha sonra da Kleopatra intihar eder, şu meşhur yılan hikayesiyle...

Şiir, işte tam da Antonius'un İskenderiye'deki bu "ölüm"e gidiş anını simgeler, kenti terketmek "ölüm"dür aslında, ve "bir yiğit gibi", kendini kandırmadan, "nicedir hazır gibi"...

"Gece yarısı ansızın duyarsan
eşsiz ezgilerle, naralarla"
....
"son bir kez doya doya dinle o sesleri,
o gizli alayın eşsiz çalgılarını,"

'Kommagene ordusunu askerleri ve atları kendileri adeta yenilmez kılan siyah çelikten zırlarını kuşandılar. Sayıları ancak bir kaç yüz kadardı ancak saldırılarına hiç bir düşman dayanamazdı. Bu çelik kuvvet ordunun gözbebeğiydi.

Kommagene atlıları sabah sisinde Roma süvarilerini bekliyorlar. Atlar sinirli sinirli toprağı eşeliyor. Aniden yürek titreten bir trompet sesi sisi yırtıyor.' / interpretatie yarum

Görüldüğü gibi, şiir oldukça yalın, sade sözlerle söylenegelmiş, yüzyıllar öncesinin durumsal bir anını, yüzyıllar sonra (1912'de) büyük ozan Kavafis, nasıl bir ustalıkla şiirleştiriyor...Çeviri şiirden ana dilindeki gibi tad alınamayacağı kesin, ama şiire her ne dilde yazılırsa yazılsın sırt çevirmemek gerekliliği bir gerçektir, yine Kavafis'ten bir alıntıyla tadlandıralım;

'Gövdemin ve yüzümün yaşlanması
korkunç bir hançerin yarası.
Dayanılır gibi değil.
Sana dönüyorum, ey Şiir Sanatı,
merhemlerden az çok anlayan,
düşlerle, sözcüklerle avutmasını bilen.'
Alıntı ile Cevapla