|
Bir haberde izlemiştim: polisler dur ihtarına uymayan bir motorsiklet sürücüsünü yakaladılar. Ama nasıl? Yerde tekmeleye tekmeleye döverek. Bu etkisiz hale getirme değildi. Neydi? Polis minübüsüne attıktan sonra yakaladıkları, dövdükleri gence şöyle soruyorlardı (kızgınlıkları geçmemişti) :"Neden bizi uğraştırdın?", "Dur, dedik. Neden durmadın?" Bence onu uğraştırdıkları için cezalandırmışlar, yerde tekmeleye tekmeleye dövmüşlerdi. Şimdi, varsayalım ki sürücü gerçekten suçlu. Bir suçlu hemen teslim olmak zorunda mıdır? O suçluysa, kaçması, uğraştırması normal değil midir? "Uğraşmak" zaten polisin işi değil midir? Hangi durumda bir emniyet amiri veya bir içişleri bakanı bu yapılanı (polisin yaptığını) cezalandıracaktır. Devlet olmak, ya da herhangi bir ülke yönetim organizasyonu kurmak, bu organizasyonda çalışanların kendi anlayışlarına, bilinçlerine göre değil, yasalara, kurallara göre davranmasını gerektirir. Bir devlet çalışanı, bir devlet kurumu "orayı gaspedenlerden" ya da "orası ona ait olanlardan" oluşmaz.
Karakolda vurulma, karakolda camdan düşme, çoktan etkisiz hale gelmiş biri yerde tekmeleme bir bağlamda Devlet ya da herhangi bir yönetim kurumu kuramayacak, bu yeterlilikte olmayan bir bilincin hegamonyasıdır.
|