Şimdi her şeyden önce hayat bir savaş değildir, savaş gibi görürsen öyle yaşarsın, bakış açın o şekilde olur. Daha burada birbirimizden ayrıldığımız için düşüncelerimizin paralel olmasını ya da birbirimizi ikna edeceğimizi ummuyorum.
Onun dışında arkadaşlar burada üretilen bir sniper'dan söz ediyoruz, çok emin değilim ama Sniper suikastçi tüfeğidir benim bildiğim kadarıyla ve dolayısıyla savunmadan çok hücum veya gerilla hareketler içindir.
Ülkemizin terör sorunu vardır fakat bunun birincil çözümü uzun mesafeli tüfekler üretip, keskin nişancılarla kuş avlar gibi terörist avlamak değildir, o insanları oraya çıkartmamaktır.
Dış tehditler de söz konusu biliyoruz. Irak savaşta, İran ABD'yle, Gürcistan Rusya'yla her an savaşa girebilir, Yunanistan Megola Idea'sını hala sürdürmekte kendi çapında, Kıbrıs kendiliğinden gidecek düşmana gerek kalmadan. Peki bizim önlemimiz ne olmalı? Her yıl bütçenin büyük kısmını askeriyeye aktarmak mı, herkesi silahlandırmak mı, kendi kendimize milliyetçilik-ırkçılık yaparak mı, süper güçlerin uzun yıllar önce bulduğu silahları tekrar geliştirmeye kasarak mı önlem alıcaz? Yoksa adam gibi bir dış politikayla(son zamanlarda pek göremediğimiz), içte barışı sağlayarak, ekonomide büyüyerek, refah seviyesini arttırarak mı alabiliriz önlemimizi?
Ayrıca hadi onu geçtim, silah satarak mı kalkınıcaz? Siz-birey olarak- çok zengin olmadığınız ama zengin olmak istediğiz için, birilerinin düşmanı olduğunu bildiğiniz, başkalarının canını yakacağından emin olduğunuz bir nesneyi satar mısınız? Bir tinerciye sadece para kazanmak için tabanca satacak varmı ki aramızda?
Ayrıca silahlar biraz da TV'deki salak programlara benzer. Yapımcılar halkımız istiyor da biz yapıyoruz derler, bir kısım bu programları kanalların yayınladıkları için halkın izlediğini söyler. Sonuç olarak halk izler bu programları ve TV izledikleri vakitte kendisine hiçbir şey katmamış olur, zamanını boşa harcayarak kendisine zarar vermiş olur. Silahlar da ihtiyaç olduğu için yapılır, hep korktuğumuz birileri vardır, sadece savunma amaçlı alırız üretiriz ama bireysel silahlanma yüzünden veya savaşlarda kullanılan silahlar yüzünden milyonlarca kişi ölüyor. Bu esnada silahların üretildiği için alındığını düşünen pek çıkmaz, devletin silahlanması da halkı özendirir, devletin silahlanması halkın da silahlanmasını etkiler.
Neyse çok ahkam kestim, ne ideal bir dünyada yaşıyoruz, ne de hayatla bir savaş içindeyiz. ama silahı alırsanız girersiniz savaşa.
Nietzsche'nin Amor Fati anlayışını düşünün biraz, bir de Orwell'in 1984'ünü okuyun benim yazdıklarımın ve benim aklımdan geçenlerin size daha anlaşılır gelmesi için.
Barışla Kalın
