|
Bence ölü maddelere ne söyletiyorsak onu değilde bizim çağımızı yeniden yorumlamak gerekli:Zira göstergeler ve imgeler düzeyinde iktidar lehine bir anestezi ve güdülmeme tehlikesi söz konusuyken, iktidar açısından tam tersine iktidar göstergelerine indirgenme gibi bir tehlike vardır… Giderek çoğalan göstergeler ve imgeler iktidarla kurulan simgesel ilişki konusunda önemli değişikliklere yol açmaktadır…. Biz Camus'nun 'korku çağı' dediği çağda yaşıyoruz. Felsefi kavramlara psikolojik yaklaşıyoruz. Baudrillard bir 20.yy çocuğu Hitler'in, Stallin'in hatta bir bağlamda daha beteri metaların tanrı olduğu kapitalizm'in çocuğu. Kişi kendi görüş açısına şu ya da bu düzeyde gerçek, gerçeklik demeden nasıl kendi görüş açısını savunabilir. Gerçek kavramı kendinde bir varlığı olan aklın kavramı olursa bağlayıcılık taşır ve bağlayıcılıkta bize korkunç iktidarları çağrıştırır, öyleyse Tanrı yok, akıl yok, gerçek yok... sorun bizim dönemimizin bilincinde biz Nietzsche'nin önden gelip haber verdiği "son insanlar"ız aptallaşan, bayağılaşan nihilistik ve "surreal" bir bilinç dünyasında yaşayan tipleriz ve umarım geçiciyizdir -çağımızın felsefesi kadar acaiplikler içeren ucube bir felsefe yok tarihte.
|