|
Bir espri yaptım aynaya ve her şey aynada ki o espriden ibaret oldu birden. Ben gülüyorum aynada ki gülüyor. Ben ağlıyorum aynada ki hala gülüyor.
Çözemedim ilk başta sebebini. O bana ait bir yansımaydı ve benden bağımsız hareket edemezdi. Anladım ki yansıyan görüntü içimden akıp giden üzüntüler, aklımda ki kaygılar ya da beynimde uçuşan bin bir yarasa değil. Sadece sahnede nasıl duracağını çok iyi bilen bir kişinin elinden çıkmış mutluluk rolü.
Evet, bu sahnede nasıl durmam gerektiğini çok iyi biliyorum. Yalanları söylemeyi bırak kendimi kandırır oldum artık. Aslında bu oyunda rol alan kimseye yalanlar söylemedim, ilk önce kendimi inandırdım olmayan şeylere ve ona göre yaşadım hayatımı. Belki çok kalp kırdım ama kırılan her kalbe karşılık benim içimde kurduğum şehir de yavaş yavaş yıkıldı. Fakat anladım ki bazı hisler insana o kadar ağır geliyor ki sen bile anlamıyorsun bunun ne olduğunu . Dolayısıyla ne şehrine o kimliğe uygun bir insan yerleştirebiliyorsun ne de onu yok edebiliyorsun. Gerçekle hayal arası bir şey. Tekrar mutluluk oyununa döndüğünde etrafındakilerin sana daha bir soran gözlerle baktığını görüyorsun, kimisi hafif şaşkın. Koşa koşa o ilk esprini yaptığın ve kendine en mutlu gülücüğünü taktığın aynanın karşısına gidiyorsun. ‘Acaba makyajım mı aktı?’ diye. Fakat baktığında akanın makyaj değil de düşüncelerin olduğunu görüyorsun. Gözlerin daha masum, her zaman ki renginden daha koyu, hafif sinir, hafif güvensizlik, biraz mutsuzluk, biraz biber, biraz tuz. Hepsi birbirine karışmış. İşte o an anlıyorsun ki başrolü başkasına vermişler bu oyunda. Çünkü oyunun adı ‘Mutluluk’ sen ise maskeni düşürmüşsün artık.
İşte ben de böyle atıldım hayatımdan ya da kendimi daha iyi tanıdım ve yanlış sahnede yanlış oyunu oynadığımı anladım. Yani kendimi daha iyi tanır oldum. Çünkü bu sefer aklımda kendimden sakladığım hiçbir düşünce yok, kendime söylediğim yalanlar yok. En değer verdiklerimi bile kaybederken aslında o kadar değerli olmadıklarını anlıyorum. Bunca yıldır hep tozlu kitaplar arasında bıraktığım, bir kimlik veremediğim, gerçekliğine inanmadığım aşkı tarif etmeye çalışıyorum. İlk seferde uygun cümleleri uygun yerlere koyamayacağım belki ama biliyorum ki doğru cümleleri ben zaten kurmuştum. Artık sadece bunları anlamlı bir şekilde birbirine bağlamak kalıyor.
|