|
"Aşk geçip gittiğinde kendimizi hep bitkin bir halde bulduğumuz ateşli bir hastalık; evet, aşk bu. Kısacası artık beni ne cezalandıracak, ne de aldatacak birine ihtiyacım var. Böyle, hiç olmadığım kadar kendimleyim. Aslında biraz da bu nedenle içiyorum. Çünkü içmek, insanın kendisiyle yalnız kalması demektir. 'Neden içiyorsun? İçkide ne buluyorsun?'...Sorular, sorular. Kendimi görmek için, kendimden biraz uzaklaşmak için, kendimin içinden dışarıya çıkmak için içiyorum... Evet, dışıma çıkmalıyım. İnsan, içinde olduğu bir şeyi bir bütün olarak nasıl görür, nasıl kavrar? Size bir sır vereyim. Ruhsal aylaklar hiçbir yere ait olmak istemeyenler değildir; elleri, kolları, kökleri olmayanlardır, tutunamayanlardır..."
Mehmet Eroğlu - Zamanın Manzarası

"Gerçekten bucak bucak kaçıyorum. Birini sıkıntıda görünce çocuk gibi ortadan kaybolmak istiyorum. Korkaklıktan değil, kendimi onun yerine koymaktan. İnsanların karşısında bazen de o eski utangaçlığım yüzünden dikilip kalıyorum. Gitmek gerektiği halde bir türlü uzaklaşamıyorum. Kitaplarla, yani bir çeşit masal dünyasıyla hayatı karıştırıyorum eskisi gibi. Galiba gittikçe de düzeltilemez oluyorum bu konuda. Masalın nerede bittiğini, hayatın nerede başladığını fark edemiyorum. Bazen duratıma bir garip bakıyorlar; o zaman uyanır gibi oluyorum..."
|