Tekil Mesaj gösterimi
  #9 (permalink)  
Alt 11-02-2012, 21:57
bekir_91 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
bekir_91 bekir_91 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 01-07-2008
Mesajlar: 92
Sözlerime anlayışla cevap verdiğin için teşekkür ederim. Ben de söylediklerinde farklı ve kendimce yanlış gördüğüm bir kaç noktayı kelam etmek isterim.

Burada olmamın nedeni irşad yani bu bana bir ilahi emir. Sadece bana değil bütün Müslümanlara. İyiliği emredip kötülükten men etmek gücü derecesinde her Müslüman'a farz-ı ayn yani 1. derecede herkese farzdır. Bu siteyi bir süredir girmiyordum, hocalarıma bu gibi yerlerde neden konuşmadığımızı sorduğumda bana hep o sitelerdeki insanlar tartışma için kavga için geliyor zaten dinlemek için değil demiişlerdi. Gerçekten de bir kaç istisna hariç sürekli küfür yedim. Lakin son zamanlarda okuduğum ve dinlediğim ayetlerin beni buraya yönlerdirdiğini düşündüm ve ilk karşıma gelen şeye yorum yazdım.

Alıntı:
İnsan elinin değdiği her şeyin nasıl bozulduğunun da tanrının varlığına kanıt olduğunu söylemişsin, bakış açın anlaşılır bir bakış açısı ancak o zaman da şu soruyu sormadan edemiyorum madem insanlar bu kadar vahşi, bu kadar bozguncu yaratıklar ve tanrı madem duyguları olan(sodom ve gomore'ye sinirlenen, kavimleri öfkeyle helak eden) ve dünyadaki olaylara müdahele edebilen bir tanrı neden bu malum müdahele gerçekleşmiyor. olan doğal afetler etliye sütlüye dokunmayan hindistanlıların, japonların başına geliyor bu aralar. sana sorulan soru konusunda çok haklısın bu soru yanlış bir soru Allah varsa neden dünyada kötülük var ancak bu soru eğer olaya deist bir bakış açısından yaklaşırsak yanlıştır. oysa daha önce söylediğim gibi islamiyetin tanrısı ve tüm semavi dinlerin tanrısı kendi kutsal kitaplarında dünyadaki olaylara müdahale eden gayet antropomorf bir tanrı.
Önceden de söylediğim gibi Allah'ın Hakim ismi her şeyi hikmetle yapar, ancak insanların sınavda olması münasebetiyle imtihan sırrının ortadan kalkmaması için bu hikmetleri sadece belli kişiler görebilir. Çünkü irade ve seçim imtihanın ana şartıdır. Bunu herkes görürse imtihan sırrı ortadan kalkar. İnsanların hepsi değil bir kısmı vahşi sayılabilir. İnsanlarda irade yani seçim özgürlüğü ve akıl vardır. İnsanlara nasıl bir insan olacaklarına kendileri karar verir bu nedenle. Genel olarak bir musibetin meydana gelmesi ise genel olarak işlenen suçlardan ileri gelir. "İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır." Rum Suresi 41 ayet. Bu onların bazı yaptıklarının sadece bir kısmının onlara tattırılmasından ibaret. Japonya şu anda denizleri en çok tahrip eden ülke. Balina ve yunus eti tüketiyorlar sürekli olarak. Dikkat edersen sürekli green peace le Japon gemileri kavga ederler. Marketlerde her yer balık eti. Dünyanın en güçlü ekonomisine sahip ülkesi ithalat yapmamak için denizin canına okuyor. Onlar denizi tahrip ediyorlar, cezaları da denizden geliyor. Sodom ve Gomorre'yu iyi ki örnek verdin. Oradaki insanların nden helak olduğunu bilirsin. Ancak İslam tarihi kitaplarına bakarsan orada meleklerin Allah u Teala'ya bu şehirde çok ibadet eden kimselerin bulunduğunu ancak Allah'ın onlara sırf başta söylediğim emri bil maruf nehyi anil münker yani bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığıyla hareket ettiğini görürsün. Beraberinde onlar da o yüzden helak edildi. Dünya'da her katliam, sesini çıkaran bir Türkiye var. Saysam bitecek gibi değil. Neyse aslında bu bile az. Ayette de belirtildiğini gibi sadece bir kısmını tattırıyor Allah. Kaldı ki küfür Allah indinde en büyük günahtır. Hava, su, yemek, el, yüz, göz, kulak vs. Allah'ın nimetleri sayısızdır. İnsanlar ise isyan ederek bu nimetlere şükürsüzlük ediyorlar. Hakaret ediyorlar. En ufak bir iyilik için insanlara teşekkür eden insanlar her şeyini veren Allah'a şükür etmiyorlar. Ene yani ben Allah'ın insanların kendi yarattıklarını anlayabilmesi için bir ölçü aracıdır. Bakmayın insanlar bunu kendinden sanıp gururlanıyorlar. Ancak bir bir patron bile sadece iş verdiği için insanlara köle gibi muamele ediyor. Her şeyi veren Allah'a karşı acaba nasıl davranılmalıdır? Kısacası bakış açısı deist değil, perdeli, insanlar bu nazarla bakmadıkları sürece bu perdeyi göremezler. Hikmet ve imtihan sırrı bu.

Alıntı:
İşte burada yanlış bir tespitin olduğunu düşünüyorum. demişsin ki kötülük iyiliğin olmaması durumudur. oysa ki kötülük ve iyilik birbirleri sayesinde oradadırlar. bunun gibi oldukça soyut bir soruna siyah ve beyaz gibi soyut bir örnek vermek yerine somut bir sıcaklık, soğukluk örneği vererek sorunu materyalize ettiğini yani aslında buradaki tespitinin yanlış olduğunu bildiğin halde örnekle onu manipüle etmeye çalıştığını düşünüyorum. ssıcak soğuk örneği iyilik ve kötülüğü karşılamaz çünkü insan zihni dışında tanımlanmış olgusal bir durumdur oysa ki insan zihninde yaratılan kavram zıttıyla birlikte orada bulunur. lisedeki mantık konusunu düşün mesela. ki bu iyi ve kötünün beraber var olması zerdüşti dininde ahriman/ahura mazda karşıtlığı eski yunan da titanlar/yeni tanrılar karşıtlığı eski mısırda güneyli/kuzeyli tanrılar karşıtlığı ve tüm uzak doğu dinlerinde kavramsal(siyah beyaz olarak simgelenen) karşıtlıkta görülebilir. benzer durum aslını filistinli bir savaş tanrısı olan yehovadan alan semavi dinlerde de görülebilir. aynı zamanda forumun adı anarşist olduğu için bunu da söylemeden edemeyeceğim adalet olmazsa kötülük olur gibi(yine somut örnek dikkat çekerim) bir şeyi neye göre yazdığını gerçekten merak ediyorum adalet öyle girift öyle çarpaşık bir konudur ki "adalet" denen şeyin (en temel haliyle)bedeni bir mülkiyet halini korumak amacında oldukça iyilikten çok kötülüğe yol açtığını yakın zamanda ki bazı olaylara bakarak görebilirsin.
Kötülükle iyiliğin beraberce var olduğu noktasında beraberiz. Bir diğerinin varlık nedenidir. Verdiğim örnekleri işi somutlaştırma olarak değil de anlaşılmasını kolaylaştırmak olarak anlatmaya çalıştım. Dediğim olay şudur: Hristiyanlıkta şeytan ile tanrı bir savaş halindedir. Ancak İslamiyet'te şeytan da bir iradeye sahiptir, bencilliği yüzünden gururuna yidirememesi yüzünden Allah'ın huzurundan kovulmuştur. Bu evrenden gitmek anlamında düşünülmemelidir. Sonsuzluk adı üstünde sonsuzdur her şeyi kaplar. Neyse bu çok uzun bir konu kısaca söyleyeyim, Evrendeki her enerji, iş, oluş, hareket, madde vs. Allah'ın kurallarıyla ve gücüyle işler. Her iş onundur. Sadece kendi külli gücü içinde cüzi bir güç kullanımına izin verir. O da cüzi iradedir. Bu izni istese vermeyebilir ancak verir. Yani cüzi irade külli iradenin içindedir. Yani şeytan Allah'ın karşısında değil, izniyle hareket eden bir düşmandır. Kötülüğün varlık nedenlerinden birazını saydım. Akıl ve mantık çerçevesinde düşünüldüğünde bu zorunludur.

Peşin olarak inançsızlığın cezasını da verir. Allah'a inanan birisi onun Hakîm isminin bir neticesi olarak her işinin hikmetli olduğunu bilir. Tevekkül eder. Sabreder. Dayanır. Bu onun vicdanında bir yara açmaz. Örneğin İsrail'in yaptığı zulmü direkt olarak bir ateist görse neredesin varsan (haşa!) derken hikmet penceresinden bakan Müslüman ayrı ve parça parça bulunan Müslümanların ortak düşmanlar etrafında nasıl birleştiğini görür.
inanan biri işin bir hikmeti olduğunu bilir. demişsin. bilir. hikmeytin olduğunu bilir. somut bir gerçekleşme değildir bilinen. sonra da bir örnek vermişsin israilin yaptığı zulmü gören bir ateist neredesin diye sorar ancak inanan biri parça parça olan müslümanların nasıl birleştiğini görür demişsin hikmet bu olmalı öyle bir hikmet ki o hikmeti de sadece inananlar görüyor sanırım hangi islam dünyası nerede birleşti merak ederim sayın bekir. yakında birbirlerini boğazlayacaklar bilmem farkında mısınız? kapitalist bir güce bile ihtiyacımız yok neo-sömürge orta doğu devletleri o "hikmeti" kendileri gösteriyorlar "inanan" efendilerine(belki hristiyanların tanrısı gerçek tanrıdır)

Alıntı:
yokluğu ispat nedir merak etmekteyim ve sana yine spinoza önermekteyim.124.000 veli diyorsun bunların yalnızca 20 küsürü tarafımızdan bilinir sadece 4'ünün kitabı vardır bu 4 kitabı "gerçekten" okuyarak içlerinde pek çok yalan barındırdığını kendin de görebilirsin. ama bu 20 küsür veliyi ve 4 kitabı sadece kuran aracılığıyla değil "indirilen" 4 kitap aracılığıyla okumanı tekrar tekrar öneririm. bu arada sonunda ki sonucuna katlanırsınız tavrını dinlerin kendisine yakıştırsam da sana yakıştıramadım hani gerçekten yazmayabilirdin. çünkü yine söylüyorum iyi niyetli bir adam olduğunu derdinin dini anlatmak olduğunu düşünüyorum...
Kitaplarda zaten bildirilen binlerce veli vardır. Her şehidin derecesi veliliktir. Buna kıyasla 20.000.000 sayısı bile rahatlıkla veliler için kullanılabilir. Dediğin dört kitap 4 resul'e inen kitaptır. Bunlara büyük kitap denir. Bunlar dünyanın sonuna doğru kapsayıcı dinler olarak indirilmiştir. İnsanların arasındaki münasbet ve iletişimin artmasından dolayı. Nebiler ve resullerin toplamı 124.000'dir. (Nebiler kendinden önceki dinin düzelticisi, doğrulayıcısı ve tasdik edicisi olan peygamberlerdir. Resul ise yeni bir dinle gelen kişidir. )"Biz peygamber göndermediğimiz kavimi sorumlu tutmayız." ayetinin muktezisidir. Hadisçe haber verilen sayıdır. Montigne denemeler isimli eserinde Amerika yerlilerinden vahşi soylular diye bahseder. Onların kurallarındaki bozulmamışlıktan ötürü. Mitlere baktığınızda da aynısını görürsünüz. Hepsi benzerdir. Neyse bu uzun bir konu. İnsanlar günümüzdeki ekseriyeti oluşturan dinlere bile baksalar bunu görürler. Vedaizm, caynizm gibi dinlerin günümüz yansımaları olan hinduizm ve budizmde de aynı durum sözkonusudur. Zaten benim orada bahsettiğim o değil, bahsettiğim yokluğun ispatının olmayışıdır. İspat edilemez. Varlık ispat edilir. Bunu yazmamdaki ana kasıt da bu. Bütün yazı bundan bahsediyor. Dediğim olay mahkemede muteber iki şahit bile başka şahit yoksa kanaate kafiyken binlerce şahidi olan bir konuda sırf varsayımlar yüzünden inkar ve yok olma ihtimali yüzünden sadece inanmanın zor tarafları yüzünden inkar riskli bir kumardır. Demek istediğim yokluğa şahit gösterilemez. Yazdıklarım bu bağlamdadır. Dediğim de bu yokluk ispat edilmez. Varlık ispat edildiği zaman ortaya çıkan bazı muarızlar yüzünden reddetmek ve bu muarızları delil kaul etmek kabil-i akıl değildir. Kaldı ki muarız kabul edilen şeylerin açıklamasının olmadığını ve bunların hepsinin zamanın ve insan aklının yanlış anlamaları olduğunu gördüm.
Anlayışın için teşekkürler.


بكر
Alıntı ile Cevapla