şimdi sevgili bekir senin iyi niyetli bir adam olduğunu düşünüyorum yazdıklarını inanarak yazdığını düşünüyorum her ne kadar adı anarşist olan bir siteye neden üye olduğunu anlamasam da... şimdi yazdıklarını okudum ve tanrıya inanmayan biri olarak üzerime alındım ve kendi çapımda cevap vermek istedim.
Alıntı:
|
varlığı ne ile açıklıyorsunuz? Güzelliği evrim teroisiyle mi açıklıyorsunuz? İnsan elinin değmediği yerler ne kadar güzel farkediyor musunuz? Sevgiyi ne ile açıklıyorsunuz? Şefkati? Her bu soruyu sorduğumuda karşıma gelen soru şu: Madem Allah cc. var ve mutlak iyi, neden dünyada kötülük var?
|
şimdi varlığı, güzelliği ne ile açıklıyorsunuz diye sormuşsun çok güzel bir soru. öncelikle belirtmeliyim ki inanmayan biri için varlığın kesin bir cevabı yoktur, olmak zorunda da değildir. inanmayan biri şuradan hareket eder, evrenin "olan" durumuna bakar ve şu çıkarımı yapar, düzenin şu anki hali buysa eğer bunun arkasında bir düzenleyici olmaması gerekir. yani aslında pek çok inançsız kimse varlığın veya güzelliğin temeliyle ilgilense de onları kendi açıklayış biçiminin yetersiz olduğunun farkındadır. bugün hiç bir inançsız kimse sana gelip kaos, kuantum veya sicim teorisini ya da bunlara göre anlaşılması çok daha kolay olan evrim teorisini mutlak dogmatik bir cevap olarak sunmaz. hepsine şüpheyle bakar. işte tanrı kavramına inanmamasının nedeni de tam olarak bu "arayışıdır" ancak tanrı kavramını aynı zamanda neden reddediyor o zaman da diyebilirsin bu sorunun cevabı tanrının önermelerinin hepsinin bir ön-kabul öngörmesidir. oysa ateistin üzerinde düşündüğü diğer bilimler böyle bir ön kabul sayesinde her şeyi açıklayacaklarını söylemezler onlar olanı yorumladıklarını söylerler sadece onları anlamak için öncelikle onların koşullarını kabul etmek zorunda değilsindir. İnsan elinin değdiği her şeyin nasıl bozulduğunun da tanrının varlığına kanıt olduğunu söylemişsin, bakış açın anlaşılır bir bakış açısı ancak o zaman da şu soruyu sormadan edemiyorum madem insanlar bu kadar vahşi, bu kadar bozguncu yaratıklar ve tanrı madem duyguları olan(sodom ve gomore'ye sinirlenen, kavimleri öfkeyle helak eden) ve dünyadaki olaylara müdahele edebilen bir tanrı neden bu malum müdahele gerçekleşmiyor. olan doğal afetler etliye sütlüye dokunmayan hindistanlıların, japonların başına geliyor bu aralar. sana sorulan soru konusunda çok haklısın bu soru yanlış bir soru allah varsa neden dünyada kötülük var ancak bu soru eğer olaya deist bir bakış açısından yaklaşırsak yanlıştır. oysa daha önce söylediğim gibi islamiyetin tanrısı ve tüm semavi dinlerin tanrısı kendi kutsal kitaplarında dünyadaki olaylara müdahale eden gayet antropomorf bir tanrı.
Alıntı:
|
Kötülük bir kaynaktan gelmez. (Bu inanç tanrının karşısında kötülüğün kaynağı şeytan Hristiyanlıkta vardır.) Kötülük iyiliğin olmaması durumudur. Isı olmadığında soğuk olur. Ancak bu soğuğa varlık vermez. Aynı şekilde ışık olmazsa karanlık. Onun gibi adalet olmazsa kötülük olur. Peki neden bazı yerlerde kendini göstermiyor diyorsanız aşağıda devamında kendiliğinden anlayacaksınız.
|
İşte burada yanlış bir tespitin olduğunu düşünüyorum. demişsin ki kötülük iyiliğin olmaması durumudur. oysa ki kötülük ve iyilik birbirleri sayesinde oradadırlar. bunun gibi oldukça soyut bir soruna siyah ve beyaz gibi soyut bir örnek vermek yerine somut bir sıcaklık, soğukluk örneği vererek sorunu materyalize ettiğini yani aslında buradaki tespitinin yanlış olduğunu bildiğin halde örnekle onu manipüle etmeye çalıştığını düşünüyorum. ssıcak soğuk örneği iyilik ve kötülüğü karşılamaz çünkü insan zihni dışında tanımlanmış olgusal bir durumdur oysa ki insan zihninde yaratılan kavram zıttıyla birlikte orada bulunur. lisedeki mantık konusunu düşün mesela. ki bu iyi ve kötünün beraber var olması zerdüşti dininde ahriman/ahura mazda karşıtlığı eski yunan da titanlar/yeni tanrılar karşıtlığı eski mısırda güneyli/kuzeyli tanrılar karşıtlığı ve tüm uzak doğu dinlerinde kavramsal(siyah beyaz olarak simgelenen) karşıtlıkta görülebilir. benzer durum aslını filistinli bir savaş tanrısı olan yehovadan alan semavi dinlerde de görülebilir. aynı zamanda forumun adı anarşist olduğu için bunu da söylemeden edemeyeceğim adalet olmazsa kötülük olur gibi(yine somut örnek dikkat çekerim) bir şeyi neye göre yazdığını gerçekten merak ediyorum adalet öyle girift öyle çarpaşık bir konudur ki "adalet" denen şeyin (en temel haliyle)bedeni bir mülkiyet halini korumak amacında oldukça iyilikten çok kötülüğe yol açtığını yakın zamanda ki bazı olaylara bakarak görebilirsin.
Alıntı:
|
Peşin olarak inançsızlığın cezasını da verir. Allah'a inanan birisi onun Hakîm isminin bir neticesi olarak her işinin hikmetli olduğunu bilir. Tevekkül eder. Sabreder. Dayanır. Bu onun vicdanında bir yara açmaz. Örneğin İsrail'in yaptığı zulmü direkt olarak bir ateist görse neredesin varsan (haşa!) derken hikmet penceresinden bakan Müslüman ayrı ve parça parça bulunan Müslümanların ortak düşmanlar etrafında nasıl birleştiğini görür.
|
inanan biri işin bir hikmeti olduğunu bilir. demişsin. bilir. hikmeytin olduğunu bilir. somut bir gerçekleşme değildir bilinen. sonra da bir örnek vermişsin israilin yaptığı zulmü gören bir ateist neredesin diye sorar ancak inanan biri parça parça olan müslümanların nasıl birleştiğini görür demişsin hikmet bu olmalı öyle bir hikmet ki o hikmeti de sadece inananlar görüyor sanırım hangi islam dünyası nerede birleşti merak ederim sayın bekir. yakında birbirlerini boğazlayacaklar bilmem farkında mısınız? kapitalist bir güce bile ihtiyacımız yok neo-sömürge orta doğu devletleri o "hikmeti" kendileri gösteriyorlar "inanan" efendilerine(belki hristiyanların tanrısı gerçek tanrıdır)
Alıntı:
|
Bir diğer nedeni imtihan sırrıdır. Bu dünyada her şey sebepler dairesinde yürür. Bunun bazı nedenleri vardır. Allah fizik ve kimya kuralları gibi fen kurallarının koyucusudur ve belirleyicisidir. Bunlar dışında olay olmaz. Olanlar da bazı istisnai durumlardır ki çok özeldirler. Bunlara keramet ve mucize denir. Allah'ın bu koyduğu kurallara Adetullah, sünnetullah denilir. Bu kurallar dışında olay meydana gelmez.
|
bak buna yorum yapmayacağım. kurallar koyuyor demişsin. bunu söylemek çok kolaydır. bunu aslında kurandaki ayetler üzerinden tartışabiliriz ama bu hem çok zaman alır hem de ben dinlerin üzerine yürüyen tartışmalların onların kutsal kitaplarından çok sosyal bilimler aracılığıyla yürümesini düşünmekteyim. bunun için sana spinoza okumanı öneririm sadece şu kural meselesine daha değişik(ve kesinlikle inançlı) bir açıdan tekrar bakabilmen için...
Alıntı:
|
Son olarak söyleyeyim ki, varlık ispat edilir ve ispat edilmesi kafidir. ancak yokluğu ispat etmek her yeri dolaşıp her şeyi bilmekle mümkündür. Bu da imkansızdır. 124.000 peygamber ve 124.000.000 gelmiş geçmiş veli öbür dünyanın var olduğunu haber vermiş. Siz bu yalan söylemeyen (ki hepsinin hayatı kitaplardadır hiç yalan söylemezler) insanların sözüne inanmak yerine bir zandan ibaret bir söze inanacaksanız o tercihin sonucunu çekerseniz.
|
yokluğu ispat nedir merak etmekteyim ve sana yine spinoza önermekteyim.124.000 veli diyorsun bunların yalnızca 20 küsürü tarafımızdan bilinir sadece 4'ünün kitabı vardır bu 4 kitabı "gerçekten" okuyarak içlerinde pek çok yalan barındırdığını kendin de görebilirsin. ama bu 20 küsür veliyi ve 4 kitabı sadece kuran aracılığıyla değil "indirilen" 4 kitap aracılığıyla okumanı tekrar tekrar öneririm. bu arada sonunda ki sonucuna katlanırsınız tavrını dinlerin kendisine yakıştırsam da sana yakıştıramadım hani gerçekten yazmayabilirdin. çünkü yine söylüyorum iyi niyetli bir adam olduğunu derdinin dini anlatmak olduğunu düşünüyorum...
esen kal...