|
* Başbakan'a sormuşlar: "Reform nedir?" Yanıt: "AB bir form verir bunu doldurur, geri göndeririz. Bu işleme reform denir."
* Başbakan'a sormuşlar: "Ankara'nın en çok nesini seversiniz?" "Brüksel'e dönüşünü" demiş.
* Başbakan'a sormuşlar: "Türk Ceza Yasası'na ilişkin görüşünüz nedir?" Yanıt: "Neredeki görüşümü istiyorsunuz, Ankara'dakini mi, Brüksel'dekini mi?".
* Başbakan'a sormuşlar: "En çok sevdiğiniz iki şeyi söyler misiniz?" "Birincisi kriz yaratmak, ikincisi yarattığım krizi çözmek...".
* Başbakan'a sormuşlar: "İki kere iki kaç eder?" O da soruyla karşılık vermiş: "Satın alırken mi, satarken mi?".
* Başbakan'a sormuşlar: "Sizce muhalefet nedir?" "İktidara yardımcı olan partiye muhalefet partisi denir" demiş.
* Başbakan'a sormuşlar: "Demokrasi benim için tramvaydır... onunla istediğim yere kadar gider inerim" demiştiniz. Hala aynı görüşte misiniz? "Hayır" deyip devam etmiş: "Değilim, ben de değiştim. Tramvay raydan çıkabiliyor. Hedefi sağlama almak lazım. Demokrasi benim için tramvay değil raydır. İstediğim yere kadar döşerim, üzerinde istediğim hızla giderim..."
Erdoğan’a sormuşlar:
- Yokuşu mu seversin inişi mi?
- Kardeşim, bunun zikzaklısı yok mu?..
Erdoğan’a sormuşlar:
- Sizce parti içi uyum nedir?
- Herkesin benim görüşüme katılmasına uyum denir. Sonra da benim bütün görüşlerimi değiştirip Brüksel’in görüşlerine katılmama, uyumun güçlenmesi...
Erdoğan’a sormuşlar:
- Ankara’da “AB bizim içişlerimize karışamaz, kararları kendimiz alırız” demiştiniz. Sonra da Meclis’i toplama kararını Brüksel’de aldınız. “AB’nin istediklerini yapacağız” dediniz. Bu çelişki değil mi?
- Hayır... Ben içişlerimiz derken AKP’nin içişlerini kastettim. AB, Türkiye’nin her şeyine karışabilir ama, AKP’nin içine karışamaz. Ben bunu demek istedim...
Erdoğan’a sormuşlar:
- Ekonomiyi nasıl yönetirsiniz?
- İş âlemini karşıma alırım... “Bana ters çıkarsanız, kriz çıkar. Sessiz olun, her şeyin iyiye gittiğini söyleyin, başka bir şey demeyin” derim... Böylece ekonomi nereye giderse gitsin, iyiye gitmiş olur...
Erdoğan’a sormuşlar:
- Reform nedir?
- AB bir form verir, bunu doldururuz. Geri göndeririz. Bu işleme reform denir...
İddia
RTE ile Bush ilk buluşmalarında birbirlerine hava atarlar. Bush RTE'ye: "Bizde öyle bir teknoloji var ki, ölüyü diriltiriz!.." der. RTE altta kalmaz ve o da; "Bizdeki teknoloji çok farklı, partimizin bütün elemanları 100 metreyi, 3 saniyede koşmayı beceriyor!.." der. Türkiye'ye döndüğünde RTE'yi bir düşünce alır. Danışmanlarını çağırır ve attığı palavrayı anlatır; "Haftaya Bush geliyor, yalanımız ortaya çıkarsa ne yaparız?" diye sorar. Danışmanlardan biri hemen cevap verir:
- Onlara ölüyü nasıl dirilttiğini sordunuz mu?
- Hayır sormadık.
- O halde hiç korkmayın başbakanım... Alın Bush'u Anıtkabir'e götürün ve Atatürk'ü diriltmesini isteyin. Diriltemezse o rezil olur. Yok eğer diriltirse, siz zaten 100 metreyi 3 saniyede koşarsınız!.. (“incredible”/Ek$iSözlük)
Samsun
RTE cumhurbaşkanı olur olmaz Atatürk’ün adının çevresinde bir tartışma başlatır. İktidara yakın basın mensuplarının önünde Atatürk’ün mezarını açmaya karar verirler. Kalkar, giderler Anıtkabir’e. RTE Abdullah Gül ve Bülent Arınç’ı gönderir önden; "Gidin bakın bakalım, ne var içerde?" diyerek. Gül, Arınç ikilisi girip bakarlar ki, Atatürk doğrulmuş, dik dik bakıyor... Tırsıp kaçarlar dışarıya... RTE’ye gidip durumu anlatırlar. RTE, “Olmaz öyle şey!” diyerek mezar odasına yönelir. Odada Atatürk yoktur ama küçük bir not vardır: “Samsun’a gidiyorum!.. Oradan da Amasya’ya geçeceğim!..
Artık akan kana ve gözyaşına YETER diyoruz...
|