|
Foucault’ nun nitelendirmesine göre, bir iktidar ilişkisini tanımlayan şey, onun başkaları üzerinde doğrudan ve dolaysız olarak etkide bulunmayan, ama başkalarının eylemleri üzerinde eyleyen bir eylem tarzı olmasıdır… İnsandan kaynaklı; fakat insana yönelik olmayan iktidar, bu dengesizliği sorgulayan bireylerin karşısında mutlak bir kuvvet olarak çıkar. Şiddet, iktidara karşı koyanların deneyimlediği bir tepkidir. Şüphe duyanların karşısına ise iktidar illüzyonu çıkacaktır: Ona inanmanın ve benzemenin yaşamı güzelleştireceği/kolaylaştıracağı düşüncesi… İktidarın gerekliliğini savunan duvarlar aklımızın derinliklerine, karakterimize yerleşmiştir; onlarsız, yarı insan ya da anormal olabileceğimiz korkularını dışarıda bırakırlar. Foucault’ nun sözünü ettiği ‘Normalleştirme’, iktidarın, bireyleri doğruluk oyununa sokarak normal olmayan olarak görülen bireyleri toplumun geneline uydurma işlemidir.
|