|
Adını unuttuğum bir filmde bir heykeltraş trafik kazası geçiriyordu. Filmin konusuda kaza sonrasında, izleyiciyi, ötanalizinin bir hak olup olmadığını sorguya, çağırıyordu.
Heykeltraşın tüm kemikleri ,kafatası hariç kırılmıştı. Hiçbir biçimde kemiklerin birleştirilme olanağı yoktu.
Yatağın içinde bir adam. En çok ellerini kullanmaya alışmış bir sanatçı. Sevenleri çoktu,hayranları da. Ona yazı yazmasını söylemişti genç bir kadın.Ellerini kullanamasa da ,kadın her söyleneni kayda alacak sonrasında da metinler haline getirecekti.Metinleştikten sonra tekrar ona soracak,okuyacak ve son düzenleme yapılacaktı. Heykeltraşın derdi yazar olamamak değildi ellerini ,ayaklarını kullanamıyor olmak.kalemi elleriyle kavrayamamaktı.Söyledi.
Tüm toplumsal,hukuki,çevresel denemelere rağmen açılan ötanalizi davasını heykeltraş kazandı. Hakkını kullandı.
Filim iyi bir örnek olmasına rağmen ötanaliziyi bir hak olarak yeterli açıklamıyor ,netleştirmiyor.Filmdeki adamın beyni çalışıyor,güçlü değerlendirmeler yapabiliyordu. Öylesi bir bilinci kırmak kolay hatta olanaklı bile değil.
Ötanalizi hakını kullanmak isteyen bilincin,bu hakkın neliğiyle,nelerle hesaplaşması gerektiğiyle,sorulacak sorular,sevenlerinin istekleriyle ilişkisinde yoğun değerlendirme yapması gerekiyor. Önce kendinde çözüp kendini ikna etmeli.
Ötanalizi bazan bir naz olarak da kullanılabilir,sevdikjlerine yönelik bir tehdit gibi.
|