Tekil Mesaj gösterimi
  #9 (permalink)  
Alt 19-02-2011, 15:53
AlbatrosS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AlbatrosS AlbatrosS isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,755
Alıntı:
İnsan davranışlarını ve psikolojisini yaratan en önemli süreçler, karakter dediğimiz maskelemeler de dahil olmak üzere uyaranlara karşı oluşturulmuş savunma davranışları oluşturuyor bana göre. Bunun olağan hali organik bir tepki yani doğal bir savunma. İpin koptuğu kısım ise ortada savunulmayı gerektiren bir durum olmadığı halde öznel olarak oluşturulmuş sanrılarla temellendirilen kronik savunma tepkileri. Bunlar o kadar çeşitli ki aslında ve kişiden kişiye de farkları olduğundan var. Ancak sebepleri benzer olduğu halde dışavurumlarının tek tek her bir şekline ayrı isimler konulup farklı rahatsızlıklarmış gibi yaklaşımlarda bulunulmaya çalışılması psikanalizin çıkmaz sokaklarından biri bana göre. Böyle olunca da ilaçlarla, telkinlerle çözülmeye uğraşıldıkça daha da batağa götürüyorlar bireyleri. Çünkü asıl sorun hiç konuşulmuyor bu insanlar neden bu kadar mutsuz,neden direniyorlar bu kadar gerekli gereksiz herşeye diye. Gerekli gereksiz derken de yanlış anlaşılmasın, efendi ol manasında söylemiyorum. Gene ilgi oluşturacak bir örnek vermek gerekirse, sex örneği verelim yine. Kişi bunu istiyor ama toplum saçma. Peki diyelimm imkan buldu bir partner buldu çiftleşecekler. Bu sefer bunu saçma bulmaya başlıyor sonra da kendinden ve o kişiden bu sefer gene toplumsal yargılardan hareketle tiksinmeye başlıyor. (Hani önceden de toplumun baskısı nedeniyle,engel olunduğundan ötürü zorunlu cinsel perhizine kızıyordu, bu kez seviştiği kişiyi basit olmakla suçluyor veya kullanıldığını düşünüyor)
hemen birçok psikolojik problemin temelinde yatan şeyin saptırılmış/abartılmış öz savunma mekanizmaları olduğunu düşünüyorum ben de. sebebini henüz bilemediğimiz yahut nörolojik sebepli vakaları dışarda tutarsak rahatsızların çok büyük kısmı ağır stress ve baskı altındaki insanların geliştirdikleri tepkilerdir...

yakın zamanlarda border tarzı bir insanla karşılaştım... başka isimle de adlandırılabilinir belki; ancak, konu başlığında verilen 5-6 maddenin net olarak o kişide olduğunu gözlemledim... en bariz özellik ''kaybetme korkusu''... aşırı bir bağlanma ihtiyacı ve buna bağlı karşısındakini anormal derecede yüceltme... bu tiplerin ilişkilerinde ''ortalama/denge diye bir şey söz konusu değil. ya aşırı derece yüceltirler yada aşırı derece nefret ederler. bu şahıs da öyleydi. bir de tüm bunlara eşlik eden şizofrenik bir hayal dünyası söz konusuydu. yücelttiği şahsın gerçekte öyle olduğuna inanmak adına gerçekle ya ilgisi olmayan yahut aşırı abartılı manalar kurgulardı. mutsuzluk/karamsarlık/melankoli adeta kişiliğe yapışık bir eklenti gibiydi. bireysel inançlarda obsesesif takıntıları da gözlemlediğim için çocukluk dönemlerinde muhtemel bir ''kaybetme endişesi/travması'' yaşanması oldukça olası... ki bunun da olduğunu biliyorum...


Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...

Hayyam...
Alıntı ile Cevapla