"...Türkler nasıl Müslüman oldu? Bu soruyu genellikle sormayız kendimize. Çünkü "Türklerin, din ve hidayet aşkıyla kendiliğinden İslamiyeti benimsediği" yolunda koşullandırılmıştık. Peki bu yargımız doğru muydu Ne yazık ki hayır! Gerçeği anladığımızda, Türklerin Müslümanlaştırılma sürecinin insanı irkilten bir vahşet süreci olduğu göze çarpıyor. Daha ötesi, Arap ordularınca uygulanan, benzerine az rastlanır zulme rağmen, Türklerin İslamiyete uzun süre direndiğini görüyoruz...."
"...İslam dininin yayılışı misyonerlikle değil,
"hançerlerinin ucunda taşıyarak" gerçekleşiyordu....Eğer kılıcı etkin kılacak nesnel koşullar ve önderlikler varsa, İslamiyet, önce işgal edip siyaal olarak egemen oluyor, sonra da kâh baskılardan, kâh cizyeden kurtulmak için boyun eğmek, kâh inanç boşluğu anlamında yöre halkını İslamlaştırmaya başlıyordu. İspanya'dan Türkistan'a kadar her yerde kılıçların gücü temelinde yürüyordu her şey..."
"...İşte böylece sağlanan siyasal ekonomik ve toplumsal ele geçirmeden sonra bireylerin, düşünülebilecek en vahşi uygulamaların alanı olarak cehennem korkutmacaları ve
erkeğin en ilkel yanlarına seslenen, yani sürüyle bakire kadınların, yan gelip yatmanın, hizmetçilerin, çalışmadan her şeye sahip olmanın biçimlendirildiği sınırsız bir yaşam özlemine yanıt veren cennet imgesi aracılığıyla, mantıklarından değil, özlem ve korkularından ele geçirilmeleri ve dönüştürülmeleri sağlanıyordu.."
"...Ancak burada İslam ordularının gerçekleştirdikleri yayılmada temel yönlendiricinin dinin yayılması olduğu düşünülmemelidir. İslam tarihinin bizzat
Peygamber'den başlayarak bütünü incelendiğinde, bizzat fiili davranışlarda rahatlıkla görülebileceği gibi,
yayılmalarda öncelik, dinin yayılması gibi görünüşte maddiyattan arındırılmış bir amaç değil, talan ve sömürgecilik olmuştur. "
Erdoğan Aydın, Nasıl Müslüman olduk?
