Alıntı:
illyanarch´isimli arızadan alıntı
Toplumsalcılık, dogmacılık, "liderimiz çok yaşa"cılık, gelenekçilik, törecilik, "büyükler bilir"cilik bitiyor. "Ben" nesli geldi ve bireysel özgürlüğü için hiçbir engel karşısında yılmayacak. Kitle psikolojisi artık yok oluyor ve insanlığın gelişiminden de gördüğümüz üzere bu iyi birşey. Zincirler kırılıyor, insanlar özgürleşiyor. "Biz" bitiyor, "Ben" başlıyor. Özgürlükçü ve demokratik olmayan, insanın bireyselliğine saygı duymayan tüm sistemler yıkılıyor. Tiyatro oyunu bitiyor ve daha doğal bir düzen gelişiyor. Bize de kendimize iyi bakmak, erken ölmemek ve bunun tadını çıkarmak kalıyor...
|
Dediklerin oluyor mu olmuyor mu bilmiyorum ama temennilerin çok yerinde ve kesinlikle olması gereken bu. Aslında çoğu kişi kendisini kandırıyor, güya inandığını zannettiği sözümona idealleri, mensup olduğu(olduğunu zannettiği) herhangi bir kurumsal yapıya sıkı sıkıya bağlanıp, "onun uğruna" bir şeyler yapmaya çalışırken, kıçını yırtarken. Kişi gerçekte hiç bir ideale, hiç bir kuruma, hiç bir ideolojiye inanmıyor, bunu bilinçaltında bir yerlerde kendisi de biliyor ama hayat tarzı buna dayalı olduğu için bundan vazgeçemiyor. Kişi, aslında oluşturamadığı, doğduğu andan itibaren oluşmasına izin verilmeyen kişiliğini, sistem içinde varolmak için ille de bir sürü benliğine yamanması gerektiği için bu tür yapay benliklerle birşeltiriyor. Kendisi asla "ben" olamadığı için "ben"i yaşamak için başka kahramanların gölgesine sığınıyor, sonra da gerçekten ona inandığını zannediyor. Böyle olunca da hiç bir zaman "ben" lik hissinden kurtulup gözlemci olamıyor, onu zamanında deneyimleyemediği için. Bunun sonucunda varolmak için bir "öteki"ye ihtiyaç duyuyor, hasıma ihtiyaç duyuyor, kavgaya, patırtıya gürültüye ihtiyaç duyuyor, ezmekten hatta ezilmekten keyif alıyor. Çünkü İçindeki tatmin olamamış "ben" böyle diyor, ve bu tatmin olamamış azgın "ben"ler birleşince ortaya birbirlerini boğazlamayı orgazm olmakla eşdeğer gören "biz"ler çıkıyor.
