0 topraklarda heykel sanatı pek sevilmemiştir. Bunun en önemli nedeni İslâm inancında heykelin yere düşen gölgesinin bir tasvir, bir put sayılmasıdır. Bu yasağa kulak asmayan Sadrazam ‘Makbul/Maktul’ İbrahim Paşa’nın 1526’da Macaristan seferi sonrası Budin’den getirttiği Herkül, Apollon ve Diana ile Macar Kralı Mathias Corvino’nun tunç heykelleri Sultanahmet Meydanı’na dikilmiş ancak halkın ‘putperestlik’ suçlaması üzerine kaldırılmış, Paşa da 1536’da Hürrem Sultan veya Kanuni tarafından boğdurularak öldürülmüştür.
1946-1947 yılında yapılan Malatya’daki Atatürk ve Genç Heykeli’nde ise sımsıkı giyinmiş çizmeli Atatürk, Rönesans heykeltıraşı Donatello’nun Davut Heykeli’ndeki gibi çıplak bir gencin omzundan tutar. Elinde bir bayrak tutan gencin açıkta bırakılan mahrem bölgesi Malatyalıların tepkisi üzerine önce kırılmış, daha sonra bir yaprakla kapatılmıştır.

Anıt estetiğinden çağdaş estetiğe dönüşüm ilk kez 1973’te Cumhuriyet’in 50. yılını kutlama etkinlikleri kapsamında İstanbul’a 20 adet heykelin dikilmesiyle başlar. Bu heykeller devletin siparişi olmasına ve işin içinde devlet bürokrasisinin bulunmasına rağmen propaganda amacıyla ele alınmamış ve ‘anıt heykel’ anlayışıyla sınırlandırılmamıştır. Bu önemli gelişmeye rağmen heykellerin başına gelmeyen kalmaz. Gürdal Duyar’ın Karaköy’deki Güzel İstanbul’u ‘müstehcen’ bulunarak Yıldız Parkı’nın ücra bir köşesine atılır. Muzaffer Ertoran’ın Tophane’deki ‘İşçi’sinin önce elleri kırılır, sonra yüzü ziftlenir. Nusret Suman’ın nereye dikildiği bile belli olmayan ‘Mimar Sinan’ının akıbeti bilinmez. Namık Denizhan’ın Taksim Parkı’ndaki ‘İkimiz’i dış etkenlere bağlı tahribat nedeniyle kaldırılır. Mehmet Uyanık’ın ‘Birlik’i 1986 yılında park düzenlemesi sırasında belediyenin kompresörünün hedefi olur. Bihrat Mavitan’ın Harbiye Hilton Oteli’nin önündeki ‘Yükseliş’i 1984 yılında yol yapım çalışmalarına kurban edilir. Ferit Özşen’in Akıntıburnu’ndaki ‘Yağmur’u doğanın gazabına uğrar. Füsun Onur’un Fındıklı Parkı’ndaki ‘Soyut Kompozisyon’u 1985 yılında Belediye Başkanı Bedrettin Dalan öneminde ortadan kaldırılır. Seyhun Topuz’un 4. Levent girişindeki heykeli 1984 yılında doğal şartlardan dolayı yıkılır. Tamer Başoğlu’nun Yenikapı’daki ‘Soyut Heykel’i 1986 yılında yok olur. Yavuz Görey’in Taşlık Parkı’ndaki ‘Soyut Heykel’inin bronz malzemeleri çalınır. Aynı şekilde Metin Haseki’nin Gümüşsuyu Parkı’na dikilen ‘Soyut Heykel’inin ömrü çok kısa olur, dikitlikten birkaç gün sonra bakır malzemesinden dolayı hurdacılar tarafından iç edilir. 20 heykelden geriye Kamil Sonad’ın Gülhane Parkı’ndaki ‘Çıplak’ı, Zerrin Bölükbaşı’nın Harbiye Orduevi bahçesindeki ‘Figür’ü, Aloş’un Bebek Parkı’ndaki ‘Soyut Heykel’i, Zühtü Müridoğlu’nun Fındıklı Parkı’ndaki ‘Dayanışma’sı, Hüseyin Anka Özkan’ın Gümüşsuyu Parkı’ndaki ‘Yankı’sı, Kuzgun Acar’ın Gülhane Parkı’ndaki ‘Soyut Heykel’i, eğer sayılırsa Muzaffer Ertoran’ın Tophane’deki yarım ‘İşçi’si, Gürdal Duyar’ın oradan oraya sürüklenen ‘Güzel İstanbul’u ile Hakkı Karayiğitoğlu’nun ‘Bahar’ı kalır. Kalanların büyük çoğunluğunun da hali ortadadır.