Alıntı:
Sis´isimli arızadan alıntı
Yazının kaynağı nerede ve ne acaba? :}
|
Efendim, psikolojinin ana kitabı
DSM-4 (
Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı) tam 10 adet kişilik bozukluğu olduğunu belirtir.
FocusAS: Personality Disorders Anti sosyal kişilik bozukluğu da bunlardan biriymişşşş.....
Başka bir ilginç "mental bozukluk" ta şizotipal kişilik bozukluğudur.
Şizofreni ile oldukça fazla bağı olan bir kişilik bozukluğudur. hatta bazı yazarlara göre; psikotik bulguları olmayan şizofreni'dir. diğer yandan, rezidüel şizofreni'ye de çok benzer. Şizotipal kişilik bozukluğu olan birey; içinde yaşadığı toplumun ciddi düşünce normları ile oldukça fazla çelişen, hatta o normlara göre "saçma" olarak nitelendirilecek bir düşünce garipliği içindedir. Tanı hastanın düşünce, davranış ve görünümünde acayiplik temeline dayanır. bu hastalardan öykü zor alınır, çünkü iletişim biçimleri sıradışıdır. Kendi duygularını tanımazlar, iç dünyaları, çocukluk korkuları ve fantazileri, katı imgesel ilişkilerle doludur. özel güçleri olduğuna inanırlar. algıda illüzyonlar olabilir. insanlarla olan ilişkileri zayıf ve uygunsuz eylemleri vardır. sonuç olarak izole ve arkadaşsızdırlar. stres altında dekompanse olup kısa süreli psikotik belirtiler gösterebilirler.Beraberinde algı bozuklukları bulunabiliri halüsinasyonlar zorunlu değildir ama iletişim biçimleri sıradışı olduğu için; konuşma bozuklukları mevcuttur.
Dünyaya bedel olan, allahına inanan, dini bütün, asker doğmuş, namusu için ölüp öldüren bir Türk'ün muzdarp olduğu bir mental bozukluk yani....
Yaa, işte böyle.
Tabii, uçamayan devekuşuna kuş denmesi gibi tam bir bilim olmayıp bilim olarak gözüken psikolojinin peygamberlerine, papaz ve imamlarına inanırsan. DSM'in önceki sürümleri mastürbasyon ve eşcinselliği de "mental bozukluk" ,akıl hastalığı olarak kabul etmişlerdi. Tam akıl sağlığı, 'mükemmel zihin' hiçbir zaman bilinemeyip ve psikoloji "bilimi"nin açıklayamadığı bir kavram olduğundan, kendine mukayyet olup kendini deli doktorların eline düşürmeyen, gidip psikologlardan medet ummadan hayatını idame ettirebilen herkesin tuzu kuru. Zaten topluluklarda, toplumlarda delilik hakim, mükemmel zihne sahip biri deli diye muamele görebilir, ya da Sokrates gibi ölüme gönderilebilinir. J. Krishnamurti'nin dediği gibi:
Derinden hasta bir topluma uyum, sağlık alameti degildir.
“It is no measure of health to be well adjusted to a profoundly sick society.”