“Türk Kanı”nın Anımsattıkları
“Türk Kanı”nın Anımsattıkları
“Kusura bakmayın bu tabiri kullanacağım: Öyle şeyleri düşünenlerin ben Türk kanı taşıdığını düşünmüyorum. Türk askerine böyle yakıştırmalar, böyle değerlendirmeler yapmak... Türk kanı taşıyanların böyle şeyler ortaya atması... Konuşmak bile istemiyorum. Böyle bir şey söz konusu olamaz.” – İlker Başbuğ
Malumunuz çok geçmedi yukarıdaki açıklamanın üzerinden, şu mevzu-bahis edilen kanımızda boncuk mu var acaba diye düşünürken, özellikle son yıllarda kan ve ırk üzerinden konuşmanın nasıl da normalleştirildiğine hatta toplum tarafından da kanıksandığına kabardı ilgi ve alakam.
Eskiden ırkçı denildiğinde kafamızda sarkık bıyıklı bir ülkücü karikatürü canlanırdı. Sert mizaçlı, çok fazla gülümsemeyen, kavgacı, son derece erkek(!) görünen ve din ile soslanmış muhafazakârlar...
Fakat bu yeni tip günümüz ırkçıları eskilerine pek benzemiyor. Bu vatandaşlar daha ziyade batıdaki şehirlerde büyümüş, kolejlerde okumuş, büyük alışveriş merkezlerinin müdavimi ve kendilerini Atatürkçü, sosyal-demokrat olarak tanımlayan, en yakin çevremizde hatta ailemizde dahi rastlayabileceğimiz oldukça sevimli diyebileceğimiz, kendilerini beyaz Türkler olarak adlandıran tiplerden oluşuyor...
Kavramı kafamızda netleştirmek adına, türevleriyle de sıkça karşılaşmamız muhtemel olan bir kaç manzarayı hatırlamak yerinde olabilir;
* 1- Hrant öldürüldüğünde “layığını bulmuş” diyen refleks ve “olsa olsa bunun bir Ermeni komplosu olabileceğini” iddia eden çelişki yumağındaki pek çok yurdum insanı...
* 2- “Buraları da Kürtler sardı” demenin hiç ama hiç steril bir hayata özlem anlamına gelebileceğinin farkında dahi olmayan ülkemin sevgili elitleri...
* 3- Çağlayan Mitingi sonrası “bu gurur tablosunda(!) hiç doğulu insana rastlamadığını” açıktan dillendiren memleketimden insan manzaraları...
Peki bu neo-ırkçılarımızda rastlanması muhtemel ortak paydalar neler olabilir diye az biraz eşelersek nerelere ulaşırız;
* 1- Bu arkadaşlar ülkücüler gibi milliyetçiliği bir ideoloji olarak sahiplenerek yetiştirilmemişlerdir. Çoğu CHP kökenli Kemalist ailelerden gelir. Kendilerini Atatürk milliyetçisi olarak tanımlarlar ve ırkçı olduklarının çoğunlukla farkında değildirler. Genellikle üst ve üst-orta sınıfa mensupturlar.
* 2- Ramazan’da kimi zaman oruç da tutabilen ama diğer zamanlarda içki de içebilen, resmi bayramlarda ya da protestolarda bayrak asan tiplerdir... Hatta artık bayrak asmak için bayrama, milli maça falan da ihtiyaç duymadıklarını söylememiz mümkündür. Örneğin Nişantaşı’nda ya da İzmir Alsancak’ta dolanırken evlerin camlarına gözünüz takılırsa “bayram değil seyran değil eniştem bu bayrağı neden astı acaba” ruh haline kapılmanız eğer bu abuklukları kuru kuruya kabullenen biri değilseniz bugünlerde oldukça olasıdır.
* 3- Savunma reflekslerini iki yanlıştan bir doğru çıkarmak üzerine kurgularlar. Ve zorda kaldıkları vakit “ama ama ama onlar da böyle böyle yapıyorlar” demeyi pek bir severler. Mesela Ermeni meselesi, yaşananları inkâr etmek için ne alakası olduğunu hiç anlayamamışımdır ama Kızılderili ya da Cezayir Soykırım’larını örnek diye verirler. İtilaflı olan bir konuda işin içinden çıkamadıklarında ise mevzuyu ortaya bir slogan patlatarak noktalamaya çalışmak sıklıkla başvurdukları bir yöntemdir. “Ne mutlu Türk’üm diyene” ya da “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur” gibi özlü sözler bu sloganların başlıcalarındandır.
* 4- Zaten her şeyin kararını daha öncesinden vermiş olduklarından, karşılarındakileri dinlemeye ve anlamaya çalışmaya gerek görmezler. Bunun yerine, tepeden bakan bir edayla “sığ”, “yobaz”, “gerici”, “cumhuriyet ve Türklük düşmanı”, “ABD veya AB uşağı”, “liboş” gibi yaftalamalarla söylenmek istenenin özünü gümbürtüye getirmek daha çok tercih ettikleri bir üsluptur.
* 5- Ezberlerini bozan, rahatsız olacakları yeni bir bilgi ile karşılaştıklarında önce inkâr ederler. Belgeli bir bilgi ile bu inkârın nafile olduğu kendilerine uzun uzadıya açıklanırsa “şartlar öyleydi, napalım” derler. Eğer ki daha da ısrarcı olup şartların aslında tüm dünyada benzer olduğu ve bunun bir mazeret olmadığı bu güruha anlatılmaya çalışılırsa birdenbire bir U dönüşü yapıp “olduysa da oldu, helal olsun” deyivermeleri sizleri hiç şaşırtmasın.
* 6- Genellikle başucu kitapları Oktay Sinanoğlu yazmaları ya da “Şu Çılgın Türkler”dir. Bu eserleri huşuu içinde okurlar. Banu Avar, Nihat Genç hatta Yalçın Küçük gibi isimlerin haksızlığa uğradıklarını ya da toplum tarafından anlaşılamadıklarını düşünürler.
* 7- Orhan Pamuk ve Ahmet Kaya’dan nefret etmek karakteristik özellikleridir. Ve bu isimlerin aslen dış mihraklarca yönlendirildiklerine inanırlar. Dış mihrak topu taca çıkarsa ulusalcı soslu paranoyalardan beslenmeye çalışırlar - Bkz: Kürtler aslında Yahudi’dir -
* 8- Sağı-solu bırakıp ancak Türkiye’deki herkesin birlik olması durumunda “muasır medeniyet”in yakalanabileceğini düşünürler ve gerekirse limon satarak dahi bir yerlere gelinebileceğine inanırlar. Bir limonun pazardaki fiyatını bilmemeleri bu ahkâmı kesmelerine engel değildir.
* 9- MHP’lilerden farklı olarak Kürtleri ve Ermenileri sevmemek ile yetinmezler, bunlara Çerkezler, Çeçenler, Lazlar, Gürcüler, Rumlar hatta kimi zaman orta Anadolulu pala bıyıklı yağız Türk delikanlılarını da eklerler.
Özetle tüm diğer bağnaz milliyetçiler gibi “dünyanın kendi etraflarında döndüğü algısı” ve “ötekileştirmek” kavramlarından beslenmelerine karşın bu yeni model ırkçılarımızın nefret yelpazeleri ülkücülerden daha geniştir ve ötekileri kendileri gibi olmayan herkesi kapsayabilir.
Ben kendi hesabıma, hala şu kanımızdaki matah şeyin ne olup olmadığını tam olarak anlayamasam da, yani “Türk olunca ne oluyor, daha mı hızlı koşuyorum Jameika’lı Usein Bolt’tan?” veya “Bir Yahudi olan Einstein gibi atomu parça pinçik etmeme mi yarıyor bu Türk olmak?” yada “Türk kanı taşımak, Japonlarda olduğu gibi 8 küsürlük depremler olduğunda bile ülkemde kimsenin burnunun kanamamasına mı yarıyor acaba?” soruların cevaplarını bulamasam da, zihnime kışkı vererek anımsattıkları ve yukarıdaki kategorizasyonu yapmama vesile olduğu için ben Genelkurmay Başkanımıza teşekkür ediyorum.
|