Alıntı:
madun yabgu´isimli arızadan alıntı
sorunun en derinine inersek mesela ilkel komünizm döneminde topraklar ortakken birisi bu toprak benimdir diye zorla elkoymuş.daha sonrada toprağı kendi işleyemez duruma gelince yanına birilerini almış bu toprak benimdir ben çalışmam siz çalışıp yaşamanızı devam ettirecek kadar(hatta o kadarda değil)alıp ki bu çok az bi kısımdır gerisini bana vereceksiniz.sonra bunu satar veya kullanır.yani zorla elkoyduğu toprağı başkalarını çalıştırarak kendide çalışmayarak onları sömürür.işçi ürettiğinin tamamını almaz çok az bi kısmını alır.üretenin sadece o olduğu halde.sonuç kendisinin olmadığı toprağı kendide çalışmayarak üstüne başkasının emeğini kullanarak sömürür.bu artı değer sömürüsünü karl marx bulmuş bakuninde bunu doğru kabul etmiştir.anarşiştler din devlet sermayeye karşı çıkar. siz ne yazıkkı sermayeye karşı çıkmıyorsunuz.
|
Arkadaşım, ben ilkel komünal dönemden bahsetmiyorum.. Günümüzde işçilerin nasıl sömürüldüğünü soruyorum.. Buna her hangi bir cevabın var mı?
Eğer bu tanımlamandan, 'zorla el koyduğu topraklar'ı çıkarıp bir işletmeye örnek gösterirsen daha iyi olur.. O zaman işçilerin nasıl sömürüldüğünü daha iyi anlatabilirsin.
'Zorla el koyduğu topraklar' ifadesini çıkarıp, sahip olduğu sermaye ile (fabrika, teçhizat vs.) talep ettiği işgücünü birleştirip, üretim yapan kişiden bahsedersek daha anlamlı olabilir.
Bir müteşebbisin (girişimci), işgücü talep etmesi (tabii ki işgücünün de emeğini arz etmek istemesi) ve bu arz-talep dengesi ile aralarında anlaştıkları (emeğinin değeri olan) bir 'fiyattan', işçiyi işgücüne katmasında nasıl bir sömürü düzeni vardır??.. Ben bunun açıklamasını istiyorum.