Alıntı:
|
Yani düşündüğün , bir yönetici olması birkişinin birden çok kişiyi yönetmesi her zaman adaletsizliklere yol açar.Çünkü bir süre sonra mutlaka sorunları göremeyecektir yönetici.Anladığım kadarıyla demokrasiyle yönetici değiştirmekte işe yaramaz.Buna bir çözüm bulmak sanırım imkansız.
|
İmkansız olsaydı canlılar da imkansız olurdu. Yanlış biliyorsunuz, size hep aksi öğretildi çünkü. Evrende ve doğada, canlı oluşumunun temelinde varolan süreklilik, türlü birimlerin birbiriyle doğrudan ilişkiye girip işbirliği oluşturmasıdır, birileri onları bir araya getirmez, pasif değildirler, dayatmayla emir alıp zoraki görevler üstlenmezler veya otomatik de değildirler. Bunları yeni öğreniyoruz o yüzden yeni sayılır bu kadar çok anti otoriter fikrin ortaya çıkması da. Buna çözüm bulamayan da zaten yöneticiliğin gerekliliğine olan inançtır. Beyin ve sinir sistemi vücuda emir mi verir sanıyorsun? Hayır ana iletişim birimidsir bu sayede koca bir kompleks yapı, her birimiyle birbiri arasında eşgüdüm oluşturabilir. Ya da şöyle soralım, bugün yeryüzünde ve insan yaşamında olan onca araç, iletişim, işbirliği ve çalışma hayatını hangi siyasi lider, kral, yönetici kurmuştur? Hiçbirisi. Bunu zaten insanlar yaptı hep beraber sorun olan bunların üstüne konan ve bozan aslaklardır ve onlardan kurtulunmalıdır. Bu şuna benzer Zaten yaşayan bir insanı bir yere bağlayıp türlü sinirlerine de elektrotlar bağlayıp belli birkaç komuta göre ellerini ayaklarını oynatıyorsunuz ve bu sistemi kontrol edenler, yani bu birkaç kişinin dillendirip yürüttüğü komutlar olmasa o insan varlığını sürdüremez diyorsunuz. Oysa tersine, düzgün hareket edemiyor bile robot gibi ve o elektrotlar sökülmeli ki insan gibi kolayca yaşayabilirsin.
Alıntı:
|
Üçüncü cevaptan:Biraz yanlış anladın beni benim demek istediğim daha yalıtılmış ve küçük ölçekli bir koloniyi güçlü gelişmiş bir bilgisayarla kısa vadeli öngörebiliriz.Ama bunla anlatmaya çalıştığım kahinlik değil kadercilik hiç değil. insanın tahmin gücü anlatmaya çalıştığım.Şudur yani eğer bişeyi elinden bırakırsan düşer bunu tahmin edebilir insan bunun gibi daha karmaşık olaylarda tahmin edilebilir ama tam olarak öngörülemez tabiki ve tahmin yapıyorsakta bilimsel temellere dayandırmalıyız o bakımdan söyledim.Geleceği görmek pratikte mümkün olamaz haklısın.
|
Bir fabrikada motor üretiliyorsa o fabrikada nasıl motor üretileceğine karar vermekten daha önemlisi orada bulunanların oluşturduğu işbirliğidir. Çalışma hayatında salt laf iş görmez doğrudan ilişki vardır ve durmadan sorun çıkar. Bir kişiye motoru tamir et dediğinde bunu nasıl yapacağı bellidir ve bir saat bile gecikme şansı yoktur zaten süre önceden bellidir uzatma şansı belli birtakım istisnai durumlara bağlıdır. Yöneticiler ise tam tersine fabrikada kürsüye çıkıp bağıran çığırtkanlara benzerler ve kafa ütülemekten başka bir faydaları yoktur. Normalde fabrikada bunlardan yoktur,çalışma hayatında da. Ama toplumu genelinde vardır neden? Ne işe yarar bunlar? Hiç. Üstelikl hiç bir dedikleri tutmaz da daha komiği de dediklerini yapamayınca işten atılmazlar. Yöneticilik ve siyasetde dediğini yapma kuralı yoktur bahane oluşturma taktiklerinde uzmandırlar. Fabrikama girip bana nasıl iş yapacağımı anlatan bir salak görsem kulağından tutar tekme tokat dışarı atarım, "git başımdan geri zekalı şey işimiz var burada kes traşı" diye. Oysa demokraside bu adamlardan daha fazlası işbaşına getiriliyor durmadan ve kimse demiyor ki bilmediği konularda durmadan ahkam kesen bu gerzekler de kim? Buna alıştırılmışlar normali bu sanıyorlar oysa tam tersine normalliği bozanlar bunlar.
Alıntı:
|
Senin dediğin hücrelerin organizmeya dönüşmesi sencede yöneticisiz bir köy komününü tarif etmiyor mu? aklıma şirinler geliyor
|
Hücreler ve dev bir organizmayı köy olarak niteleyebilir misin? Hayır. Sence bugün varolan kentlerimiz, iletişim şebekelerimiz,elektrik şebekelerimiz, ulaşım yollarımız vs yani tüm iş güç yaşam olanaklarımız bu yöneticiler sayesinde mi oldu yoksa tam tersine zaten varolan bir şeyin üstüne bunlar konarak olanı yüzlerine gözlerine mi bulaştırdılar? Elbette ikincisi dünyada varolan acının da yıkımın da nedeni bu yoksa Yunanllı bir çiftçi ile, türk çiftçinin ne sorunu vardı ki mesela? Hiç. Bütün savaşları, yıkımları bu salaklar çıkardı,arkalarına takılan geleceğini kaybetmiş öfkeli kalabalıkları da toplayarak, dini,inancı her şeyi kullanarak, kışkırtarak, zorbalık yaparak, zorla dayatmalar ezberletip, korku salarak bunlar başka bir şey yapamazlar. İnsanlık tarihinin en gereksiz sınıfıdırlar ve geçmişin batıl dinlerindeki en kötü şeytanlar, canavarlar bunların yanında kendi karnını doyurmaya çalışan zararsız hayvanlar kadar masum kalır. Onlardan kurtulmanın tek yolu da onlara inanmamaktan ve halkların bu gerçeği farkedip bunasalakları üzerinden temizlemesine bağlı. Yoksa teknolojide bunlarda değil, bilimde, silah gücü de hepsi onlara bahşedilmese bir kaşık suda boğulur bunlar, yaygaralarla demogoji ile işi götürüyorlar sadece.
Şirinler çizgi film bir ideolojisi yoktu. Ama orda da ormanda ne lazımsa herkesin bir işkevi vardı yöneticiye lüzum yoktu ki zaten bilge birine danışıyorlardı en yaşlılarına başları sıkışınca o kadar. Bormal hayatta da yaşlılarımıza, bizden tecrübeli olanlara, örneğin bir yerde çalışıyorsak yıllardır o işi yapanlara veya bilmediğimiz konularda da uzmanlara danışmıyor muyuz zaten bazı durumlarda aynı şey. Bunun yöneticilikle alakası yok, dünya bu şekilde yürümüyor zaten yani varlığımızı onlara borçlu da değiliz hiç ihtiyacımız da yok.