Alıntı:
|
Peki anarşizme ulaşmak için bir teoriniz var mı?Açıkcası şuana kadar hiç mantığıma yatmayan anarşizmi anladım.Toplumda yönetici kavramı bukadar baskınken yani ailede bile bir aile yöneticisi varken yöneticileri nasıl tasviye etmeyi düşünüyor anarşistler.
|
Anarşist anlayışın merkezinde insanlığı kurtaracak önceden belirlenmiş, stratejik yöntemler bulunmaz ve zaten anarşistlerin karşı çıktığı da bu tür müdahalelerin yönetim biçimindeki kabuğu değiştirse de yaşam biçiminde daha özgür bir dünya yaratamayacağı düşüncesidir. Anarşistler olarak belli bir grup oluşturup diğerleri adına karar almak anarşist anlayışa aykırıdır. Teoriden kasıt nihai hedef için yeni bir savaş tetikleyerek bu savaşın bir tarafında yer alıp devleti ele geçirmek ise pratiğine baktığımızda buna benzer idealler varsayımdan öteye gidememektedir. Sosyalist teori ne derece teori olarak adlandırabilir diye sormamız da gerekmektedir. Lakinn ekonomik açıdan emekçiler, işçiler, kapitalistler olarak kapitalist ekonomiyi oluşturan çeşitli işbölümlerini sınıflandırsak da Marks ın ayrımına göre, bu demek değildir ki bu sınıfları oluşturan bireyler Marks ın öngördüğü biçimde kendilerini sınıflandırıp buna karşı veya bunun lehinde bir mücadele açısından dünyayı yorumlayacaklardır. Aslına bakılırsa sınıfsal açıdan ne işçi, işçi sınıfıyım artı değerim çalınıp ücret karşılığı başkalarını zengin ediyorum diye düşünür, ne de zengin fabrikatörler çalışanlarını kendilerinden aşağı varlık olarak görüp aldıkları ücretten azını hakettiklerini düşünürler. İşçi ücretini yetersiz bulur, fabrika sahibi de aynı ekonomik nedenlere bağlı olarak ücreti düşükk tutmaya sosyal ödenekleri kısmaya çalışır. Marks da buna sınıf savaşımı der ancak bu doğru olsa da sınıflar yine onun dediği gibi binlerce yıllık egemen düşüncelerle oluştuğu için bundan farklı düşünmemekte, ajitasyon yolu ile savaştıklarında bile durumu kavrayamamaktadırlar. Tamamı sistemin çarklarını oluşturur ve isteselerde bunun dışında bir plan veya program uygulayamazlar. Devletler, yönetim sistemleri, yönetici sınıf içinde aynı durum söz konusudur. Bu rastgele kurulmuş hiyerarşik yöntemin kendi varlığı, üretim organizasyonu için asıl sorunu oluşturduğu için reformize edilmesi veya bir üst kurum olarak varlığını resmiyette ırk a ,milliyete ya da emekçi kitleye dayandırması pratikte herhangi fark yaratmayacaktır. Eski sovyet de ve diğer eski doğu bloku ülkelerde bu durumun kanıtları kendini sergilemiştir. Dolayısıyla sosyalist bakış açısının teori olarak adlandırdığı bu durum aslında aksi kanıtlanmış yanlış veya eksik bir hipoteze dönüşmüş durumdadır ve yeniden ele alınması gerekmektedir. Lakin Marksist-leninist veya benzeri siyasi fraksiyonlar açısından ezilenlerin neden toptan isyan etmediği de bir başka sorundur. Yani aç insanlar çıngar çıkarıp yağma yapmıyor, işçiler toptan greve gitmiyorsa Marks ın söylediklerine ek olarak bunun neden böyle olduğunu da tartışmak gerekmektedir ve sebepleri egemenlere bağlamak durumu pratikte değiştirmeyeceği gibi, kriz anında ortaya çıkacak bir devrim, çoğunluk tam olarak etkin olmadığından ötürü kendi temsilcilerini ve liderlerini seçecek,onlar adına savaşa girecek ve böylece yeni Napolyonların doğmasına sebep olacaklardır. Salt iktisadi analiz ile analizin içeriğindeki matematik doğru olsa bile toplumlara ne yapması gerektiği söylenemez, işin sosyolojik ve psikolojik yönleri de bireylerin türlü inançlar, değerler vasıtasıyla kabullendiği ve hatta savunduğğu, dolayısıyla da devrim yerine karşı devrime yani faşizme neden olmaktadır. Ortalama bir işçi ile Das Capital hakkında konuşulamaz, vaad verirsin ajite edersin ama sonunda devrim devrimcilerin felaketine neden olur bu nedenle bu sefer. İranda olduğu gibi. İran kötü örnek değil normal örnek aslında. Sovyette Lenin ölene dek lider kalmak zorunda kaldı, Çinde Mao, Lenin öldü Stalin geldi, savaş çıktı vs. Küba da Castro hanedanı oluştu babadan oğula geçiyor devlet başkanlığı. Bu gibi nedenlere de bağlı olarak, anarşizmin bu noktadaki yaklaşımı tepeden kestirip tüm insanlığa özgürlüğün yolunu ajite etmek değildir çünkü binlerce yıllık özgürlük ajitasyonu halkların yerine yeni seçilmiş yöneticilerin vaadlerle baş köşeye oturmasının nedenidir. Bu noktada bizim teorimiz özgürlüğü birilerine hediye etmek değil, onların bunu elde edebilecek yegane kişiler olduğunu aralarında ayrım yapmadan kendilerine anımsatmaktır. Anarşistler iktidar düşlemez, birilerini de anarşizm adına tasviye etmezler. İktidarlara karşıdırlar ve iktidarların kurmaca ve işlevsiz olduğunu ona bağlı olanlara gösterirler.
Alıntı:
|
Bence insanın tek farkı (diğer canlılardan) fiziksel ihtiyaçların dışında anlamak istemesi.Fiziksel ihtiyaçlardan sonra bu ihtiyacı en iyi şekilde karşılayabilecek olan sizce anarşizm dediğiniz yöneticisiz bir toplum mudur?
|
Evet. Yönetici kişi veya sınıf hiç bir doğa yasasına ve doğanın işlevsel yapısına uymaz. Lakin bir kişi veya sınıf temsil ettiği vbe onlardan aldığı sorumluluğa rağmen onların ihtiyaçlarını karşılayabilmekten daima aciz olacaktır. Yukarıda açıklamıştım, dünyanın en zeki ve profesyonel insanlarını toplasanız, hepsini çok iyi eğitip asla kişisel karar almamak konusunda ikna etseniz ve bu kişiler gerçekten hiç böyle bir karar vermese bile üst kurumsal kararlar vasıtasıyla temeldeki çalışma hayatını düzenlemekten ziyade yavaşlatır ve her türlü adaletsizliğe neden olursunuz. Kapasiteleri yetmeyecektir buna doğayı sadece yönlendirebilirsiniz yeni baştan inşa etmek söz konusu değildir veya alternatif bir suni doğadan, kendi kendini düzenleyebilen bir işlevsellik beklemek. Erk sistemi yozlaşmaya neden olur her ne şekilde olursa olsun.
İnsan aklı ayrı konudur ve insan aklı son 100 bin yıldır daha zeki hale gelmemiştir, büyüyen şey nesilden nesile aktarılan birikimidir. Son 6000 yıldır, ilk başta kuraklık ve kıtlık gibi çeşitli nedenlerle belli bölgelere sıkıştıktan sonra yönetim erkeleri ve fazladan yetkilendirilmiş silahlıveya gökten gelme yetki kuşanmış kişiler hem toplumun üretimini elinden almış, hemde dengenin bozulmasına neden olmuştur. Bu noktada aslında insanı bu düzene zorlayan sanıldığı gibi akıllı olması değil, nüfus artışı ile birlikte ortaya çıkan aklının doğaya karşı yetersizliğidir. Bu aşamadan sonrasında da merkezi asya da orta asya civarı, nil deltası ve mezopotamyadan yayılan bir panikk ve göç dalgası bir daha durdurulamamış, zincirleme bir tepkime gibi hegemonyacı ataerkil oluşumlar tüm toplumlarda yayılmıştır. Ani kuraklığın başlama zamanı ile büyük göçlerin ve merkezi devletlerin, bunları gerekçelendiren animist doğa tanrılarını deviren cezalandırıcı savaş tanrılarının ve merkezi imparatorlukların tek tanrıcılığına doğru olan yönelimin ve yine buna bağlı hiyararşik örgütlenme ve mülkiyet hukukunun ortaya çıkışı aynı zamana denk gelir. Hayvanlardan daha fazla olguyu değerlendiriyor oluşumuz ise onlardan daha uyumlu veya sistemli olduğumuzu kanıtlamaz. Yaşamsal ihtiyaçlar ölümcül çatışkılarda daima belirleyicidir insan içinde. Hem de daha şiddetli biçimde.
Alıntı:
Karıncalar sistematik ama içinde az değişken var öyle değil mi?Yani bir bilgisayar modellemeyle koloninin geleceğini tahmin edebiliriz.Bence bilim de bize toplumun hareketlerini tahmin etmemize imkan verir. Hatta çok çabaya bile okadar gerek yok insanın düşünceleri karmaşık fakat toplumsal hareketler belli sadece insan mantığı bile yeterince bilgiyle tahmin edebilir.Siz bilgilerinize dayanarak böyle bir geleceği tahmin ediyorsunuz.Peki ya ara geçişler onlardan bahsedebilir
misiniz?
|
Aslında az değişken yoktur hiçde. Hatta bir karınca kolonisinin olası süreçlerini bilgisayar modelleme yöntemi ile öngöremezsiniz. Bunu öngörmeye çalışmak daima hata payınızın daha da artmasına neden olacaktır. Bilimin amacı toplumun kahinliğine soyunmak değildir bu tür yaklaşımlar bilimi mistik hale getirecektir ve zaten yakındığımız yönetim sistemi de sürekli bunu yapmakta, o nedenle ilahi kader olgularını kendine refere ederek halkın somut pratikten ziyade belli çıkarlara dayanan nihai ereklere göre düşünmesini sağlayarak bilim her şeyi bilemez dedirtmek suretiyle şartlandırmaktadır. Bilim bilmez de kim bilir daha iyisini mesela? Marks da siyaset adamından önce bilim insanıdır Engels de yıllar süren araştırma ve incelemeleri vardır bu kişilerin? Siyasetçiler mi, parti başkanları mı, kafasına tuhaf şapka takmış ilahi temsilciler mi bilir daha iyisini? Hayır onlar hiç bir şey bilmez, bilim de yöntem belirler emir vermez bu nedenle. Bilim bilir fakat yönetmez, siyaset hiç bir şey bilmez ama emreder. Bilimsel açıdan en ufak bir yaprağı bile önceden modelleyemezsiniz yaklaşımda bulunabilirsiniz. Belirsizlik devreye girer, kelebek etkisi devreye girer yaprağın oluşumunu doğrudan etkileyen değişkenlerin bir çoğunu ihmal etmek zorundasınızdır. Bu da tasarım, düzen, otorite, ayar çekme, yönetme denilen, aslında çalışmayan ve dışardan sağlanmış yapay kontrol mekanizmalarından ibaret hantal örgütlenmelere neden olur. Tek tek bütün eksikleri yerine koyalım derken doğal süreç o anda da işlediği için değişkenler nedeniyle durum daha da saçma bir hale dönüşür. İnsan toplumunun geleceğini bir makinada veya pğrogramda modelleyemezsiniz baştan aşağı doğru. Ancak insan toplumunu oluşturan bireyleri kendi özdüzenlemelerine göre bağımsızlaştırabilirseniz her türlü değişime karşın yerel değişiklikler anında harekete geçecek ve işleyiş aksamayacaktır. Bunu kanal açmak ile nehir oluşumu farkı olarak düşünün. Kanal düz bir yolda, matematiksel eğim hesapları ile bir nehir yolu olarak dağlardan denize bir su yolu olarak çok iyi planlanabilir. Fakat daima bakım gerektirir hem de baştan sona. Varlığını sadece onu kazanlar sürdürebilir,onlar başıboş bıraktığı an kanal tıkanacak ve su akmayacaktır. Bilgisayarların düzenli olarak bakımı baştan programlamasında, uçakların araçların bakımında hep bu neden vardır tasarımsal olan her şey ölüdür. Ancak nehir kendi yolunu oluşturduktan sonra depremlerden bile fazla etkilenmeyecek bir şekilşde küçük değişikliklerle yolunu bulacaktır. İnsan planı daima seçim yapar bu ise doğanın kaotik yapısına baraj çekmeye çalışmaktır sadece.
Ara geçiş konusunda yeterince derinlikli düşünülmüyor. Ara geçişlerin toplamı gelecekteki özgübn sistemin nedenidir. Bunların herbirini bilmek söz konusu olamaz. Örneğin bugün her yeni doğan bebeğin anne babasından farklı olması bile 1 milyon yıl sonrasında insan fizyolojisindeki değişikliklerin ana sebebini oluşturacaktır. Bu süreçleri tek tek hesaplayamayız dönemsel açıdan şu zamanda ekolojide şu olmuş, bu besin azalmış, şu artmış, şu felaket olmuş, bunlar kurtulmuş şeklinde değerlendirmeler yapar ve değişimmibn ana çerçevesini çizebiliriz. Ancak suni olarak bunu oluşturmak doğada mümkündür laboratuvar ortamında ise sadece mutantlar oluşturulabilir. Dolayısıyla da toplumu laboratuvarda analiz edip, geleceğini baştan aşağı planlamaya çalışmak eninde sonunda o kültürün sonunu getirecektir. Yönetici sınıfı devreden çıkarırsak, toplum açısından bu etkiyi ortadan kaldırabiliriz. ve her şey çok hızlı yürümeye başlar. Bunun ara geçişi olmaz, ya kendi organik işbirliğinni kendi birimlerin vasıtasıyla oluşturup, tek hücreden kompleks organizmaya gelişimde olduğu gibi işlevsel bir birlik oluşturursun sürekli, ya da bir makina inşa edip en sonunda çalışamaz hale gelmesini, kendini yenileyemeden, alternatif benzerini oluşturamadan tamamen yok olmasını kabul edersin. Uygar toplum makinacı mistiktir. Bugünkü hali halen mekaniktir. İletişim, bilgi ağı ve teknolojinin artık tüm bireylere ulaşabildiğini de gözlemlediğimize göre organik yapılanmaya daha geniş ölçekte ulaşmak haricinde büyük bir yıkım yaşamadan ayakta kalması söz konussu değildir. İnsan zekası bunu yapabilir ve zaten bunun dışında herşeyi de yapmıştır.
Alıntı:
|
Ben hala sosyalizmden yanayım.Çoğunluk bir işci sınıfı olduğu için sosyalizmin hatta komüzimn gelecekteki düzen olduğuna inanıyorum ve tabi daha iyi bir düzen olduğuna.Siz anarşizslerce anarşizm komüzimnin bir üst seviyesi midir yoksa komüzimin emperyalizmden farkı yokta en iyisi anarşizm midir ?
|
Marks sınıf savaşımlarının sınıflar ortadan kalkana kadar süreceğini söyler ve o noktadan sonra sosyalizmden veya komünizmden bahsetmek Marks açısından da hatalıdır. Aynı şeyi anarşizm içinde söyleyebiliriz üst yetkili yönetim erkleri ortadan kalktıktan ve kendi özdüzenleme kabiliyetine sahip organik işlevsellik oluştuktan sonra herhangi bir üst yetkiye veya otoriteye karşı anarşizmin de manası kalmayacaktır. Buna nasıl ulaşılabileceği ayrı bir tartışma konusudur ve marksistlerle anarşistler bu konuda farklı düşünürler. Şiddetli tartışma konularını da, marksist in anarşisti yoldaşı olmamakla suçlayarak bilince sahip fakat eylemden kaçan devrimi köstekleyen karşı devrimci düşman ilan etmesi; anarşist in ise marksizmin öngörüde bulunduktan sonra asıl sorunu oluşturan öğeyi yeterince analiz edemediği ve aynı otoritelerden birine dönüşerek hükmü ele geçiren siyasi bir yapı ile hükümlerin varlığını ortadan kaldırabileceği hayalleri görmesi nedeniyle otoriterlikle adlandırması üzerine ortaya çıkar. Daha iyisi veya kötüsü şeklinde bir belirlemede bulunmak da manasızdır her iki düşüncenin nihai ideali özünde tüm zincirlerden kurtulmak, mülkiyetin boyunduruğundan,devletten sınıflardan ve sınırlardan bağımsız olmaktır. Bana sorarsan en iyisinin cevabını tarihde veya siyasette değil doğada, insanın gerçek canlılık niteliklerinde bulabiliriz, neyin iyi olduğu kararını da verecek olan insanlıktır, bu noktada sosyalistin pratikteki uygulamasının aksine nesnel pratiklere dayanan bilimsel bilinçlendirmenin ve tartışmanın siyasi ajitasyondan daha önemli olduğunu düşünürüm. Bu nedenle kişisel açıdan ben, sosyalist ideali gerçekçi bulmuyor anarşist düşünceyi doğal gerçeklere daha yakın buluyorum.
Alıntı:
Yönetici bir organ olmadan sorunların çıkmayacağı bunu birazdaha açıklayabilir misiniz? Hiç anarşik olarak yaşayabilmiş topluluk var mı?
Ve son olarak sizce düzensizlik mi anarşizm yoksa bilene bildiğini yaptırdığımız bir düzen mi?
|
İnsanın bugünkü zeka yeteneğinin en minimum değerlendirmeyle 100 bin yıl öncesine dayandırabiliriz. Yönetici sınıflar uygarlık ile bereber ortaya çıkar bunu engels de söylemiştir. Bu durumda 94 bin yıl boyunca insanlar yöneticisiz yaşamış demektir. Yabanıl dönemdeki bir kabile yaşlısını veya yaşlıları emir veren yetkili otoriteler olarak değerlendirmek hatalıdır kararlar beraber tartışılarak alınır ve yaşlıların lider zannedilme nedeni daha çok tecrübeye sahip olmalarından ötürü itaat e değil, tecrübeleri ve olayları kolayca çözmekteki başarıları nedeniyle saygıya dayanan bir özellikleri olmasından ötürüdür. Bugün benzer nitelikteki insanlar halen mevcuttur ancak hiç biri yönetici değildir onlar yönetmez tavsiye verirler çünkü.
Kaos düzensizlik olarak bilinir. Ancak düzensizlik doğadır ve kaos kendi iç dinamiklerinin bütünlüğünde doğanın işlevsel birimlerini oluşturur. Bozulmaz, teklemez, aniden parçalanmaz daima değişime açıktır. Düzen belli bir ereğe yönelik olarak kapalı sistemler dahilinde ortaya çıkan ve işlevsel açıdan son derece kusurlu dar perspektifli çerçevelerdir. Bildiğini yaptırdığın kişi senin eksik bilgin nedeniyle yanlış bir şeyi mecburenn yapabilir. Bu durumda aynı yanlışı o da başlkasına yaptıracaktır ve bu bir noktadan sonra geri dönüşü olmayan bir kırılmaya ve zincirleme bozulmaya neden olacaktır. Yaptırımlar zararlıdır, ancak bildiğini paylaşıp öğrenmesini sağlar,seninle tartışmasına izin verirsen iki kişinin bir kişiden daha kapsamlı ve daha işlevsel bir şey oluşturabileceği açıktır. Bunu topluma ve çalışma hayatına yaydığımızda insanın yapabilecekleri yanında bugün izlediğimiz bilim kurgu filmlerinin hiç bir imkansızlık barındırmadığı gibi tüm dünyanın yaşayan dev bir beyin gibi kolaylıkla sorunların üstesinden gelebileceği görülebilir.