Alıntı:
hımm
ama çok uzun esir ettin onuya sabır iyi fakat konu belli paragraflar hariç bütünlük içinde değildir bence buda benim yaklaşımım.
|
Bütünlük olabilmesi için daha uzun yazmam gerekiyordu, sıkıldım yazarken, okuyan da sonucu merak eder diye acele bağladım o yüzden böyle oldu.
Alıntı:
|
Bilimsel anarşizm olurmu yada anarşist bilimsellik olurmu bunu söylemek zor. yani anarşizmin önüne arkasına bir takım ekler kekler eklemek sadece tuhaflıktan öteye giden bir ironi. Bilimde iktidarcılık ve diktatörlük gelişebilir bilgi güçtür bu gücü taşıyacak zihniyet bozuksa faşizm... Nitekim bilimle insanların ağzına sıçılıyor bu gerçek dünyada. ideoloji insana özgüdür bilim soyut bir kavramdır ama bilimi yapan insan ise ideoloji-felsefe vs olmadan nasıl bilim yapılabilir nasıl düşünülebilir ?
|
Buradaki ana fikir diktatörlük dediğimiz kavramın aslında neye dayandığıdır. Anarşizm kavramını her şeye aşkın olarak tanımlayıp kutsallaştırmanın da pek bir manası yok bence. Lakin önüne arkasına erek yüklemek de söz konusu değil kavram olarak anarşizmin kendisi de bir insanlık ereğidir zaten, insandan ayrı bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Bu bakımdan bilimsel yöntemin diktatörlükler ve güç istenci nedeniyle kullanıldığını düşünüyorıum şu an için. Bunun dışında hiç bir bilimsel disiplin insana ve erdemlerine dair keskin belirlemelerde bulunmuyor çünkü tecrübe edilmemiş bir şeyi idealize ederek benimseme alışkanlığı yok bilimde. Bilim adamı mevcut yapı içinde diktatör olabilir, faşist de olabilir ancak bu onun ideolojisidir. Bu konuda bilimsel ünvan sahibi ne derece bozuk zihniyette olsa da kişisel ideallerini dayatma noktasında bilimsellik iddiasında yine bile bulunamamaktadır. Bunun tek yolu,yani faşizmin ve doğrudan diktatörlüğün, birtakım köktenci inançlara, değer yargılarına, ahklaki geleneklere sığınıp onları koruma çabası olacaktır ve bu konuda bilim ahlakı önceden kurulu bir yargıya bağlayamaz.
Alıntı:
|
Anarşizmin bir tanımı olmaz, kaotik durumun tanımı olmadığı gibi ama vardır birşeyler değilmi. Hatta bilimsel deneyler bize bire bir gerçeği vermez hep toleranslar vardır , parçacıkların gözlenmeye gösterdikleri tepkiler labaratuar oratamında anlaşılmıştır. takip ettiysen eğer. kaotik ortamı ifade etmişsin zaten o ifadenle başlığı ve anarşizmi ilişkilendir yeniden değerlendirmende fayda olabilir.
|
Gerçeğin mutlak ve değişmez bir tanımı olduğu fikri geleneksel bir yanılgıdır. Tüm gerçekler görecelidir. Bilimin gerçek olmadığı toleransları olduğu düşüncesi ile doğanın çerçeveye sıkıştırılamama, kaotik olma nedeni aynıdır. Asıl düşünülmesi gereken gerçek diye dile getirilen düşüncelerin ne derece gerçek olduğu ve bu gerçek denilenin aslında sayısız gerçekten sadece birini ifade edip diğerlerini yok sayma eğilimidir. Bu noktada bilimsel yöntem de o nedenle belirsizlik toleransına sahiptir. Anarşizmin tanımı olmaz söylemi de anarşizmi pasifize bir ideoloji haline getirir, amaçsızlaştırıp eylemi hiçliğe, bırakarak eylemsizliğe dönüşür. Eğer bahsettiğimiz belli bir mutlak-değişmez ereğe yönelik olarak insan yaşamını ve doğayı çarpıtmaktan kaçınmak ise bunu en iyi şekilde sadece deneysel-pratik düşünceyle aşmamız mümkündür. İnsanın istese de istemese de belli tasarımlara göre yaşama alışkanlığı vardır, içgüdüleri ile yaşayan yani geniş kapsamlı tasarımlar yapmayan hayvanlar bile algılayabildiklerine göre kendi yaşam alanlarını oluşturup dış etmenlere karşı korumaya çalışırlar. Kaos kaçınılmazdır veya kaos tanımlamaz sözleri manasızdır ve doğu çilekeşliğine özgü budist inancı gibi birtakım itaatkar anlayışlara zemin oluşturur. Bu noktada "anarşi kaostur, kaos tanımlanamazdır" demek, anarşizmi mistik bir düşünceye itecektir. Kaosu tam olarak tanımlayamasak bile onu kendi algılayışımıza göre biçimlendirmek zorundayız. Lakin matematiksel fraktallar canlının ve doğanın fraktallarından farklı ve tekdüzedir ancak doğaya daha çok benzerler. Doğaya kaotik deme nedenimiz de bu benzerliği biliyor olmamız,daha önceki kapalı sistem geometrilerinin doğanın işleyiş biçimi açısından çok daha hatalı ve eksik olduğunu hissetmemizdir. Dolayısıyla da kendiliğinden bir şeylerin gerçekleşmesini beklemek doğru bir yaklaşım değildir, bugüne dek insan yaşamı tamamen kendi eylemleri tarafından oluşturulmuş olduğu gibi bundan sonrası da aynı şekilde ortaya çıkacaktır. Kriterini seçmek zorundadır, bilimi reddederse birtakım hayallere, ideallere, kişisel arzuların abartılmış biçimlerine göre baskı altında yaşaması kaçınılmazdır. Bilimsel yöntemde ise önceden düşünülmüş bir erek yoktur, umut aşılama maksadı ve birtakım duygusal umutlara yönelik olarak insanlığı biçimlendirme ihtiyacı bulunmaz. Bugün hala varolan dini ve ahlaki anlayışın bilim ile çatışması da bu sebeptendir, her türlü araç ile bilimi belli bir ereğe indirgemek istemektedirler. Bilimsel yöntemde gözlem alanının kapsamı tüm evreni de kaosu da kapsar ve bu kapsam belli bir seçeneğin en ön plana alınmasını, diğerlerinin feda edilebilmesini engeller. Dolayısıyla indirgenmiş doğadan oluşan akıl tasarımlarına olan bağlılık bugünkü toplum yapısının ana temelini oluşturmaktadır. Oysa anarşizm ve kaos ile dillendirdiğimiz durum bunun tam tersidir düşünsel açıdan benzeri sadece bilimsel anlayışta bulunmaktadır.
Alıntı:
|
Aptallık 10.000 karıncanın hatasız bir koloni oluşturmasımıdır?
|
Aptallık o değildir zaten orada anlatılmaya çalışılan da neyin olmadığıdır. Karıncalar feromonları takip ederek yaşarlar. Bir karıncayı ömrü boyu izlerseniz tek eğilimi bu yöndedir ihtiyaçlarını karşılamak için kokuları takip eder. 3-5 karınca bir arada yine aynı şeyi yapar. 100 tanesi yine böyledir. 10 bin civarını bir yere koyup bir süre sonra takip ettiğinizde kısa sürede çok karmaşık organizasyonlar oluşturabildiklerini görebilirsiniz. Sayıları dengeye ulaşmış, sayılarının miktarının da etkisiyle oluşturdukları dolaysız iletişimm dışardan bakıldığında hatasız işleyen çok akıllıca tasarlanmış bir sistematiğe benzemektedir. Bu sistematiği tasarlayan akıl karıncanın neresindedir? Bir karıncadan kaynaklanmaz, herhangi birinin ya da belli birilerinin tasarımı da değildir. Karıncaları öldürmeye başlarsanız (denemeyin) belli bir sayının altına düştüklerinde organizasyonun sürdürülemediğini ve koloninin dağıldığını gözlemlersiniz. Zorla 100 bin karıncayıo bir araya getirseniz yine olmaz ortalama 10 bin civarında gruplara ayrılacaklardır. (türüne özgü olarak) Kısacası akıl dediğimiz şey aslında çoğul bir karmaşanın dıştan görünümünden başka bir şey değildir. Bu beynimizin varlığından tutunn ,organizmamızın geneldeki hatasızlığına ve karınca veya arı kolonilerine kadar gerçektir. Aynı şeyi insanlar da kentler,yaşam alanları, yiyecek stoklama alanları, tarım, ulaşım ve ulaşım araçları vs şekilde yapmaktadır. Ancak tasarımcı insan karıncadan daha aptalca yapmaktadır bunu ve hata payı daima çok yüksektir. Bunun nedeni nedir? Bir karınca bir insandan daha mı akıllıdır? Hayır. Ancak bir karınca yiyen veya doğal felaket olmadıkça koloni içinde karıncalar durup dururken birbirleriyle veya başka bir koloni ile çatışmamakta, kitlesel ölümler ve açlıktan ölmekte olan, kimiyse tıka basa doymuş ve yiyecek biriktirmiş karıncalara rastlanmamaktadır. Bunun nedeni bir insanın bir karıncadan daha aptal olması mıdır? Hayır. Hataya neden olan şey insan toplumunun hiyerarşik örgütlenmesi ve bu nedenle herkesin işini bir takım temsilci sınıflara devretmesinden doğar. Temsilcilerin sayısı daima kısıtlıdır ve eyleme yönelik olmaktan ziyade niyete bağlı işlemektedirler. Bunun nedeni de temsil ettikleri kitlenin sayısının planlayıcı olarak atananların hesaplamasının mümkün olmayacağı seviyede olmasıdır. Bu durum temsilcilik sisteminin modelinden bağımsızdır, kapitalist veya sosyalist olması durumu değiştirmez. Karınca boyundan büyük bir yemi taşımaya çalıştığında bir diğeri birinden emir alarak veya onun yardıma çağırması nedeniyle yardıma koşmaz koloni bireyleri daima ortak işleyiş ilkesine göre yaşamaktadırlar ve herhangi aracı görev üstlenen planlayıcıları yoktur. Pklanlayıcıları olmadığı içinde bize mükemmel görünürler çünkü doğal şekilde kendiliğinden örgütlenmişlerdir. İnsanın imgelem gücü ise bu durumu sayıları arttığında bozmuş, belli birtakım aracıları ve kendini lider-yönetici atayan gereksiz sınıfları doğurmuştur. Ancak insanın aklı aslında, diğer canlılardan farklı olarak milyarlarca insanı çeşitli alt birimlerin ilişkisi dahilinde kolonileştirme kapasitesine sahiptir. Buna engel olansa sadece yönetici ve planlayıcı atanan sınıftır,onlar ortadan kalktığında büyük hatalar ve kitlesel yıkımlar da ortadan kalkacaktır.
Alıntı:
Gözlerim yaşardı güzel bir ifade, bilerek yada bilmeyerek ince bir noktaya vurgu yapmışsın galiba birşey çözebiliyorsun. tebrik
karıncalardan özür dile ama dur ben senin yerine özür dilerim shapiens ler adına
|
Bunu yeni çözmüş değilim, üzerinde durulması gereken ayrı bir konu bu da.,istersen ağlayabilirsin. Sapiensler olarak yaptığımız ölümcül hatalar, içine düştüğümüz çatışkılar sonucunda bizi doğanın yegane hasta varlıkları etmiş durumdadır. Akıl avantaj sayılabilir ancak yanlış akıl en ilkel beyinden daha kötüsüdür, Çünkü ilkel beyin ve sinir sistemi sadece daha basittir hata yapamaz. Zekanın ters ve çarpıtılmış hali ise negatif dehaya neden olmaktadır ki bu geri zekalıdan kötüdür ve negatif zeka felaketlere neden olur. O yüzden sadece karıncalar değildir özür borçlu olduğumuz.
