Tekil Mesaj gösterimi
  #61 (permalink)  
Alt 22-06-2010, 12:53
Orgon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Orgon Orgon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
CoSmiC VoiCe
 
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
Alıntı:
Herşeyden önce bana yalancı deme ! Çünkü beni tanımıyorsun yalan söyleyip söylemeyeceğimi bilmiyorsun. Yanlış yazmışsın , yanlış bilgilenmişsin de ok diyeyim ama yalancı deme. Üstelik sana yalan söylemek gibi bir ihtiyacım yok. Hele ki İslam inancı benim için gerçek ve kutsal birşeyken bunun için yalan söylemek çok küçültücü birşey olur ki bu yazışmaların sonunda senin veya herhangi birinin inanmasına vesile olabilme ihtimalim çok küçükken yalan söylememin hiçbir anlamı yok.
Derim, çünkü yalancısın. Wikide ne yazdığını yazdım oraya arkealarla ilgili olarak, istersen bilim teknik dergisinin sitesine bak orada da vardı bildiğim kadarıyla. Sallama. Hem sallıyorsun hem dezenformnasyon yapıyorsun bir de üstüne diyorsun ki,buna galiba sadece sen inanıyorsun. Sana yalancı demneyecemde kime diyecem hep böylesiniz siz bilmeden sallar bir de bilmişllik taslarsınız hatalarını öğretmekle de mükkellef değilim güya her şeyi çözmüşün ya Harun Yahya yı referans alarak biyoloji biliminde )

Alıntı:
Ben wikipediada üstte gördüğün yazıya istinaden yazdım.
Anlamadan bilmeden yazınca böyle oluyor işte. Arkean devir ile arkea nın aynı şey olmaması arkea nın bilinen en eski canlılar olması gerçeğini değiştirmiyor bunun da bahsettiğimiz şeyle bir ilgisi yok.

Alıntı:
Hiç lafı uzatmaya gerek yok Allah inancı görünmeyene bilinmeyene inanmayı gerektirir. Zaten herşey alenen ortada olsaydı Dünya imtihanının bir anlamı kalmazdı. Sözlerinde sürekli bahsettiğin " Sonsuz tesadüflerin bir araya gelmesi sonucu yaşam oluşmuştur" gibisinden düşüncelerin mantığını benim küçük aklım kabul etmiyor. Sonsuz sayıdaki tesadüfün bir araya gelmesini algılayamıyorum. Bir birgisayarın bütün parçalarını bir odaya savur sonra içeride istediğin kadar doğa olayı oluştur (rüzgar , yağmur v.s) o parçaların tesadüfen bir araya gelerek bilgisayarı oluşturmasını bekleyemezsin. Değil 3.5 milyar yıl, 350 trilyon yıl beklesen yine olmaz. Ama sen olmuş diyorsun. Buna nasıl inanılır.Bilinçsiz bir şekilde etrafa savrulan madelerin, mucizevi bir şekilde , böylesine harika bir yaşamı, bukadar geniş bir canlı çeşitliliğini oluşturması nasıl mümkün olabilir. Bilim araştırır , kanıtlar bilmem ne yapar diyorsunuz da üstüne birde tesadüfleri eklemeden yapamıyorsunuz. Tesadüfü kabul eden bilim, bilimmidir ? birde bunu düşünün bakalım.
Sen ne anladığını sanıyorsun ki? Bilgisayar ne? Doğa böyle değil anlamıyorsun işte. İnsan biçimci düşündüğün için her şeyi bilinçli tasarım ile açıklayabileceğini farz ediyorsun. İnsanın bilinç dediği şey nedir onu düşün önce sen bırak doğa nasıl oluşmuştur diye ahkam kesmeyi, doğayı öyle tasarımla falan açıklayamazsın. Tasarladığın her şey en çok gelişmiş bilgisayar gibi olur doğal unsurlara veya canlı organizmaya dönüşmez çünkü kendine göre sınır çizip kendine göre tasarlıyorsun.

Tesadüf demek rastgelelik demek senin anlamakta zorluk çektiğin bir gerçek ve aslında anlamak istemesende gördüğün herşey sayısız değişkenin bir araya gelmesinden ötürü ortaya çıkıyor bir sınır çizgisi bir çerçevesi, önceden çizili bir projesi yok. Sanıyorsun ki çok özel koşullar bilerek bir araya getirildi de sen ortaya çıktın. Yok öyle bir şey. Doğada sayısız unsur var birbirini etkileyen hepsini öğrenip uzmanlaşamazsın ilişki kuracaksın. Hazır cevap beklenmez evrenden herşeyi tek cümle veya tek bir şeyle açıklayacak; tembel kafalılıktır bunun adı, inanç da kılıfı. Her şeyi görünmez bilinmez sonsuz güç sahibi bir hayalet yapmıştır diyince herşeyi açıklanmış mı farz ediyorsun? Bu ne işer yarıyor peki o sonsuza dua edince mars a gidebilmeni mi sağlıyor? Bütün insanlar sizin gibi düşünseydi şimdi o bilgisayarda yazıyor olamazdın tembelsiniz siz düşünmek yerine hazır fikre inanmayı seçiyorsunuz. Tabi galilei ler Bruno lar boşa işkence çekmiş oluyor sizlerin yüzünden hala aynı dinozor kafalar devam etmekte saçmalamaya bilimi biyolojiyi uzmanından değil, şarlatanlardan öğrenmeye çalışmakta gönlünüze göre konuşuyorlar çünkü. Öbürünü anlayamıyorsunuz teknik terimler var diyorsunuz. Bilimin dili de sizin yüzünüzden farklılaştı zaten, sahte tanrılarınız kızmasın diye şifreli dil oluşturdu bilim herkes anlamadı böylece. Leonarda Da Vinci nin tüm eserleri şifrelidir bilir misin, şu Da Vinci şifresi kitabının ismi de oradan geliyor, adam doğrudan yazsa çoktan papazlar meydanda yakmışlardı onu da. Bir haltdan çaktığınız yok, telkinlerle yönlendiriliyor kendiniz buldunuz bu düşünceleri sanıyorsunuz.

Tanrı nedir tanımlayabilir misin? Herşeydir,herşeyden ötedir diyeceksin. Ne demek her şey herşey diyince herşeyi anlamış onun da ötesini de anlamış mı oluyorsun? Aklınız almaz tabi. Güneşte her saniye 600 milyon ton hidrojen helyuma dönüşüyor ve bu olay 5 milyar yıldır sürüyor ve 5 milyar yıl daha sürecek. Üstelik güneş küçük yıldız, iyiki de küçük yoksa yüz milyarlarca ton hidrojen helyuma dönüşür 100 milyon yılda da süper nova ile dağılıp giderdi. Artık elementlerinden de gezegenler oluşurdu bizim güneş sistemimizdeki 10 gezegen gibi. Güneşin ne kadar büyük olduğunu bile algılayamıyorsunuz Allah yaratmış diyince anlamış farz ediyorsunuz herşeyi. Bilgisayarın ne ki? Ne işe yarıyor senin özel ihtiyaçlarını karşılamaktan başka kendi başına varolabilen birşey mi? Doğada niye olamıyormuş. Doğada neden bilgisayar oluşsun yahu? Her şey sana göre mi olacak öyle olmadığına göre hemen tesadüf imkansız diyorsun neymiş doğada uçak olmuyormuş. Uçak ne niye doğada uçak oluşsun? Kuş oluşmuş sen kuşa bakıp uçak yapmışın kabaca maddeyi şekillendirip. Hala soruyorsun doğayı kim yapmış diye. Kimse yapmamış doğayı doğadan öte birşey yok zaten sende onun içinde oluşanlardan birisin. Kim ne demek hem bir kişi mi yapıyor her şeyi kim kişilik belirtir tanrı çok büyük varlıktır demen durumu değiştirmiyor hala kendi merkezinden inşacı tasarımcı arıyorsun demek bu çokluğa kafan basmıyor. Basmaması lazım zaten de basamaz. Evren sonsuz en azından senin için. Ayrıca hazır cevap tam tersine tanrı inancıdır herşeyi tek kelimeyle açıklanmış varsayar ha herşeyi Allah yarattı de otur, ha pembe unicorn sıçmış de otur, ha görünmez bilinmez uçan tosbağa üflemiş de, ha Zeus de ha Ra de farketmez. Hepsi aynı baştan savma indirgemeciliktir bir şeyi açıklamaz. Ama illa istiyorsun ki anlayabileceğin tek bir kalıp olsun ve herşeyi buna göre tanımla. Bu düşüncenin kendini yok ettiği an işte insan düşünmekten yorulup kafadan uydurduğuna tapınmak ölümden sonra da varlığının devam edeceğini düşünmek istiyor bunu arzulaması da ölmmek istememesi, merakının duramaması. Bu doğal ama bahane olamaz kusura bakmayın siz öyle istiyorsunuz diye evreni bir varlık üfleyerek şişirmez, koskoca evren bu üflediğin plastik balon değil.

E işte biz niye böyleyiz, dünya da neden hayat var bu mucize değil mi? Mucize değil, farklı bir durum. Evrenin ücra köşelerinde sıvı su oluşmuş bir yerde de aynı soruyu soranlar olabilir. E işte her şey çok ince bir plan dahilinde hesaplanmış gibi? Yoo. O planlar tamamen sana ait. Sen sanıyormusun ki dünyanın yörünge çapı hep aynı? Hayır değil. Dahası güneş de durmuyor aslında sayısız gözlem yapıp durmasan tahminlerde bulunamazsın kağıtlara yazdığın gibi değil yörüngeler her şey hareket halinde. Hadi bunu bir formüle oturt bakalım güneşi de sabit kabul etmeden nasıl hesap yapacaksın? Yapamazsın sana referans şart ama o referans sana ait sana göre o yüzden görecelilik teorisi diye kuantum diye kaos kuramı diye yıırtınıp duruyor insanlar burada anlamıyorsunuz ki hala ilkçağdan kalma kapalı sisttemlerin gerçekten olduğunu zannediyorsunuz evrende. Doğada bi defa üçgen yok, çember yok, düzgün daire yok, mutlak sıfır yok, ideal gaz yok bunlar hep bizim sabitlerimiz. Hiç bir şey bilmeyenin sabiti de tanrı. Bilmediğine tanrının işi tanrının iradesi diyip geçiyor. İrade bir defa gene organizmaya dair bir davranış bir şeyi ister çaba gösterir veya direnç gösterir irade budur. Tanrı neyi istiyor ki madem herşey ise? Evren tanrı tarafından yaratıldıysa tanrı nerede duruyor? Yoktan yarattıysa evren yokken kendi neredeydi? Bir defa evrenin yaratıldığı bir an var ise bu zamanı tanımlar. Zaman ise evrenin kendisinden doğar ondan önce bir zaman olmaz, Zaman saat kaçta başladı diye bir soru saçmadır kendini çürütür. Bunlar mantıklı mı? Değil çünkü bu gibi indirgemeler doğayı kişileştirmekten kaynaklanıyor mitolojilerden ve efsanelerden besleniyorlar gerçeklerle bir ilgisi yok hayal ürünü tamamı.

İşte diyor ki Behe, bakterinin kamçısındaki mükemmel motor kendiliğinden oluşamaz bir bilinç gerekir. Mükemmel motor ne bir defa? Sen onu kendi motor mekanizmana benzetip seninkinden daha verimli çalıştığı için mükemmel motor oluyor, motora benzettiğin içinde bilinç tasarımı oluyor var mı öyle yağma ne güzel fikir o öyle ) Aradaki tüm süreçleri aklın almıyor hepsini aklında tutamıyorsun diye atlayıp bakteri kamçısında motıor mühendisi arıyorsun. Peki senin o çok övündüğün tasarım yeteneğin beynninin ön lobundaki aktivitelerin birer toplamı ona ne diyeceksin? Bilinci tasarlayan bilinç de neyin nesi? Öyle çelişik şeyler ki bunlar algılayamıyorsunuz. Bilinçli bilgisayar yapıyorsun, hafızası seninkinden fazla görünüyor çünkü pasif. Ama senin unutkan bilincin serbest çalıştığı için o kadar da büyük bilincinle tasarladığın bilgisayarından. Sen yaşamak için bir kişinin tuşuna dokunmasına ihtiyaç duymuyorsun kendi yaşamını sağlayabiliyorsun. E işte belki tanrı da böyledir bizi tasarlamıştır o mükemmeldir biz eksiğizdir. Bu öyle olmuyor ki sen tanrını kendi yerine koymuş, doğayı kişileştirmiş, kişileştirmekle de kalmamış edilgen olarak düşünmüş oluyorsun sadece.

Bir de şurdan bakalım hani çok mükemmelmişiz ya biyolojik olarak. Bunu bilemezsin ki? Evren çok farklı da olabilirdi o zaman gene bir bilinç oluşabilirdi içinde ona göre yaşayan? Neye göre kıyaslıyorsun bunu? Şeklin bu biçimde olmasaydı, başka türlü düşünüyor olsaydın çok saçma düşündüğünü mü düşünecvektin referansınm ne burada? Referansın daima kendinsin dolayısıyla da kendin varsın diye şaşırman da anlamsız. Saçmasapan bir ucubesin belki ama senin için ucubeliğin ve imkansızlığın,anlamsızlığın tanımı nedir? Senin algılamakta zorluk çektiğindir sana benzemiyorsa tuhaftır sana göre. 29 harfi kağıda yazıp havaya savuruyorsun sonra diyorsun adım yazmadı ama benim bir adım var demekki tesadüften öte bir bilinç var. Ne bilinci? Niye adın yazsın ki? İşte elementleri kazana attık karıştırdık içinden tavşan çıkmadı demek ki bilinçli tasarım var. İyide hemen sen ol dediğin için olacak diye bir kanıya nereden vardın? Tanrıyı da bu yüzden saçmalayıp uydurmuşsun zaten ol diyince oluyormuş ama onun bir anı senin için milyar yılmış bak sen kıvırmalara. ) O elementleri 4 milyar yıl bir gezegende karıştır bakalım sulak alanda neler çıkıyor ordan tavşanla beraber öyle senin kazana atıp 3 saat karıştırmanla olmuyor diye bunu yapan biri var tesadüfen olamaz demekle olmuyor bu işler. Ayrıca birkaç elementle de olmaz o milyar tonlarca elementi karıştır bakalım bi gezegende hele ondan sonra de rastgelelikten bir şey olmaz. ) O kadar dar ve basit düşünüyorsunuz ki yani sanıyorsunuz sonra çokmakıllıca düşünüyoruz inanmayanlar anlayamıyor bunu )

Alıntı:
Farzedinki bir rahatsızlığınız var ve doktora gittiniz. Doktor sizi muayene etti ve hastalığınızı söyledi. Doğal olarak sorarsınız. - Bu hastalık bende neden oluştu doktor bey ( yada hanım)
Doktor : Bi sebebi yok tesadüfen oluşmuş. Bir bilim adamının söyleyebileceği bir sözmü sizce. Bu ne kadar bilimsel bir düşünün. Bilim birşeyin nasıl olduğunu araştırırken, neden olduğunuda araştırır.
Doktor tesadüfen oluşmuş demiyor çünkü rastlantıların mesela o mikroorganizmaların hangi koşullarda nerede hastalığa neden olduğunu tahmin etmeye çalışıyor her hastalığı da tedavi edemiyor bunun adı bilim. Sen şimdi kendi düşünce sistematiğni doktor ile neden kıyaslıyorsun çekil hele bakalım ordan kafan basmaz tıp bilimine senin. ) Neden böyle diyorum? Çünkü senin mantaliten şu herşeyi tek bir nedene bağlamaya çalışmak. Senin bu durumdaki cevabın da şu Allahın takdiri, hasta mı oldun, allah öyle uygun görmüş demek ki. Doktoru ne örnek veriyorsun hastayı tedavi edemeyecek olan senin mutlak yaratıcının iradesi fikrin tıp bilimi böyle işlemez kıvırma. Biz rastlantı derken de rastlantıya inanıp, ona tapınmıyoruz bir evrensel olgudan değişkenlerin bolluğundan ve bilinç dışı ilişkisinden bahsediyoruz sizin gibi her şeyi tek bir hayali kavramın iradesine bağlamadığımız için ağzınıza tesadüfü sakız ediyorsunuz. )

Alıntı:
Daha önce burda yine birine söylemiştim. Farzedelimki siz haklısınız. Ben ömrüm boyunca boşuna bir inanca sarılmış olurum , sonra ölürüm yok olur giderim. Kaybedeceğim hiçbirşey yok. Ama ya ben haklıysam siz neler kaybedeceğinizin farkındamısınız.
Bu da en aptalca savunmadır dindarlarda. Her an neler kaybetiğinmin farkında bile değilsin hiç bir şey anlamıyorsun bile doğadan tapınacak şey arıyorsun. Bu yaşamak değil bana göre itaat ve hiçliğine kendini inandırmak. Benim kaybedecek birşeyimm yok asıl bu kadar egoist ve aptal bir mükemmel yaratıcının olması fikri herşeyi bir yana bıraksak gene saçmalıktan ibaret ve insanları kendi arzular için kullananlara hizmet ediyor ben bu suça ortak olmam vicdanım da çok rahat o nedenle. Hiç bir tanrıdan da korkmam olduğunu farz etsek de çünkü ben kendimi sorguluyorum en baştan benden büyük güç ne emretmiş umurumda olmaz, varsa da ondan bir şey beklemem bile herkes kendi boyutundan ve kendi eyleminden sorumludur. Ha şu da var tanrıyla da alay edebilirim korkmak yerine beni yargılayamaz bile korkutamaz da. Bir tanrı senin düşündüğün gibi varsa bile ona yasltaklanmaya çalışacağımı sakın bekleme yani. Hatta ben ondan daha fazlasıyım acıyı, çaresizliği, çabayı, amacı biliyorum onun herşeye gücü yettiğine göre sözde insanlık ne demek bilemez gelsin bir aciz olmayı tatsın hiç bir şey bilmeden yaşamanın zorluklarını görsün ondan sonra bana akıl versin yani onun aklına da merhametine de ihtiyaç duymuyorum. Dalkavukların tanrısı da kendilerinin ahlakını temsil eder zaten bence tanrının olma ihtimaliyle bir ilgisi yok bunun kendi dalkavukluğunuzu gerekçelendirmeye uğraşıyorsunuz o kadar. Tanrıya yaranmaya çalışan, güçlüye yaranmaya çalışandır, güçlüye yaranmaya çalışıp kendi postunu garantiye almaya uğraşan herhangi ahlaki iyilikten bahsedemez onun dalkavukluğuna soyunur, bu özelliklere sahip insanların iyi bir dünya yaratmaktan ziyade varolan herşeyi sömürüp kendine gerekçe üretmek alışkanlığıdır. Yani kaybedecek o kadar çok şey var ki bu durumda insanlıktan çıkmak demek bu. : ))
Alıntı ile Cevapla