Tekil Mesaj gösterimi
  #29 (permalink)  
Alt 25-03-2010, 19:03
Orgon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Orgon Orgon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
CoSmiC VoiCe
 
Üyelik Tarihi: 16-12-2009
Mesajlar: 1,402
Basitten karmaşığa gidelim.

Dünyadaki yaşamı, yani karbon zincirlerinin neden olduğu kompleks reaksiyon ürünlerinin organik yapılara aşamalı olarak evrilmesi sürecini yaşam olarak adlandırırsak eğer, temel olarak;

1. Yıldız güneş kütlesine yakın ondan 1,5 - 3 kattan fazla olmamalı. Küçük olabilir. Lakin daha büyük yıldızların ömrü kütlesi ile orantılandığında çok hızlı tükenir ve bu durum kompleks yaşam formları oluşmadan sistemin ölümü demektir.

2. Gezegen katı olmalı ve yoğunluğu 4 ile 8 arasında falan olmalı. (Dünyanın yoğunluğu 5,52 civarıdır)Daha düşük yoğunluk kararlı bileşikleri ve kararlı katı yerkabuğu oluşumunu engeller, çok yüksek yoğunluk kompleks uzun zincirli molekillerin oluşumunu zorlaştırır ve akışkanlığı azaltır.

3. Gezegende sirkülasyonu sağlayacak atmosfer, su buharı ve su bulunmalı.

4. Gezegendeki su katı halde buz olarak veya atmosferde buhar olarak bulunmamalı bunlar zarlı yapıların oluşumuna imkan tanımazlar. Bunun ötesinde iyi bir çözücü bileşik ortamı olan sıvı su ortamı olmadan karmaşık reaksiyonlar aktive olmaz, hücre yapıları oluşmaz.

5. Gezegende atmosferi çevreleyen güçlü bir manyetosfer, manyetosferi dengeleyebilecek, su sirkülasyonunu arttıracak büyük kütleli bir uydusu bulunmalı.

6. Gezegen asteroit çarpışmalarına açık olmamalı, bulunduğu sistemde muhtemel olan asteroitleri yörüngesinden uzak tutacak dev gaz veya sıvı gezegenleri bulunmalı, gezegen asteroit kuşaklarına uzak olmalı.

Bu koşullar sağlandığında evrende en bol bulunan elementler olan Hidrojen, karbon, azot, silisyum, oksijen ve su buharı da uygun koşullarda bir atmosferik ortam oluşturabilecektir. Dev gaz gezegenlerinin büyük uydularında da mümkün olabilir ancak yerçekimsel etki çok fazla olmamalıdır.

Bu koşulların mümkün olabileceği gezegen sayısı düşündüğümüzden oldukça fazla bir olasılıktır. Koşullar ilkin prokoryotik evrimi ve serbest oksijen salınımını sonrasında da ökaryotik evrimi ve kompleks yaşam formlarını meydana getirebilir.

Bu koşullar aynı olsa bile oluşacak yaşam formları dünyadakilerden tamamen farklı yönlerde evrimleşecektir. Ancak ucube görünen içi dışı, kafası ayağı belli olmayan acaip yaratıklar olmayacaklardır. Çünkü organlar ve sistemler gezegen yüzeyinde hareket edebilecekleri ve hayatta kalabilecekleri uygun formlarda yapılanacaktır.

Bilincin oluşumu bunun en geç sonucudur bilinçli organizma şart olmasa da, milyarlarca yıl süren varyasyonlar sonucunda çok gelişmiş bir algı ve sinir sistemi ortaya çıkabilir ve bu da doğayı daha etkin şekilde kendine göre işleyebilen zeki tür dediğimiz türün ortaya çıkmasını sağlayabilir.

Bu bilincin ortaya çıkış anını dünya gezegenindeki yaşamsal evrimi baz alarak ortalama olarak biyolojik evrimin başlangıcından 4-4,5 milyar döngü sonrası diyelim. Bunun oluşundan itibaren yaklaşık 100 bin döngü (yıl manasında) sonra nüfusu koşullara rağmen periyodik artışını sürdürürse, zorunlu sonuç olarak , uygarlık aşamasına geçebilir. Uygarlık aşaması, alet yapımı ve avcı toplayıcılıktan kurgu aşamasına yani teknik gelişim aşamasına geçmesi anlamına gelir.

Coğrafi durum, gezegenin morfolojisi, iklim durumu, gezegenin yörüngesel biçimi dahilindeki döngüsel süre ve buna bağlı organizmaların biyolojik saati dahilinde farklı bir süreç ve zaman alabilir tüm bunlar.

Dolayısıyla bizim uygarlık aşamasına geçtiğimiz 6000 yıl öncesinde, aynı anda başka gezegende bunun gerçekleşme olasılığı hemen hemen yoktur. Şu an yeni zeki türler ortaya çıkmış mağaralarda ateş yakıyor olabilir bir yerlerde. Aynı zamanda bizden 10 000 yıl önce bu aşamayı geçmiş bize oranla tanrısal görünebilecek bilgi ve teknik gelişime sahip çok daha yaşlı uygarlıklar varolmaya devam ediyor da olabilir.

Ancak çok gelişmiş uygarlıkların iç çatışma durumunu aşmış olması olasılığı da önemli bir denge kriteri olarak düşünülebilir,lakin bugünkü insan bilgisinin ekolojiye verdiği zarar düşünülecek olursa doğayı tek taraflı sömüren bir uygar topluluğun evrensel aşamaya geçip kaynaklarını bilgi ve gelişime odaklı olarak örgütlemesi zordur. Eğer bu aşamayı atlatabilirse de bizim şimdi canlılara baktığımız şekilde doğaya ve evrime müdahale dahilinde bir düşünce sistemleri de varolmayacağı için karşımızda bilerek belirmeyecekler, hatta bizden özenle saklanıp gelişmemizi izleyeceklerdir.

Bu kadar gelişmeyen bir başka uygarlık ile temas ihtimali ise olası değildir. Yıldızlar arası yolculk yapabilmeyi, görecelilik bilgisini aşan uzun mesafelere başka bilgiler vasıtasıyla gidebilmeleri gerekir yani temas edeceğimiz olası zeki yaşam türü, bizden çok gelişmiş olmak zorundadır ya da biz teknolojik pratik açısından o aşamaya gelmeden başka yaşam formları keşfedemeyiz.

Neden?

Görecelilik nedeniyle. Söz konusu diğer zeki türün yaşadığı gezegen 1 milyon ışşık yılı uzakta olabilir ve biz orayı gözlemleme yolu bulsak bile göreceğimiz 1 milyon yıl öncesidir. Daha uzakta bir kaç milyar ışık yılı uzakta ise göreceğimiz muhtemelen yeni oluşmakta olan bir yıldız sistemidir. Onlar açısından da doğrudan gözlemde aynı şey söz konusudur ve 1 milyon ışık yılı uzaktan bu gezegene baktıklarında görebilecekleri ormanda avlanan bir takım hayvanlar ve ilkel aletler yapan insanımsılar olacaktır. Şu andaki durumlarımızı doğrudan gözlem ile tespit etme şansımız yoktur . Dünyada bu halde ileri bilgi ve teknolojiler bulunmadığına göre, biz dünyalıların doğrudan gözlem yöntemi ile başka hiç bir yerde yaşam görmüyor oluşumuz da bu nedenle son derece doğaldır. Kaldı ki başka zeki tür görme ihtimalimiz yok denecek kadar azdır.

Ancak bu olmadığını kanıtlamamaktadır çünkü evrim açısından yaşamı oluşturan koşullar evrende son derece olağandır.

Bu da bu konudaki benim teorik fikirlerimdir.

Daniken ve benzeri ufo gözlemcilerinin hemem hemen tüm tezleri, danikenin ise bütün tezleri arkeolojik kriterler dahilindeki analizler ile çürütüldükleri için o tür mesnetsiz varsayımları gerçekçi bulmamaktayım.
Alıntı ile Cevapla