Tekil Mesaj gösterimi
  #7 (permalink)  
Alt 20-03-2010, 06:22
Kali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kali Kali isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Bu gece birileri ölecek!
 
Üyelik Tarihi: 16-03-2010
Nerden: Kali_fornia
Mesajlar: 1,401
Blog Başlıkları: 1
Temelde haklı olmak detay bile olsa gerçekleri çarpıtmayı gerektirmez. Tarafsız olarak bakınca Dersim katliamı (genosid de istersen isim önemli değil benim için) ne dünyanın en büyük, ne en kapsamlı, ne ilk, ne son ne de en acımasız katliamı. Bu vahşet insan tabiatının bir parçası, yani hepimizin içinde katliam. Kendine 'Türk' dersen 'Türk' olmayanlarla bir barikat olacak aranda. Cinsiyetinle özleştirirsen kendini...ya da etraftaki herhangibir din ile, özleştirdiğin kadar daralacaktır görüş açın. Aynı şekilde Dersim'in "tarihte özel bir yeri" varsa, hangi katliamın (genosid)'in özel bir yeri yok? 1478'de Iberia'da enkizisyonla katledilen 3milyon müslüman artı 1,5 milyon yahudi'nin tarihte özel bir yeri yok mu? Ya da Suriye devletinin etnik ve dinsel olarak aynı olan Hama halkına yaptığı 1982'de? Peki Boer savaşlarında tarihte ilk defa sivil halkın toplayıp ilk defa "konsantrasyon kampı" deyimini oluşturan İngilizlerin Hindistanı sömürmeye başlamasının doğrudan sonucu olarak 1876-78 arasında 5-10 milyon, 1899-1900'de yeniden 5-10 milyon ve 1943'de 4 milyon insanın açlıktan ölmesi'nin yeri özel mi? Mao'nun "İleriye Büyük Adım" programı sonucu 40 milyon insanın açlıktan ölmesi ile karşılaştırınca hangisi daha "özel" ? Chiapas'daki Maya halkının başındaki dertler ile Kürtlerin durumunun nasıl birbirlerine benzediğini anlarsak sorunun Türkler, Meksikalılar ya da Anglo-saksonlar ve Kızılderililer olmadığını, ortaya daha küresel bir durum çıktığını görürüz. Son 900 yılda Birinci Dünya savaşı ve Amerikan iç savaşı haricinde her BÜYÜK SAVAŞTA ASKERDEN çok sivillerin öldürüldüğü ğüçlü bir iddiadır. Hiçbir ırk, din, ideoloji ve halk yoktur ki hem katil hem de mağdur olmasın. Asurlulardan Kanada'nın Chipewyan yerlilerine kadar hepsi dahil buna.(bkz: Bloody_Falls_Massacre) Taktik, teknoloji değişir ama vahşet ve katliamlar aynı insan karakterinin ürünü.
Sn. AlbatrosS, TABii ki bunlar çekilen acıları hafiflettirmiyor VE bunu belirtmemin amacı unutturmak, değersizleştirmek değil. Sadece bir basit gerçeği belirtmek: sağlıklı bir hatırlama doğru bir hesaplaşma için "tarihte özel bir yeri" olması gerekmiyor, abartıp dramatize etmeğe gerek yok. Tarafsız, derin bir analiz gerekiyor. Amaç gölge etmek değil, Işık saçmak. Sn, Eylül.iü 1938'den beri konusuyoruz çünkü yara hala kanıyor. Ama '38 den beri bunu konusuyoruz da ne oluyor? Bir taraftan mağdur, öteki taraftan kahramanlık muhabbeti ile konusuyoruz. Çin seddini aştık, o zaferi kazandık vs. vs. Hangimiz ailesiyle kavgalı başkalarının hakkını korumak için? Kim tüm hayatını allak bullak bilinmeyene attı gidip elin garibanına baskının bir parçası olmamak, kaba kuvvetin piyonu olup kendine soğumamak için?
Sn. Eylül.iü sormuş:
"kendi topraklarından,bir zümreyi,bir milleti.....ordakileri sürgün etmek onları katletmek midir devletin görevi?Ordaki isyana verilen karsılıklarmı olmalıydı devlet olabilmenin gereği? kendi toprakdasına bu vefasızlıgı yapmak mıdır? tek millet_olmayan uydurulmus bir millet_sevdasına kapılıp bir hınçla tarihte böyle bir lekeyle_üstelik arsızca kabul etmezler_ anılmakmıdır devlet olmak?" cevabı basit: EVET, EVET bin defa EVET.
Devlet demek, egemenlik demektir, otorite demektir. Bu egemenlik nasıl sağlanır? Güç zoru ile, nasıl korunur? Güç zoru ile. Doğada kendinden oluşamaz, irade zorlaması gerekir. Otorite kendini ispatlamak zorunda kalırsa güç zoru ile yapmaya çalışır, ispatlamak zorunda kalmayan otorite mutlak otoritedir ve kendini iyi-hoş-gerekli göstermek için imkanları artar, başkaldırılırsa ancak gerçek yüzünü gösterir. Hak, hukuk, insanca davranış kalmaz. Sonra saklamaya çalışır o suratı, madalyalar verir, mekanizmaları tarih yazar, tersten analiz(propaganda) yapar. Bunda özel, yeni birşey yok denince, tasvip edildiği anlamı çikartmaya gerek YOK. Bir yalanın tersi doğrudur, gerçektir diye birşey YOK.
Sonuçta gözlerdeki buğu aralanırsa gerçek gözükür. Ne şan ve şeref gerçektir, ne de bayrak ve misak. Dinler ve milletler, toplu halusinasyonlar olup devletin oluşmasına ve devamına yararlar. Ama devleti var eden ANA UNSUR MÜLKTÜR. YANİ, kim ne derse desin, her devlete göre EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MÜLKİYETINDİR. TAMAH ETMEK VE KORKU, bu egemenliği mala mülke veren insan karakterinin özellikleridir. Otorite sahibi mal mülk sahibidir ve vice-versa. Mal-mülk'ün egemenliği belirlediği dünyamızda bütün bu olanlar anlayanlar için sürpriz olmamalıdır. Onun için bazıları "hayırsever diktatörlük en iyi yönetimdir" derler. Biz ise burada HiÇBiR DEVLET MEŞRU DEĞiLDiR diyoruz.

Konu Kali tarafından (20-03-2010 Saat 06:28 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla