Tekil Mesaj gösterimi
  #15 (permalink)  
Alt 17-03-2010, 23:17
maviagac - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
maviagac maviagac isimli Üye şimdilik offline konumundadır
hiperuyuşuk
 
Üyelik Tarihi: 26-03-2009
Mesajlar: 695
Blog Başlıkları: 1
Alıntı:
Kali´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
HALEPÇE GERÇEĞİ
İran ve Irak'ın sekiz yıllık savaş sırasında kimyasal silahlar kullandığı bilinmektedir. Irak'ın İran askerlerine karşı İranlılar'ın insan dalgaları taktiğini boğmak için hardal gazı kullandığını zaten kabul etti ama sürekli sivillere karşı kimyasal silah kullandığını yalanladı.
Kimyasal silahlarla Kürt sivil ölümleri sadece İran sınırı yakınlarındaki Halepçe köyünde meydana geldi. Binlerce değil ama yüzlerce ölüm kanıtlandı. Bilindiği gibi Kürtler o zaman Irak'a karşı İran'la çok işbirliği yapıyorlardı. Onların yardımı ile içeri sızan İran, baskınla köyü ve küçük Irak garnizonunu 15 Mart 1988'de ele geçirdi. Kürtler, İranlıların onayı ile esir aldıkları Irak birliklerini dağlık bölgelere götürüp yok ettiler. (43'üncü kolordu yok oldu!) Gardamand dağı ve Darbandikhan dahil büyük bir kısım ellerindeydi. Tabi ki Irak Darbandikhan barajı'nı o şartlar altında fazla koruyamazdı. Bu sadece Bağdat'ta değil, Irak'ın tüm güneyinde çok ciddi ve çok tehlikeli bir durumdu. Zaten Kürtler ve İranlılar Darbandikhan barajını önceden havaya uçurmaya çalışmışlardı. Eğer baraj patlarsa ne olurdu? Bağdat'tan güneye Basra'ya, bütün bu aşağı iller metrelerce yüksek düzeyde su ile taşardı. Devlet Başkanı Saddam Hüseyin, İranlıları mutlaka dışarı atma kararı verdi. Irak ordusu Halepce'de çok şiddetli savaşlara girdi. Bir çok duman bombası (CS) ile onları vurdu. O zaman Irak'ın elindeki kimyasal silah hardal gazı idi. Onu da kullandı ama sivillere karşı değil. Stratejik Araştırmalar Enstitüsü US Army War College tarafından hazırlanan 1990 raporunda Halepçe'de Irak değil, İran'ın suçlu olduğu sonucuna vardı. Harp raporu Irak'ın hardal gazı kullandığını kabul eder, ama hardal gazı sadece %2 ölüm oranı ile etkili bir öldürme aracı değil, bu yüzden hardal gazı yüzlerce insan öldürmüş olamaz, hele İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından iddia edilen binlerce talep ölü imkansız.
Olayların Harp Kolejinin analizine göre, Iraklılar hardal gazı kullanarak karşı saldırı ile bölgeyi geri aldı. İranlılar sonra tekrar, bu kez bir "kan ajan" kullanarak - cyanogens klorür veya hidrojen siyanür yeniden saldırdı. İran tüyler ürpertici ölü kasaba ve köyü birkaç ay kontroldan sonra, Iraklıları soykırım iddiaları ile suçladı. Bu saf uluslararası basın yoluyla kök saldı. ABD Dışişleri Bakanlığı ve Senato politik amaçlar için bir süre sonra, iddialara ve propagandaya katıldı.
İran-Irak savaşı boyunca CIA'nın üst düzey siyasi analisti olan Stephen Pelletiere , grubunun bulgularını nitelendirdi: "Gazeteciler ve diğer gözlemciler tarafından görülen kurbanların büyük çoğunluğunun ekstremitelerinde mavi renk vardı. Yani, bir kan ajanı tarafından, muhtemelen ya cyanogens klorür veya hidrojen siyanür ile öldürülmüşlerdi. Irak'ta kullanılmış bu kimyasalları üretmek için herhangi bir kapasite asla yoktu. Ama İranlılar onları kullanıyordu. nedenle İranlılar öldürdü Kürtleri" 15 yıldan sonra, CIA nihayet 2003 Ekim ayında yayınlanan raporunda Irak tarafından sadece hardal gazı ve CS gazı kullandığını itiraf etti. CIA şimdi Nisan 1990 US Army War College raporuna tam olarak destek veriyor. CIA uzmanları Halabcha's toprak testi aldı ve İran'ın kullandığı kimyasallar içeren toprak bulduğunu söyledi.
Birçok uzmanlar ve CIA'nın son raporunda rağmen, İsrail Mossad desteği ile Kürt liderler için yapılan halkla ilişkiler ve propagandanın sonu yıllar sonra uluslararası topluma pazarlanan "soykırım" olmuştur. Bu pazarlamacılar arasında bazıları öne çıkar:
Jeffrey Goldberg(The New Yorker dergisinin yazarı, İsrail/Amerikan çifte vatandaşlığı var ve İsrail ordusunda görev yaptı), Kürt Israil Dostluk Ligi (Zionist Mike Amitay'ın çok büyük yardımlarını alan Yahudi Kürt Moti Zaken'in eseri) ve uzantısı Washington Kurdish Institute (ki mossad paravanası), Mike Amitay'ın babası Morris Amitay (ki Amerikan Kongresi yasama yardımcısı ve İsrail-AIPAC lobicisidir) Aynı Morris Amitay Yahudi Ulusal Güvenlik İşleri Enstitüsü (JINSA- İsrail yanlısı Likud savunma teçhizatı) danışmanıdır. Dick Cheney, John Bolton, Douglas Feith ve Richard Perle JINSA üyelerinden birkaçıdır.

US Army War College dediğin ne ola ki...hangi sıfatla kaynak oluyor-güvenilirliği nedir...niye-nasıl-hangi gerekçeyle otorite kabul ediliyor...olaydan iki yıl sonra oturduğu yerden komplo teorileri-senaryolar yazan birilerine mi inanalım yoksa tanıklara-who gibi kaynaklara mı...hem de iki yıl sonra çözüvermişler olayı...ne ala...

binlerce yıl öncesi değil söz konusu olan...yanılmaya sebep olacak,birkac yüzle binlerce arasındaki uçurumu yaratacak kadar uzak-eski bir tarih değil çünkü 1988...sayıyı en düşük gösteren kaynaklar bile beş-altı bin ölü,sayısız yaralı+kanser olayları derken adamlar sayıyı birden yüzlere indirmiş...nasıl becermişler cidden merak ettim...e sadece birkaç yüz kişi ölmüşse geriye kalan beş bin küsür insan nerde...nerde saklanıyorlar da halepçe katliamı dememize sebep olup bizi büyük yanlışa sürüklüyorlar...iki yıl sonra ölü sayısı tespiti yapan-her şeyi bilen US Army War College onların saklandığı yeri bana söylesin...

'soykırım pazarlamacıları' nasıl bir ifadedir ya...ne bu şimdi...türk milliyetçilerinin demirbaş cümlesi 'sözde ermeni soykırımı ideaları' gibi bir şey mi bu da...bu liste ne...ırkçı sitelerdeki öldürülmesi gerekenler vb listeler gibi bir şey mi...sanırım soru ekleri tamamen gereksiz oldu...

zaten birkaç yüz kişi ölmüş...e canım onlar da rahat durmamış...hem onları da iran öldürmüş...yok artık...bu kadar yorulmayıp onlar hiç var olmadı deseydin...

başlık da 'halepçe gerçeği' imiş...ben niye koca metinde hiçbir gerçekle karşılaşmadım acaba...güler misin,ağlar mısın...

kemalistlerden sonra bir de saddamisti mi oldu sitenin...khaos bakalım daha başına neler gelecek-neler neler göreceksin...
Alıntı ile Cevapla