Mohsene Cevap
Bunu paylaşan bi arkadaşa yazılan cevap...
Kardeşim selamlar,
Neye hizmet ettiğimizi ve kimlerin propogandasını yaptığımızı idrak edemeden, günümüzün en yoğun kullanılan iletişim platformunda Türk milleti ve ordusu ile ilgili mesnetsiz ve gerçeklikten uzak bir yazıyı sadece bir tıklık zahmet gösterip; araştırmadan, analiz etmeden paylaşman beni hayrete düşürdü ve dimağıma bir mana kalın geldi! Tıklamadan mütevellit, çok ciddi fitnelerin doğacağını hesaba katmalısın.
Bu noktada asıl düşündürücü olan; bunları yazan sözde vatanseverin reel siyasetten ve tarihten nasibini almamış olması değil, -yetişmiş- bir Türk gencini buna inandırmasıdır... Bana göre bu yazı, başarısız ve gerçeklikten uzak bir masabaşı çalışmasıdır.
Şöyle ki; Bu acemoğlunun mensup olduğu, laik, sol görüşlü ve aydın aile o dönem ali kıran baş kesen Amerikan kuklası Şah’ın emirlerini benimsemişlerdir. Laik ve sol görüşlü olmak bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasıncılığı meşrulaştırmaz!!! Mohsen der ki: Beyinleri yıkandı ve Fakirliklerinin temelinde kirli ve dinsiz rejim olduğu benliklerine yazıldı. Acem Milleti dünyanın en eski, en kültürlü, her evde en az bir müzik aleti çalınan ırklarından biridir ve öyle kolayla beyni yıkanacak insanlar değildir, kirli ve dinsiz kelimeleri de İran halkına değil, halkına ihanet etmiş melanet Mohsen’e yakışan kelimelerdir. Gel gelelim, Türklere bu yakıştırmayı yapacak ve bu durumda olduğumuzu söyleyecek adamın alnını karışlarım, bu millet diniyle diyanetiyle yönetildi ve öyle de sürecek.
Türk Ordusu ile ilgili aslı astarı olmayan iddialarda bulunmadan önce Türklerin İslamiyet’i kabul etmeden önce de savaşa güle oynaya gittiklerini ve GökTanrı adına savaştıklarını bilmek lazım. Türklerin İslamiyeti kabul etmesindeki önemli etkenlerden biri Tek Tanrılı inanç ve cihat anlayışı, ordu ile halkın birbirinden ayrı düşünülemez olmasıdır. Mohsen’e göre erlerin hepsi akılsız adamlardır ve sözde aydınlanmış subaylar olmadan aklı selim ile hareket etmeleri olanaksızdır; sen buna inanıp paylaşıyorsan güzel kardeşim, lütfen bir daha düşün! Halka verdiği oylar ve seçtiği partiden dolayı salak diyen malm parti mensubunu ne çabuk unuttunuz, sence bire bir aynı adamların ağzı değil mi bu ? Bu ülkenin her zaman savaşmaya hazır en az 50 milyon askeri var, devrimin asıl savunucusu Türk askeri değildir şeklinde ifadeler kullananları kınayarak magmaya gönderiyorum.
Kıt aklı ve 4 yıllık seyisliğiyle 40 yıllık at pisliği karıştıran bu acemoğlu, Türk Ordusuna akıl vermeye çalıştığının farkında mıdır ? Onun ötesinde biz buna çanak tuttuğumuzun farkında mıyız ? Oldu olacak Turan taktiğiyle falan karşılık vermemiz gerektiğini ve halkı sığınaklara doldurup cezanlandırmamızı tavsiye etseydi!
Ayrıyeten, davasına inanmış birkaç yüz Hizbullah Militanı diye söze başlayan aşağılık herif, Hizbullah’ın komşumuz olan Lübnan Parlamentosu’nda milletvekilleri tarafından temsil edildiğini ve bakanlığı olduğundan haberdar mıdır, sadece 3 ülkenin terörist ilan ettiği ve onların da ne amaca hizmet ettiğini bilmeyen Türk gencinin, komşusunda olan bitenden bu kadar habersiz olması Aşk-ı Memnu ve Var mısın yok musunla mı ilgilidir ? Burdan Mohsen’e ; senin Mehtab’ını ....... diyerek cevap vermek isterdim, lakin ölmüş kız kardeşini yalanlarına meze eden bir adama söyleyecek sözüm yok, çünkü öyle bir kız kardeş yok!
Özetle, bu yazının asıl kaleme alınmasındaki en önemli gaye Fetullah Gülen ve hizmetini karalamaktır; ekteki türk lirası da bunu kanıtlar niteliktedir. Ama Gülen’i karalamaya çalışırken kendi milletimizi aşağıladığını gözden kaçıran gençlik, titre ve kendine gel, atalarını bir düşün ve alttaki hikayeyi oku; belki damarlarındaki asil kanın dolaşımı hızlanır, ya da soğuk bir duş al aynı hızı o da verir!
Yavuz Sultan Selim han zamanında, İran şahı kıymetli mücevherlerle süslü bir sandık hediye gönderiyor.Sandık açılıyor. İçinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas,kadife kumaşlar çıkıyor. Fakat bir de pis bir koku yayılıyor. Dehşet bir koku, herkes burnunu tıkıyor. Neyse en alttaki bohçadan insan pisliği çıkıyor!Yani Osmanlı'ya büyük bir hakaret!Cihan padişahı emir veriyor, herkes düşünsün, buna ince bir şekilde cevap vermemiz gerekir.Ve cihan padişahı yine çözümü kendisi buluyor. Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatıyor. İçine o zamanın Osmanlı İstanbul'unda imal edilen gül kokulu en nadide lokumlardan bir kutu hazırlatıyor, en altına da küçük bir pusula ve bir satır yazı gönderiyor. Şah sandığı açıyor. Açtıkça güzel bir koku ve en altta bir kutu lokum. Anlam veremiyorlar tabii. Bizim elçi yiyor önce, sonra oradakilere ikram ediyor. Kutunun içindeki pusulayı Şah okuyor: "Herkes yediğinden ikram eder...!!!!"
Mohsen’e de burdan afiyet olsun diyorum.
Selamlar,
Bilal
|