Alıntı:
|
bir insanın doğasında kölelik eğilimi var ise, itaat etme yönelimi var ise onu bu doğadan koparmak da bir çeşit tiranlık olacaktır. Yani anarşizmle ters düşecektir. Birinin içinde Tanrı sevgisi varsa, bu sevgiyi 'anarşizme' ters diye yok etmeye çalışmak, tamamen otoriter bir bakıştır.
|
itaat etme,tanrı sevgisi gibi duygular/eğilimler insanın doğasında kendinden mi vardır? bunlar zaten otorite tarafından insana aşılandığı için anarşizmin reddettiği olgular değil mi?
bir insanın gerçekten kendisi isteyerek köle olacağı çokta mantıklı gelmiyor.(bana)
mesela; (türkiyeyi baz alıyorum)
devlet der ki halka;bana itaat edeceksin kurallar koyacağım harfiyen uyacaksın.
bunun için okullar açar.orada daha küçük yaştan başlar kurallar öğretmeye,devlete bağlılık yeminleri ettirmeye vs. (bariz örnek andımız)
aile içinde;eğer inançlı bir aile ise -ki çoğunluk öyle- insan doğduğu andan itibaren dinle, tanrıyla karşı karşıyadır. yine küçük yaştan itibaren dualar ezberletilir,ibadetler öğretilir vs. bunun yanında toplum içinde ki davranışlar öğretilir.
toplum içinde; insanın yaptığı her hareket denetlenir. yine daha küçük yaştan toplumsal kurallar öğretilmeye başlanır,bizzat yaşanarak ta öğrenilir. 'şöyle yaparsan yadırgarlar,böyle yaparsan taşlarlar' vs.
yani daha başlangıçta insan ruhu serbest bırakılmıyor ki. dünyaya geldiğimiz andan itibaren yaşadığımız ülkenin,toplumun,ailenin kurallarına göre yetiştirilmeye başlıyoruz,ruhumuz/karakterimiz/doğamız da buna göre oluşuyor.
ee özgürlük nerede ?
