|
Ne biliyorsunuz?
Kaldırımda namahrem uykulara mahpus çuval yığınları…
kelebek sırtında katletmeye çalışırken kilometreleri,
top sektiren o erkek çocuklarının hepsi baba aslında…
ıhlamurla aşk yapan menekşelere duyduğu kıskançlığı gizlemeye çalışarak,
dört yaşındaki bir kız çocuğunun saçları arasında dolanan ve iten kenara
elleri değil, vicdanları…
çakıl taşları ile genişletilmiş, bu mağrur sokaktan geçerken siz
hiçbirini bilmiyorsunuz…
yüksek merdiven oyuntularında,
tekmelerken beşiklerini düşsün diye
oyun oynuyor sandığınız tüm bebekler…
bugüne lanet okuyordu aslında
tüm mütevazilikleriyle affettiler sizi…
terk bahçesinde kör tacizlere müptela çekirgeler…
çayır ağzında unutmaya çalışırken bildiklerini,
asmalı kapılar önünde beliren beyaz kedilerin hepsi gri aslında
ekvator aşklarına dönence yapmaya çalıştıkça kuyruklarını; ağardı tüyleri…
tahtaları tırmalarken, dilenci gözüyle baktığınız ve güldüğünüz tüm miyavlamalar
açlık değil, aldanmışlıktı…
gazete kupürleri ile donatılmış, noel kokulu evlerinizi aralarken siz
hiçbirini bilmiyorsunuz…
çöp kovalarının karanlığında
bayramlık elbiselerini kirletirken,
aptal sandığınız tüm hayvanlar…
intihar edemeyişlerine acıyordu sadece…
tüm çaresizlikleriyle affettiler sizi…
fakat siz; hiçbirini bilmiyorsunuz…
D'Sis Özdemir
Yok bir ruh
bu ağaçların arasında
Ve ben
bilmiyorum nereye gittiğimi
Octavio Paz
Zarındışındakikadın
|