Sokağa çıkmak,bir yereleri kırıp dökmek,harabeye çevirmek değildir.Sokağa çıkarak "en ufak"diye nitelendirebileceğimiz eylemlerde de bulunabilirsin(ufak diye bir şey yoktur,anlatımıma yardımcı olsun diye kullandım falan)mesela,sticker yapıştırmak,fanzin dağıtmak gb kaldı ki kendi duruşunla bile bir eylem niteliği taşıyabilirsin sokakta...Anarşist isen!!!(60ların çiçek çocukları da değiliz aslında)
Sokaklar zaten bize aittir ve şu anda yağmalanmış haldedir.Bu yüzden "ele geçirmek" tabiri eksik kalır.Sokakları geri almalıyız!Bok kokan sokakları,kapitalizm kokan sokaklara yeğleyerek...
94-95 yıllarında otobüste tanıştığım bir dostumun bana verdiği
ateşhırsızı ve
apolitikada okuduklarıma nasıl yani dediğimi hatırlıyorum... yobaz sağcılar ve yobaz solcularla çevrili olan çevremde anarşizmin ne demek olduğunu ucundan kıyısından anlamaya başladığım dönemlerdi... 96 yılı bir başkaydı... kadıköyde 1 mayıs günüydü... sokağa çıkmanın ne demek olduğunu anladığım gündü... o muhteşem kalabalığın içinde yürürken yapamayacağınız şey olmadığını düşünürdünüz... ama onlarında yapamayacağı şey yoktu... olanları biliyorsunuz... lale düşmanı ilan edilmiş bir kitle olarak son buldu... direnişin gazı alınmış ve insanların gözünde de haksız konuma getirilmişti... sonra duvar yazıları stickerlar fanzinler tiyatro konserler gibi faaliyetlerle sokakta var olmayı denedik... dalgalanarak devam eden bir süreç... elde var bir sürü evli ve çocuklu yoldaş...
Aslında burada güzel bir örnek vereceğim,çoğunluğunu anarşist düşüncelere sahip kişilerin kurduğu-oluşturduğu İzmir/Alsancakta Namekan diye bir kahveci dükkanı var.(kahveci dükkanı-kahvehane falan)Bir kişi değil,birden fazla kişinin dayanışmasıyla oluşmuş bir yer.Ve paran olmadığı zamanlar,parasız da çay vs içebilirsin.Ne alaka?Şu alaka oluyor ki,o yer sisteme karşı bir duruştur."Lanet olsun bizlere parasız dünyanın çarkı dönmüyor dediniz,ama bizler parasız da iletişime geçebiliyoruz,çomak soktuğumuz feleğin tekeri değil kahrolası sisteminizdir"Ha bu yerin kirasını,masraflarını kim ödüyor,yine aynı kişiler.Nasıl ödüyorlar bazıları ortaya çalıştığı paradan üç beş kuruş koyuyor,bazıları da ailesinin yolladığı paradan arttırıyor ortaya atıyor falan.Bu örneği aslında bizler "dayanışabiliyoruz" diye verdim.Her gün sıkıcı işyerlerimize,sıkıcı işlerimizi yapmak için gidiyoruz,yaşamını devam ettirebilmen için bunu yapmalısın zaten.Ama biz diyoruz ki anarşist isen,sistemin içine girmiş olsan bile ona sarılma ,tekmele.Güvenlik görevlisi ol,bize güvenliğin nasıl atlatılabilineceğini öğret.Aşçı ol,bize az malzemeyle çok kişiyi doyurabilecek yemekler nasıl yapılır,bunu öğret-yap.Yaptığın iş ne olursa olsun,yapacağın eylemler,duruş için bir engel değildir.
Ama gördüklerimiz de şu ki kahrolsun,herkes sistemin altına girmiş halde,bir iyice ...ilmiş halde.
La la la laaa laaaa
Rahatsız olursan,rahatsız edersin.Görüyorum ki pek az kişi rahatsız oluyor bu vahamiyet içinde.Ya da gerçekten rahatsız olan çok var.
Anarşizm sana gelmez,sen anarşizme gidersin.Biz bu faşist bursa sokaklarında anarşistim diye geçinen kişilerle iletişim kurabilmek için yırtınıyoruz.Bu böyle olmamalı o kişi,bizimle iletişime geçebilmek için uğraşmalı.Bir şeyler yapmak,forum sayfalarında ahkam keserek olmuyor malesef(senin için değil yazdıklarım-öfkeliyim şu anda)Bu duruşu sergileyenler,ulusal solculardır,anarşist isen sokağa çıkacaksın,sokağa çıkacaksın,sokağa çıkacaksın lanet olsun sokağa çıkacaksın işte.
Bahaneler ceblerden boşaltılmalı yerlerine taşlar konulmalı.
Burada bitiriyorum,sağlıcakla kal!
sana katılmadığımı söyleyemem... ama katılmadığım yerler de var tecrübeyle sabit olarak... inan bundan on yıl önce dayanışmayla yirmi kişiye yakın insan iki katlı bir atölyede yaşıyorduk müzik ve tiyatroyla birazda olsa sinemayla uğraşarak... sonuç... bir sürü evli ve çocuklu yoldaş...

yirmili yaşların başı sisteme tam anlamıyla teslim olmadan geçebiliyor... burslar aile yardımları arkadaş destekleriyle istenilen hayat bir şekilde oluyor... ama bir kaç yıl içinde hayat insanı tamamen iş ve ev sorumluluğuna hapsediyor... askerlik ve evlilik gibi yollarla kişi sisteme adapte ediliyor... karşı çıkmak direnmek tabiki kişinin elinde... askere gitmeyebilir ve evlenmeyebilir...

askere gitmemek başlı başına bir duruştur... ve evlenmemekte bir duruştur... zira kimliğin ötesinde aşkı ve sevişmeyi de devlete onaylatmak gibi saçma bir eylemde bulunulmamıştır ilk etapta... çocuk yapılmayarak yeni bir vatandaş meydana getirilmemiş ve o çocuğun bakımı ve hayatının devamı için daha fazla ve devamlılık sarf ederek bir işte çalışılmamıştır... bunların yanında nüfus ve seçmen sayımlarında yazılmayarak hiç oy kullanmayarak adına tek bir fatura yada belge bile bulunmayarak ta var olunabiliyor hayatta... ama içinden çıkılamayan bir şey var ki o da barınmak ısınmak ve yemek içmek için paraya olan gereklilik... ve bu gereklilik yüzünden çalışmak... oysa ki düşler düşünceler sokaklarda ormanlarda hatta dağlarda gezerken... ne yaparsın...? sokağa çıkacak vakit bile bulamıyorsan çalışmaktan ne yaparsın...? lanet olası kira ve faturaları ödemek gibi bir pranga dolanmışsa ayaklarına ve o prangadan kurtuluş yine parayla oluyorsa ne yaparsın...?
ve hepsi tamam olduğunda bile bir kaç sene sonra hevesi geçebilecek bir sevgili uğruna yada kariyeri ve parayı yakaladıklarında bırakıp gidecek kadar yüzeysel isyanlar yaşayanlarla yola çıkmaktansa pasif direnerek ve düşünerek ve sorgulayarak ve direnişi yaşayarak ve direnişi tam anlamıyla yaşayanlarla zamanı geldiğinde kalabalık ve yıkılmaz bir şekilde harekete geçmek...
önce ortak bir bilince ulaşması gerektiğini düşünüyorum çok sayıda insanın... ortak ve yıkılmaz ve yıkıcı bir bilince... yoksa para pul karı koca mal mülk yat kat tatil şöhret kariyer aile gibi bir çok etken bir kaç yıl içinde o sönmez sanılan ateşi üstüne işiyerek bile söndürebilirler...
ortak bilinç neler içermelidir...?