Tekil Mesaj gösterimi
  #1 (permalink)  
Alt 17-01-2010, 14:26
ucuk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ucuk ucuk isimli Üye şimdilik offline konumundadır
sinqci
 
Üyelik Tarihi: 07-08-2009
Nerden: viyana/avusturya
Yaş: 23
Mesajlar: 141
Standart Dinlerin Babasi => Zerdü$tlük ( Aharu mazda)

Arkadaslar size ilk önce zerdüstlügün nasil bi din oldugunu anlatan biraz uzun bi yazi paylasacagim, Bu ön bilgiyi edindikten sonra, özellikle alevilik olmak üzere, islam ve hiristiyanliginda bu dinle bagdastigi noktalara deginecegim.

Ben suan itibariyle yeterince bilgiye sahip degilim, yani zerdüstün kutsal kitabini okumadim tamamen, ama diger dinler hakkinda bildigim asagi yukari bilgilerle, zerdüstlük hakkinda edigindim bilgileri karsilastirip, bir analiz yaptim. Ve bunu sizinle paylasip tartismaya acmak istiyorum.

Alıntı:
ZERDÜŞTİLİK (Mazdaizm)

İran dinleri içerisinde, tek tanrı inanışına yer vermesi bakımından, en dikkat çekicisi Zerdüştilik 'tir. Bu din, adını kurucusundan alır. Bu dine, dayandığı tek tanrı Ahura Mazdah 'a nispeten “Mazdeizm” de denir. Bu din ilk tek tanrili dindir.


1. Zerdüşt 'ün Hayatı

Zerdüşt kelimesi (Zoroaster), Zarathustra 'nın Yunanca karşılığıdır (Zarath: güzel, doğru; üstra: develer demektir. Güzel develere sahip olan anlamını ifade eder. Halk dilinde zerdüşt, yaşayan yıldız olarak nitelendirilir). Zerdüşt 'ün doğumu, M.Ö. 570 olarak tahmin edilmektedir. Zerdüşt, İran dinleri üzerinde önemli bir etki bırakmıştır. Tektanrılı bir inanç telkin ettiği için onu bir peygamber olarak kabul edenler bulunduğu gibi, ona bir hakim veya şaman olarak bakanlar da vardır. Gatha 'lar diye adlandırılan kutsal metinler ona dayandırılır.

Zerdüşt, Yüce Tanrı olarak telkin ettiği Ahura Mazdah ile yakın irtibatı bulunduğunu ilan etti. Ona göre alemlerde mücadele eden, İyilik ve Kötülük diye adlandırılan iki asli ruh (ilkine “Spenta Mainyu”, ikincisine “Angra Mainyu” denilir) var idi. Ahura Mazdah 'ın bu iki ruhla alakasını bugün pek iyi bilemesek de O, iyilikle beraberdir. İnsanoğlu, bu iki ruh arasından birini seçmeye mecburdur ve seçimi onun kaderini etkileyecektir.

Zerdüşt 'ün ölümünden sonra insanlar, onun karşı çıktığı Mitra, Anahita gibi tanrılara tekrar tapınmaya başladılar.



2. Kutsal Kitapları ; Gathalar - Avesta

Zerdüşt 'ten sonra çoktanrılı inançlar yayılmışsa da ona nispet edilen kutsal Gatha 'lar, İran 'da etkisini sürdürmüştür. Avesta, eski İran 'ın ve bugün Hindistan 'da yaşayan İran asıllı Parsî lerin ve diğer Zerdüşt inancını kabul edenlerin kutsal kitabıdır. Dili Pehlevice (Eski Farsça) ve Kürtce 'dir.. Avesta (Hikmet, bilgi anlamında), şu bölümden oluşur:

2.1. Yasna: Dini törenlerde okunan ilahiler. Zerdüşt 'ün Gatha 'ları bu bölümdedir. Gatha 'lar, Avesta 'nın eski metinleri ve kısımlarıdır. Gatha 'lar, Zerdüşt 'ün sözleri sayılır ve hususi bir saygı görür. Pehlevi dilinde Gatha 'nın her şiirine “Gas” denir. Gatah 'ların tamamının 17 fasıl, 338 kıta, 896 mısra ve 5560 kelimeden ibaret olduğu belirtilir. Avesta 'daki Gatah 'lar; Eşnut Gat, Eştut Gat, Spentmend Gat, Vonu Hişter Gat ve Vehiştvet Gat olmak üzere beş tanedir.

2.2. Yast: Çeşitli tanrılara yöneltilen ilahiler.Güneş tanrısı Mitra,Ahura Mazda ile ölmez azizleri ve diğer tanrısal olgular için yapılacak kurban şarkıları olup yirmibir söylevi kapsamaktadır.

2.3. Videvdat: “Şeytanlara karşı kanun” diye de adlandırılır; şeytanlara karşı tılsımlar ve temizlenme kaideleri bu bölümde yer alır. Toplam yirmi iki söylevi kapsamaktadır.

2.4. Vispered : Tüm kutsananlar anlamında olup, ibadetlerde anılması gerekli olan kutsallar ve onlara yapılan ibadetleri ve bazı edebi bölümleri içermektedir.

2.5.Horda (Xorda) Avesta : Genç avesta anlamına gelmekte olan bu bölümde günlük ve yaşam sürecinde yapılması gerekli ibadet zamanlarını gösteren bir zaman takvimi niteliğindedir. Bu da dört bölüm halindedir.

2.5.1.Nijis : Mitra Tanrısı,umut,aydınlık,su ve ateş hakkındadır
2.5.2.Kataha : Beş umudu kapsamaktadır.
2.5.3.Sihroje : Günlük yaşamda iyi ve kötü anların varlığı hakkında bilgileri kapsar
2.5.4.Aferinkan : İnsanların iyiliklerle mutlu anlarından eğlence ve kutsamalarından bahsetmektedir.

2.6.Nirangastan : Bu bölümde de ölenlerin ruhlarının göğe çıkışları anlatılmaktadır.


Bu Avesta bölümlerinden eksik -kayıp- olanlarının tamamlanması amacıyla MS yapılan çalışmalarda halkın ve din adamlarının sözlerini ve eski kaynaklar esas alınarak (zaman zaman değişikliklere uğramış) hazırlanan bölümlerde şu alt bölümlerden meydana gelmektedir.

a. Bundahişn : Temel veya yaratılış anlamında olup uzay ve dünyanın yaratılışı sürecini ve sonucunu eski kaynaklara bağlı olarak anlatmaktadır.

b. Denkart : Dini eser anlamına gelmekte olan Avesta 'nın kayıp olan yirmibir bölümü ve onların içerikleri hakkında bilgi verirken, karmaşık bir ansiklopedi durumundadır.

c. Brahman Yaşt : Sassaniler zamanında yazılmış olduğu belli olan bölüm, Avesta 'nın son kayıp olan bölümleri hakkında bilgi vermektedir.

d. Ayatkar-i Zamaspik : Zerdüştlüğün ortaya çıktığı bölgenin ilginç mitolojik ve kahramanlık hikayelerini anlatır.

e. Menok-i Xrat : İyilik ruhu ve bilgelik anlamına gelmekte olup,Menok-i Xrat ile bir Zerdüşt dini bilgini arasında geçen ve Zerdüşt dini inancı konusunda 62 sorulu cevaplı bir bölümdür.

f. Pank Namak-i Zerdüşt : Zerdüşt 'ün fikir kitabı anlamında olan bu kitap da Sassaniler zamanında Zerdüşt 'ün fikirleri konusunda yazılmıştır.

g. Ardai Viraz Namak : Bu kitap Arda i Viraz 'ın göğe ve cehenneme seyahatini anlatmaktadır.

h. Viçitakihai Zatspram : Zatspram 'ın seçilen yazıları anlamında olup, Zerdüşt 'ün var oluş veya dünyanın yaratılışı konusundaki görüşünün Zervanist düşüncesi ile yazılmasıdır.

ı. Şayast na Şayast : Müsaadeli ve müsaadesiz anlamında olan bu bölüm dini inançları gereği soru ve cevaplı kuralları içeren bir bölümdür.

i. Pahlavi Rivayat Zu Datesstan-i Denik : Dini kuralları içeren Pehlevi rivayetleridir. Bu bölümde dini, mitolojik ve kahramanlık konularında bilgiler verilmektedir.

Avesta 'nın büyük bir kısmının dili pek güç anlaşılır. Avesta, Şapur II (309-380) zamanında bir araya getirilmiştir.






3.Zerdüşt 'ün Getirdiği Dini Prensipler

Zerdüşt, eski İran 'a tevhid inancını getirmiştir.Onu getirdiği din,tek tanrıya inanmakta idi.Ondan önce İranlılar.bir kısım tanrılara tapınmakta ve rahiplerin hazırladığı uyuşturucu bir kutsal içkiyi içmekle uygulanan Haoma kültürünü devam ettirmekte idiler (Haoma,bütün alemi sıvı şekilde doldurduğuna inanılan hayat tanrısı idi).

Zerdüşt,daha sonraları Ormazd şekline dönüşmüş ve islam kaynaklarında da “Hürmüz” olarak yer almış Ahura Mazdah (Hakim Rab anlamında), Daryus (tahminen M.Ö. 500 'ler) ve takipçileri tarafından Batı Asya 'ya getirilen ve birkaç yüzyıl içinde Turfan ' dan Habeşistan 'a,İndus nehrinden Ege Denizine kadar yayılan bir yüce Tanrı idi.O,alemin tanrısı idi.Alemin gayesi;yalanın,kötülüğün hakikat tarafından yenilmesidir.Alemdeki maddi ve manevi nizamı yaratan,tabiat kanunlarını koyan, Ahura Mazdah 'dır.Kötülüklerin kaynağı,Ehrimen 'dir.

Ahura Mazdah önce manevi bir varlık olarak kabul edilirken sonraları, Zerdüşt 'ten önce olduğu gibi,onu nuru ateşin ihtiva ettiği,yaratılmamış bir ışık olarak düşünüldü ve böylece ateş kültürü gelişti (Mecusilik). Ahura Mazdah 'ın yanında altı baş melek bulunur.Bunlara Ameşa Spenta 'lar (Kutsal Ölümsüzler) denilir. Bunlar; İyi Akıl, Adalet (veya Hakikat), İlahi İrade Ülkesi, Tevazu (veya Dindarlık), Mükemmeliyet ve Ölümsüzlük şeklinde, Ahura Mazdah 'ın sıfatları, çeşitli vecheleri ve fonksiyonları olarak telakki edilir.

Zerdüşt 'e göre bir taraftan sağduyu, iyilik ve aydınlıktan oluşan “Aşa” (alem nizamı), öteki tarafta da suç, kötülük ve karanlığı içinde bulunduran “Drug” (yalan, anarşi, fesat) vardır. İnsanın iyilik tarafını seçmesi gerekir. İnsanın bu seçimi öteki dünyada sonuç verecektir.



Zerdüşt 'ün ölümden sonraki muhakeme ile ilgili telkinleri vardır. Ahura Mazdah 'a inananların ruhu, ölümden sonra dördüncü gün muhakeme edilir. O, önce Cinvat Köprüsünden geçecektir. Bu köprü, bu alemden ötekine götürür. Dinsiz bu köprüden geçemeyip cehenneme düşer. Dindar kişi ise bu köprüden geçip cennete ulaşır ( ona altı Ameşa Spenta 'ya sonradan katılan “itaat” yol gösterir). Cinvat Köprüsü 'nün ortası kılıç yüzü gibi olur ve dinsiz cehenneme düşer;ancak iyi insanın ruhu geçerken geniş tarafı döner ve oda geçme imkanı bulur.

Zerdüşt gelecek bir alemşümül muhakemeden de bahsetti. Kendinden 3.000 yıl sonra Ehrimen 'in gücü zeval bulacak ve hakikat-adalet evi kurulacaktır. Böylece itaat ruhu zafere ulaşacaktır.Muhakeme ,ateş ve erimiş maden ile olacaktır. Bütün bu işler; “Saoşyant” denilen kurtarıcının doğmasıyla gerçekleşecektir. O Kansava Gölü 'nde yıkanan bir bakirenin o gölde bulunana Zerdüşt 'ün tohumuyla gebe kalması sonucu doğacaktır. Böylece ölülerin doğması başlayacaktır.(dirilme).İlk insan “Gayomart”ın kemikleri hayat kazanacak,bütün ölüler tekrar vücutlarına kavuşacak ve bir yerde toplanacaktır. İyiler,kötüler ayrılacak; iyiler cennete kötüler cehenneme gidecektir. Üç gün kalınacak, sonra bütün yaratıklar ateş ırmağından geçecek, ateş kötüleri temizleyecek ve şeytanlarla bütünleşenler hariç, herkes AHURA MAZDAH 'ın ülkesine girecektir.

Zerdüşt 'ten önce “deva” denilen ve Ehrimen 'in avenesi olan şeytanlara, onları yatıştırmak üzere, kurban kesilirdi. Onların kurbanlardan çıkan buğu ile beslendiklerine inanılırdı. Böylece onlara ibadet edilmiş olunurdu. Zerdüşt,ün kurban kesimi ile mücadelesi bu sebebe dayanır. Zerdüşt, sığır eti yemeyi de yasakladı.( Hindistan 'da da bu yasak vardır. İslam ile Yahudilikte ise domuz eti yasaklanmıştır)

Günah, insanı kötü güçlerin esiri kılar; fazilet iyiliğin nihai galebesine yardım eder. Zerdüştilikte, doğru yaşama,ahlaki emirlere uyma esastır. Ahlaki emirler; iyi düşünce iyi söz, iyi iş diye özetlenir. Fakirlere,cömert davranma,yabancılara misafirperverlik,bütün lekelerden uzak kalma ,toprağı sürme,sığırlara bakma, sıkıcı şeyleri imha da faziletli işlerden sayılır. Temiz hayvanları, özellikle köpekleri öldürme büyük günahtır. Zina yasaktır. Bazı cinsi konular ve ölü bedenine temas, kirlenmeye yol açar; özel ayinler gerektirir.

Zerdüşt “iyi hayvanların içinde olduğu bir ev ve dişilerin içinde bulunduğu bir sürü ile yayılacağı bir yaylak olduğunda orada mutluluk ve şanslılık doğar.Orada tam güzel bir hayat doğar”diye belirtmektedir.Zerdüşt her alanda tarım ve hayvancılıkla uğraşılıp bol üretimin sağlanmasını ve zararlı bitkilerle hayvanlarında kökünün kesilmesini tavsiye etmektedir. Temiz hayvanlarda sayılan köpek ve kedinin öldürülmesini büyük günah saymaktadır.Döllenmeyi ve çiftleşmeyi önleme kesin olarak yasaklanmıştır.



Bu dini inançta söz konusu edilen şarap içkisi,dini ibadetle ilgili olup,dini düşüncelerin geliştirilip derinleştirilmesi ve ruh gözünün açılması amacıyla içilmekte olduğu vurgulanır. Avesta 'nın Gatha bölümünde belirtildiğine göre dini inanç alanında şarkı ve şiirlerin önemli bir yeri olduğu görülür. Cenneti şarkılı bir yer olarak değerlendirdiği dikkate alınırsa bunun önemi daha iyi kavranır.

Zerdüşt intihar etmeyi tanrı Ahura Mazda ‘ya düşmanlık olarak niteler ve çok günahkarca bulur. Kendini ve eşini her alanda korumakla yükümlü olan insanın intihar etmesi veya kendilerini koruyan askerlerine kötülük etmesini büyük günah saymasının yanında, Tanrı Ahura Mazda 'ya düşmanlık olarak belirler.

Zerdüşt dini inancına göre tanrı kadın ve erkeği bir arada ve birbirine arkadaş yaratmıştır. Arkadaşlar arasında eşitliği temel alan bu inançta kadın ve erkek eşit olarak kabul edilmektedir. Zerdüşt inancını gelişip yayıldığı bölgelerde çok eşliliğin azaldığı ve tek eşliliğin arttığı görülmüştür. Zerdüşt, kadınların evlerinde çocukların anası olması, çocuklarını yetiştirmede ve onlara iyilikler ile yurtseverlikleri aşılamada en etkin kimse olduğunu belirtir.Erkek çocukların anaları olarak, kötü düşmanlara karşı ülkelerini savunmaları ile mal,can ve namuslarını korumalarında kadınların, eğitip yetişmelerinde büyük rol oynayacaklarını belirler.

Zerdüşt, kim kardeşlerine doğru ve dürüst olur ve fakirlere yardım ederse, tanrı Ahura Mazda yolunda çalıştığı için, tanrı da onu destekler ve korur,derken inananlarına doğru olana yapmayı, buna inanç göstermelerini ve bunu yaymaya çalışmalarını tavsiye eder, zayıf ve fakir olanların da yardım edilerek korunmasını belirtir.






4.Zerdüşt Dini İnancında Kutsal Ateş

Ateş Zerdüşt dini inancı tarafından kutsal olarak kabul edilmektedir.Ateş Zerdüştizm 'de çok önemli bir yere sahiptir. Avesta 'ya göre ateş tanrı Ahura Mazda 'nın ruhu ve oğludur.

Esas olarak ateşe üç anlam veriliyordu veya bu anlamlarda ateş kutsanıyordu. Ateşin başlangıcı olarak ev ateşi yani ocak ateşi kabul ediliyordu. İkincisi kurbat ateşi olup, bu ateş devamlı yanan ve kötülükleri uzaklaştırandır. Üçüncüsü ise halk topluluklarınca meydanlarda yakılan ve etrafında eğlenilen,aynı zamanda ateşle temasa gelerek veya bu ateşin içinden geçerek suç ve günah işlemiş olanlar, kime karşı suç veya günah işlemişse onun yakacağı ateşin içinden yürüyerek kendini temize çıkarması günahını veya suçunu affettirmesi, yani kendisinin suçsuz ve günahsız olduğunu ispatlaması geleneği bakımından önemliydi.



Bir Part destanında, Kral Muhabad 'ın oğlu Prens Wise, suçsuzluğunu ispat edebilmesi için büyük bir ateş yaktırdığını anlatırken ilgili şiirde,


Şimdi hak ve askerler
Benden suçsuzluğumu ispat etmemi isterler
Bana deki ‘ateşin içinden geç '
Halka ve dünyaya temiz
Suçsuz olduğunu ispat et” diye belirlemesinde de ateşin bu gücüne inanıldığını açık ortaya koymaktadır.

Bu inanca göre ateş,sadece günah ve suçlardan arındırıp temizleyen yetkisinin dışında aynı zamanda ilahi güç, kuvvet ve kudret veren bir kaynak olarak da görülür. Çünkü ateşin tanrı Ahura Mazda 'nın oğlu olduğuna inanılmasının yanında, insanların ruhlarının da ateşten geldiği ve ölümden sonrada ruhun yapılmış olduğu gökteki ateşe çekileceği ve onunla birleşeceğine inanılmaktadır.

Geçmişte ateşin kutsanması konusunda anlatılanların dışında tapınaklarda devamlı yanmakta olan ateşler : Bölge halkının inançları için yaptıkları tapınakların çok basit yapılar olmalarına rağmen, tüm tapınaklarında devamlı ateşlerin yanması için ateşgahları vardır. Bu ateşlerin devamlı yakılması ve kutsanması ile dini ibadetlerin yapılması için tapınaklarda din adamları sürekli bulunurlar.

Zerdüştlüğün ilk döneminde Tapınaklarda ki kutsal ateşlerin rahatsız olmamaları için yaklaşan her kim olursa olsun nefesinin kutsal ateşi rahatsız etmemesi için yüzünü örtmek zorunluluğu vardı. Dini törenler açık alanlarda ve ortasında büyük ateşlerin yakılması ile yapılırdı. Zerdüşt 'ün kanlı kurbanları yasaklaması sonrasında kutsal ateşe ekmek ve süt kurban olarak sunulmakta idi.



Kutsal ateş bazı kaynaklara göre ise üçe ayrılmaktadır.Bunlar ;

- Farhang Ateşi ; Din adamlarının ateşi
- Guşnah Ateşi ; Savaşçıların ateşi
- Burzin Mihr Ateşi ; Köylü ve çiftçilerin, halkın ateşi olarak bir ayrıma tabi tutulur. Bu ateşin konumu toplumun sosyal yaşantısının açık bir yansımasıdır.

Zerdüştlüğe göre esasta yeryüzündeki her türlü canlı ve cansızda ateş vardır. İnsanda ,hayvanda , bitkilerde gökte ve yerde bu ateşi değişik zaman ve durumlarda açık görmek mümkündür. Bunlarda insanda bulunan ve insanların ilişkilerini sağlayan ve aynı zamanda Tanrı ile ilişkide olan ateşin en kutsal ateş olduğu belirlenir. Bu ateşin 215-216 değişik ateşten meydana geldiği ve her bir ateşin ise çalışan bir meslek grubuna ait olduğu belirtilir. Aynı zamanda insanların değişik şeylerden yaktığı ateşin, insanları kötülükten ve günahlardan arındırdığına inanılır. Ateşin, dünyanın yaratılışında altı unsurda karışık varlığı ile ateşten yaratıldıkları belirtilir. Bu unsurlar gökyüzü,yeryüzü,veya toprak,su,bitkiler,hayvanlar ve insanlardır.Bunların bünyesindeki ateşi değişik şekillerde ve olaylarda gözle dahi görmek mümkündür diye belirlenir. Zerdüştlükte sabah güneşinin öğleye kadar geçen zamanda bereket getirdiğine inanılırdı.


5.Avesta 'dan Bazı Konularla İlgili Kısa Alıntılarla Zerdüşt İnancı

5.1.Yaratılış

Avesta 'da Üçüncü Gatha 'nın Yasna otuz kısmı, uzayın yaratılışını anlatan bir bölümdür. Burada uzayın ve dünyanın yaratılışı anlatılırken, birbirlerine karşıt iki ruhun ilişkileri ile yaratıldığı belirtilmektedir. Bu ruhların her şeyi yaratışları şöyle anlatılır ;

“V e ondan tüm varlıkları yarattı.Varlıkları yaratınca onları gövdesinde taşıdı. Böylece devamlı olarak çoğalıp büyüdü ve her şey giderek güzelleşti. Ve sonra diğerlerini birbiri arkasına gövdesinden yaratmaya başladı.
Ve sonra kafasından göğü
Ve yeri ayaklarından yarattı.
Ve suları gözyaşlarından
Ve bitkileri tüylerinden,
Ve ateşi kendi anlamından yarattı.”(Riv.Dat.Den.XIVI 3-5,11,13-28) Burada esas olarak anlatılmak istenen Tanrının kendisi yani Ahura Mazda olduğu şeklinde yorumlanmaktadır. Böylece uzayda görünen görülemeyen her şey tanrının görünen organları veya görünmeyen parçalarıdır.Böylece uzayın tüm elementleri tanrının bizzat yapısıdır.

5.2.Ölüm ve Sonrası Hakkında Öğretisi

Zerdüşt dini inancında ölenlerin ruhları Cinvat köprüsünden geçmeye çalışırlar iyiler geçer kötüler için ise köprü incelir keskinleşir ve kötüler köprüden aşağıya karanlıkların içine düşerler.Aşağıya düşen kötüler 3 'e ayrılır.Tamamen kötü olanlar(sürekli cehennemde kalırlar),Çok günah işlemiş fakat iyiliği de olanlar(onikibin yıl cehennemde kaldıktan sonra cennete girerler),Günahları ve Sevapları eşit olanlar (günahlarından arınıncaya kadar cehennemde kalıp sonra cennete girecekler).Yine Cinvat Köprüsü 'nü geçmiş olan iyi insanların ruhlarının cennete varış seyiri 3 'e ayrılmaktadır.İyi düşüncelerinden dolayı(Hamut) önce yıldızlara,İyiyi konuşmalarından (Huxt) dolayı önce aya, İyiyi yapması (Huvarşt) ile önce güneşe yükseleceği,bu aşamalardan geçtikten sonra cennet kapısına varabileceğini belirler.Burada da sorgulamaya tutulurlar. Avesta 'nın Gatha bölümünde bu şöyle anlatılır;



“Ona sorma,
Çünkü sen ona başından geçen kötülükleri,
Göz yaşları ile bozulmuş yolları,
Ki onlarda o geldi,
Üzüntülü gözyaşlarından akıllanmak vardır.

Nasıl buraya geldin ey haklı?
Geçmiş olan yaratılışından, iyileşmenden,
Duran bir yaşam için, günahsız geldin,
Ölümsüzlüğü tad görüyorsun kal uzun zaman.”
prüyü rahatlıkla geçebilen iyi insanların ruhları ise Ahura Mazda tarafından yapılmış cennete çok güzel bir genç kızla (Huri) ile mutluluk içinde sonsuza kadar yaşarlar.Huriler cennete yaşamayı hak etmiş iyi kadınlardır.Cennette yaşayanların her türlü istekleri sonsuza kadar yerine getirilir.Avesta 'da cennette bulunan bir kadın şöyle tasvir edilmektedir;
“Bir parlak ve çok güzel kız,
Beyaz bilekli ve güçlü
Çok güzel görünüşlü
Yeni yetişmiş
Çabuk büyümüş,iri göğüslü,
Asil yapıda, asil doğmuş,
Zengin aileden,daha onbeş yaşında,
Görünüş ve şeklinde öyle güzel ki
Sanki yaratıkların en güzeli ” (Yasna 43-46 )


5.3.Kıyamet Öğretisi


Zerdüşt inancına bağlı olanlar Zerdüşt 'ün dünyanın üçüncü döneminde gelmiş olduğuna inanmaktadırlar.Avesta 'nın Yaşt Bölümünün 13:141 de Zerdüşt 'ten sonra peygamber olarak,yine Zerdüşt 'ün soyundan veya direk Zerdüşt 'ün bir kızla birleşmesinden her bin senede bir peygamberin geleceği belirtilmektedir.En son gelecek olan Asvart-Arta,dünyayı tüm kötülüklerden temizleyip kurtaracağı belirtilmektedir.Bunların zaman ve sırası ile şöyle olacağı belirtilir.
3000 yılı sonuna kadar Zerdüşt
2000 yılı sonuna kadar Uxşyat-Arta
1000 yılı sonuna kadar Uxşyat-Nemah
0 yılı sonuna kadar Astvart-Arta
Zerdüşt dini inancına göre Zerdüşt 'ten sonra üç peygamber gelmesi sonrasında,üçüncü peygamber zamanında son mahkeme kurulacaktır.Böylece Ahura Mazda 'nın zamanı gelmiş olacak ve tüm iyi amele sahip olan insanlar,öyle bir dünyada yaşayacaklar ki, hiçbir hükümdarlık,haksızlık olmayacak,karanlık ve üzüntü olmayan bir yaşam başlayacaktır.Tüm kötülükler eriyen metalle Tanrı tarafından yok edilecek..Ölüler canlanacak,yaşam yada ruh geri dönecek dünyada yaşlılık ve ölüm olmayacak ve böylece sonsuza kadar mutluluk içinde bir yaşam başlayacağı belirtilmektedir. Yeniden diriliş konusu Avesta 'da ;
“Ölüler dirildiğinde
Yaşayanlar yaşlanmadan gelir
İsteğe göre yaşantılar düzenlenir” (Yaşt 19:11,89) diye belirtilir.


5.4.Avesta 'nın yazılışı ve Zerdüşt 'ün Peygamberliği Öğretisi

Avesta 'nın Brahman Yaşt bölümünde Zerdüşt 'ün zaman zaman Ahura Mazda ile görüştüğü ve Ahura Mazda 'nın isteklerini halka bildirdiği aktarılmaktadır.

“Zerdüşt ile herşeyi bilen Tanrı Ahura Mazda birleşip yedi gün yedi gece birlikte kaldılar.Zerdüşt Avesta 'yı yazdı.Bizler böylece Zerdüşt 'ün yazdığı Avesta 'ya inanıyoruz ve
onun çerçevesi dahilinde hareket ediyoruz” denilmektedir. Bu durum Vistaspa hakkındaki bir bölümde ise şöyle anlatılmaktadır.

“Ve ona söyledi: Şaraba Hanf kat Vistasp 'a ver.
Sonrasında bilerek yapıyordu,onu içtiğinde hemen olduğu yerde,
Bayıldı ve ruhu ile beraber cennete gitti”


Zerdüşt, dini inancı konusunda ve sosyal alanlarda inananları ve öğretileri üzerinde yegane otorite durumundadır ve kendisini Ahura Mazda 'nın aracısı olarak tanıtmaktadır.

“Onların doğum ve büyümelerine
Su ve bitkiler seviniyorlardı.
Onların doğum ve büyümelerinde
Su ve bitkilerde büyüdüler.
Onların doğum ve büyümelerinde
Tüm kutsal yaratıklar
İsteklerinin gerçekleştiğini gördüler.
Bizim istediğimiz ise din adamlarının doğuşu
Kutsal Zerdüşt, kurbanlaştırdığı demetleriyle
Şereflendirir bizleri kurban sunmalarıyla” ( Avesta / Yaşt : 13.39 94)

Burada açıkça bir peygamber yada kutsal tanrı yapısı Zerdüşt 'ün kişiliğinde anlatılmaktadır.


6. Parsîler

Parsî İranlı anlamına gelir. Özellikle Bombay 'da oturan Kuzeybatı Hindistan 'daki Zerdüşti topluluğa verilen addır. Parsîler, 641 de Müslümanların İran 'ı fethetmelerinden sonra 8. yy dan itibaren Hindistan 'a göç eden İranlılardır. İran 'da kalıp inançlarını devam ettirenlerde olmuştur.,bunlara “Ceberler” (Geber 'ler) denir. Parsîler, önce Kathiavar 'daki Diu, sonra Gucarat 'taki Sencen 'e daha sonrada şimdi kaldıkları diğer yerlerde ikamet ettiler. Onların kaldıkları önemli bir merkez Surat yakınındaki Nausari idi. Surat batılı tüccarlar için önem kazanınca Parsî ler maddi refaha kavuştular.Daha sonra ticaret merkezi Bombay 'a geçince onlardan çoğu Bombay 'a göç etti. 19.yy 'ın ilk yarısında Britanya usulü öğrenim Bombay 'a girdiğinde Parsîler hızla bu kültürü benimsediler.Böylece ticaret ve imalatta önemli bir yer kazandılar.

Hindistan 'a yerleşen Parsîler, bir Hindu kastı gibi teşkilatlandılar.Parsîler 'in büyük bir kısmı şimdi ileri gelen tüccar,endüstrici ve banker konumundadır. Dolayısıyla Parsîler , Hindistan 'a gelmelerinden bu yana ticaretle uğraşan bir topluluk olarak kendi inançlarını da büyük bir muhafazakarlılıkla devam ettirmişlerdir. Parsîler 15.yüzyılda İran 'da kalan Ceber 'lerle temas kurmuş, Pehlevi literatürünü getirtebilmişlerdir. Böylece Şapur II zamanında düzenlenen “Avesta” eski materyalle genişletilmiş oldu. Ancak bu önce 18 Yüzyılda takvimden kaynaklanan mezhep ayrılığına yol açtı. Sonra 19.yy daki reform hareketi kendini gösterdi. Yeni araştırma ve incelemeler sonucu, rahip sınıfının ayin tarzının Avesta 'ya uygun olmadığının belirlenmesi üzerine bu yola gidilmişti. Bununla beraber bazı yorumlarla eski geleneği savunanlarda vardı. Reform tedrici olarak tuttu. Cemaatte bir yandan dünyevileşme, öte yandan da mecazi açıklama yollarıyla muhafazakarlığı sorgulayan teosofik eğilimler ağırlık kazandı.

Şimdiki Parsîlik, kuvvetli monoteist karakterlidir. Merkezi ayine dayanan Tanrı sembolü ateştir. Kültün tapınakları vardır. Bu tapınaklara Parsî olmayanlar alınmaz. Günde beş defa ateşin temizliğini korumak için temizleme ayinleri yapılır. Bu ayinler, rahiplerin nezaretinde yürütülür. Ayinlerde Avesta 'dan ilahiler, parçalar okunur. Sunu ve kurbanlara önem verilir.Ölüler şehirden uzak “dakhma” denilen ölü kulelerine (sessizlik kuleleri) bırakılır. Bu kuleler, necis sayılır.Kuleler, 4 - 5 yüksekliğinde ,silindirik yapılardır. Terasında çıplak ölüler sıra halinde yatırılmıştır. Yırtıcı kuşların, akbabaların etlerini gagalaması ve güneşin kemikleri kurutması sonucu bu kemikler, kulenin içinde depolanır. Böylece toprağın kirletilmediğine inanılır. Hindistan 'daki Parsî toplulukları bu geleneği devam ettirirler. Parsîler , oturulmayan, cin, şeytanın top oynadığı yerlere “sessizlik kulesi” derler. Halk dakhmalardan korkar. Dakhmaların özel hizmetçileri vardır.


Parsîlikte ayrıntılı takdime veya kurbanlar bir sistem içinde yürütülür. Eski İran geleneğindeki Haoma veya benzeri Hint geleneğindeki Vedik Soma 'dan rahiplerce ilk sıkmayla elde edilen acı bir bitkinin suyu olan ve yine “haoma” diye adlandırılan sıvının takdimesi gibi. Hayatını doğru sürdürme,ahlak ve temizlik kurallarına bağlı kalma “aşa” diye adlandırılır. ( Vedik “rta” terimiyle eşanlamlı ). Ahura Mazdah 'ın Ameşa Spentaları denilen altı sıfatı (veya meleği ) arasından biri Ardibeheşt şeklinde Tanrı 'nın kozmik yaratıcı düzenini ifade ederki aşa da bu düzenle ilgilidir. Ahlaki prensipler üç maddede özetlenebilir :

1- İyi düşünce (humata)
2- İyi Söz (hukhta)
3- İyi İş (huvarşta) İyilik ve yardıma önem verilmesi bu topluğun öğretim ve sosyal
refahını arttırmıştır.
Simdi BIraz da Alevilik dinini inceleyelim

Alıntı:
ALEVILIGIN ,ALININ ISMI DISINDA ISLAMLA BIR BAGLANTISI YOKTUR.
Alevilik veya Alevi anlam itibariyle Ali taraftari ve Ali soyundan olma anlamina gelir.Aliye taraftar olma durumuda Alinin düsüncelerinin devamcisi , yaptiklarinin takipcisi olma fiiliyatini getirir.
Öyleyse soralim;

***Ali islamin ,tüm sartlarini yerine getiriyormuydu?
***Ali oruc tutuyormuydu?
***Ali zekat verip hacca gidiyormuydu?
***Ali camiye gidip namaz kiliyormuydu?
***Ali`nin kiblesi Kabe`miydi,yoksa insanmiydi?

Aleviler, 1400 yildir asimilasyona (kültürel, sosyal, siyasal, dilsel, dinsel) ugradiklarihalde hala israrla köklerine bagli kalmakta “dönen dönsün ben dönmezem yolumdan”diyerak haykirmaktadir.
Her ne hikmetse «islam ici Aleviler » ayni zamanda islamin sartlari olan Alinin sartlarinin sadece Hak-Muhammed-Ali üclüsünün ismini kullanmaktadirlar.Müslümanligin ve Ali taraftarliginin mükellef kildigi hicbir sarti yerine getirmeyen bir dinsel inanis nasil olurda islam ici oluyor.
Islam icilik buysa ,Islam disilik nasil oluyor ?

Ali taraftarligi ve Aleviligin ortaya cikisi, Alinin halifelik hakkinin yenilmesi ise Ali neden kendisinden önceki -ki isimlerini bile cocuklariniza koymaya tenezzül etmediginiz – üc halifeye danismanlik yapmistir?
Eger Alinin bunlarla bir sorunu yoksa ki pratikte yasanan odur, düsmanliginizin nedeni nedir ?
Ya Ali sizin bahsettiginiz gibi adaletin kilici (zülfikar)degildir, yada cikarlari icin herseyi mübah gören bir makyavelisttir.
Üstelik kizini Ömer’e vermistir .Yani Ömer ayni zamanda Alevilerin damadidir.Cok aciktir ki ,Besikci Hocanin`da dedigi gibi ; »resmi kabulerin sorgulanmasi zamanidir. »

CARPIK TARIH ANLAYISININ MIMARLARINDAN VE BILINC BULANIKLIGININ ÜSTADI HACI BEKTASI VELI
Sah ismail nasilki Alevileri bilinc bulanikligina götürüp « yedi ulular » icerisinde yer almayi basardiysa, Haci Bektasi Veli ondan kat be kat daha tehlikeli bilincleri carpitici politikalar sergilemistir. Aleviligin kökeninin aydinlatilmasina yönelik calismalari yüzlerce yil geriletmistir. Bir toplumun,halkin dinsel,dilsel ve kültürel soykirimina öncülük etmistir.
Kucaginda aslan ve geyikle resme yansiyan Haci Bektasi Veli bir yönüyle islama ,diger yönüyle de Orta Asya saman kültürüne bagliligini göstermektedir. Biliyorsunuzki Aslan Ali ‘nin sembolü iken , Geyik ise ,güney Sibirya ve Altay Türk samanizminin en güclü totemidir.
Yukarida getirdigimiz tanimlamalara biraz aciklik getirelim.
« Büyük Türk Mutasavvifi »Ahmet Yesevi Türklestirme dergahlarinin ikinci kusak ögrencilerinden Haci Bektasi Veli ,Selcuklu Devletinin son dönemlerinde daginik olan Milli Türk ruhu birlikteligini saglayabilmek icin Hicri 680’ de Horosandan Orta Anadoluya gecmek üzere Erzincandan gecmis Dersim Kürtlerine ;Kürt Aleviligini türklestirmek (bektasilestirmek), tarihsel köklerinden koparmak, Turki potada eritebilmek icin Kürt kökenli üc halife göndermistir.Halifelerin tek görevi vardir oda ;Kürt aleviligini özünden koparabilmektir.Aleviligin bir Türkmen dini ve köklerinin Samanizmle kaynasmis islam sentezi oldugunu kabullendirmektir.Bunun sonucunda Milli Türk ruhunu empoze etme ve Aleviligin zorlama Arap soy seceresini olusturmaktir.
Daha genis arastirmak isteyenler Agucanan,Dervis Cemalan,Sari Saltuk ve Bektasiligin Dersime girisi konularini inceleyebilirler.
Bektasilik cabalara ragmen Dersimde Kürtler arasinda tutmamis hurafa bicimini almistir.Bu üc halife sülaleri daha sonra kendisini Seyit(efendi)olarak devam ettirmislerdir.Her nekadar Aleviligi köklerinden koparmaya muktedir olmamislarsada köklü bir bilinc bulanikligina götürmüslerdir.
Hangi kaygiyla olursa olsun bazi yazarlarin Haci Bektasin Ahmet Yesevi ile bagllantisini koparip Hasan Sabbah ‘a baglama cabalari tarih carpiticiligindan baska bir sey degildir.Haci Bektasin Yeniceri Ocaklarinin piri oldugu ve Osman Gazinin Osmanli Devletini Haci Bektasin Sosyal,Siyasal,Kültürel ve Etik ülküleri dogrultusunda kurdugu gercekligini üstünüde kimse örtemez.

Haci Bektas’ in Baba Ishak isyanina neden destek vermedigide cok önemli sorulardandir.Sözün kisasi Carpik tarh anlayisinin mihenk taslarindan olan Haci Bektasi Veli Anadoluyu Kürdistani,Arnavutlugu, Makendonyayi Türklestiren Türkmen gücünün hayatina sekil veren bir liderden baska bir sey degildir.
ALI TARAFTARLIGININ TARIHCESI
M.Ö 330’ lu yillarda Mezopotamyayi ve Kürdistan bölgelerini isgaleden B. Iskender ve ordulari tarafindan cok önemli degerler tahrip edilerek bir nevi kültürel soykirim baslamis oluyor.Tüm yazili, kültürel , tarihi ve dini esrleri yaktirip ,yiktirmari ile bu alandaki ilk katliam ,hakimiyetinin bitisine kadar devam ediyor.Roma ve Bizans Imparatorluklari zamaninda Kürdistanin büyük bir kismi Yunan ve Roma nüfusuna asirlarca tabi kalmis bulunmasina ve Ermeni kirali Tridat ,Pehlevi Krikor(Gregoire) tarafindan katliamlara ragmen Hiristiyanlik Kürdistana cok fazla nüfuz edememistir.
Hakimiyetlerinin zayiflamasi sonucu,yeniden filizlenen, gelisen , ekonomik, sosyal, siyasal olusumlarbu seferde Islam ordularinin katliamina, isgaline ve istilasina ugramistir(M.S 637).Islam ordulari Anadolunun Dogusunda Irak ve Irandaki milletlerin hakimiyetine son vermistir.Ömer bizzat verdigi emirle ;Kürdistan bölgelerinde varolan yazili ve yazisiz her türlü tarihi, kültürel ,sosyal, siyasal ve dini belgeleri yaktirmistir.Bölge halklarinin Kürtce konusmasi yasaklanmis, kürtce konusanlarin dilleri kesilmistir.Islam ordulari islam öncesi dinleri özellikle Mazdeizm ve Zerdüstlük ögretilerini Islama aykiridir diye yasaklamis, sürdürenleri ölümle cezalandirmisti.Katliam geneldede mezopotamyadaki cesitli halklar üzerinde uygulanmistir.Aleviligi türklestirme politikalarina temel yaptiklari Horosanin Zerdütlügün Atesgahlarinin merkezi oldunu biliyorlarmi ? Horosan ve Belx kentinin tarihsel gelisimi dogru arastirilmalidir.

Bu Islami Arabilestirme Kürt halkini ve onlarin dini inanclari olan Mazda ve Zerdüstlük ögretisini zorbalikla ,yasaklamalaarla bitirme anlayisina götürüyor.Vahsihane Islam barbarlikliklarini Süleymaniyede ceylan derisi üzerine yazilmis olan siir bu zulmü cok acik ifade etmektedir.
Orjinali Kürtce olan siirin Türkcesi söyledir :

Hürmüzgahlar viran oldu atesler söndü
Büyük büyükler saklandilar
Sitemkar Araplar,her tarafi harap ettiler
Hatta Sehrizora yetistiler
Kadinlari, kizlari esir götürdüler
Azad erkekleri kana boyadilar
Zerdüstün ayini sahipsiz kaldi
Hürmüz kimseye yardim etmedi.


Ayni siirin bir benzerin bugun Aleviligin merkezi merkezi durumunda ki Dersimde bulunmustur.Bu siiri V.N.Dersiminin Kürdistan Tarihinde Dersim adli eserinden okuyabilirsiniz.Siirde bahsedilen soykirimi, kültürel, tarihsel ve dinsel katliami islam ordulari tecavüzcü kimlikleriyle tamamlamislardir.Bunlarin baskahramanlarindan biride Hak –Muhammed –Ali üclüsünun Alisidir.
Boynunuza taktiginiz Zülfikari siz , aslini inkar eden haramzadeler olarak takiyorsunuz…!
Zülfikar adaletin , dogrulugun sembolü degil; dini kültürel , dilsel.sosyal ve insan katliaminin sembolüdür…!

Tarihin bu asamasinda Kürt serdari Ebu Müslüm Horosani ‘ nin bu zulme karsi direnerek Emevileri tard etmesi Incelemeye deger niteliktedir.Ayni zamanda Abbasi halifesi Ebu Caferi Mansurun sarayinda öldürülmesi olayi ve altinda yatan sebepler iyi arastirmalidir. Belleksizlestirme Engizisyonlarinin yasatiltigi bu dönemde Müslüman ordularina karsi direnisle beraber ,”kalu bela “ ile boyun egerek müslümanligi kabul etmis Kürtler(sünni Kürtler)ile Zerdüstlügün dini ,kültürel ve felsefik anlayisini ileriye tasimak isteyen Kürtler (Alevi, Yezidi Kürtler)arasindada celskiler yasanmistir.

Zorbaliktan dolayi disaridan Müslüman görünen Zerdüst Kürtler dini inanclarini gizliden yapmaya yöneldiler.Nitekim yüzyillar boyunca Alevilere yönelik yayilan “mum söndürme “ iftirasi; gece mum isiginda yapilan ibadetllerin kendisidir.
Cem törenlerinde anlamsizmis gibi görünen Nöbetci, süpürgeci gibi semboller(figürler) o dönem islam barbarliginin korkusu ve zorbaliginin getirdigi önlemlemlerdir/ görevlendirmelerdir.

Iste böylesi zolu sürec kosullarinda camiye gitmek istemeyen, namaz kilmak istemayen,islamin sartlarini yerine getirmek istemeyen Zerdüst Kürtler(Alevi) icin tarihin bir olay yasanmistir.Ali namaz üzerinde öldürülmüs ve anlatilara göre caminin kapisi üzerine “ Ehli beyte nalet okuyanlar camiye ayak basabilirler”(yaslilarin anlatimlarindan) yazisi yazilmistir.Yazini yazilip yazilmadigi cok önemli bir tartisma konusu olmamakla beraber canima minnet deyip Ali taraftarligini gerkce yapan bu zerdüstler Ali ( Alevilik) kisvesiyle Islami kurallardan kurtulmuslardir.Bunu yapmalarindaki sebep kendi katileri olan Aliye duyduklari sevgi degil, yasaklanmis inanclarini sürdürmelerindeki karaliliktir.

Tam bu notada gercekten Ali taraftari olan ve bir siyasi parti biciminde örgütlenen Sii ‘ lerin kürt Aleviligi ile hicbir alakasi yoktur.Asil Ali taraftarlari Aleviler degil, Siilerdir.Egemen olan kureys ici cekismeleri Alinin , diger üc halifenin ve tabiki Muhammedin mal varligini konumuz olmamasi acisindan deginme ihtiyaci duymuyoruz.Ali hicte öyle midesine tas baglayip cöllerde ac dolasan biri degildir.
Simdi Alevilik ve Zerdüstlügü biraz daha detaylica yanyana getirerek inceleyelim

Alıntı:
ALEVILIK VE ZERDÜSTLÜK

Alevilik dikkatlice incelenecek olursa ismi disinda Alevilige temel olmus ilkelerin Mazda dini ve Zerdüst ögretisinden alinip Islamiyet icerisinde islami bir maske ile sürdürülmesinden baska nir sey degildir.Tabi zorbalikla gecen uzun zaman diliminde Zerdüstlükten bazi noktalarda farklilasmalar yasanmis olmasida gayet normaldir.Buna ragmen özü ayni kalmis ve köklerinden kopmamistir.diyebiliriz.
Zerdüstlükten direkt Alevilige gecmis dini ilkelere érnek verecek olursak;
• Alevilikte dara kalkma ,dardan indirme ve yol düskünlügü .
• Eline , Beline , Diline sahip ililkesinin Zerdüstlükteki Iyi Düsünce, Iyi Söz, Iyi Is ‚ e (Humata, Hukhata, Huvarsta)benzerligi.
• Kemer ve kusak baglama ; Aleviler son yillara kadar 6 veya 10 yasina gelen cocuklarina beyaz gömlek giydirir beline kusak veya kemer baglarlardi.
• 21 Eylül kutlanan ve 6 gün süren Mihracan Gahanbar tanri Mitraya adanmis bir bayramdir.Dersimde Aralik ayinin son üc gününde „Gaxand“ yada „ gagand“olarak olarak kutlanir.
• Alevilikte atesin , günesin kutsal görülmesi ve ocagin suyla söndürülmememesi, Zerdüstlükten direkt alinmistir.(Kürtler Ari soyludur ve Ar anlam olarak ates anlamina gelir.)
• Kadin ve erkegin birbirlerine arkadas olarak yaratildigi ilkesi.
• Tek evlilik
• Kadin ve erkegin ayirim gözetmeden beraber ibadet etmesi ( Cem Törenleri)
• Zerdüstlük siirsel bir dindi .Beyitler Mazda inanci icin temel teskil ediyordu. Bundan dolayida Zerdüst sözleri, vaazlari siirseldir ve beyit niteligi tasir. Alevilikte ki saz esliginde okunan avazlar , gulbengler, beyitller ve siirsel ibadet Zerdüstlükten gelir.
• Ibadetlerin gündüzleri ve günese karsi doganin en güzel yerlerinde yapilmasi Zerdüstlükten ve düalizminden -karanlik(kötü), Aydinlik(iyi) ve atesin kutsalligindan gelir.
Bunlari cogaltmak mümkündür.Öte yandan müslümanlikla benzerligi noktasinda kurban kesme, sirat körüsü, cennet – cehennem gibi kavramlar öne sürüldügünde bunun sacmaliktan ibaret olacagi aciktir.Cünkü Sirat (Cinvat Pereto) ve cennet – cehennem inanci Zerdüstlükte olup, kurban olayida daha öncesinde uygulanan bir dini törendir.
Yukarida Zerdüst Kürtler(aleviler) ve müslümanligi kabul etmis Kürtler cümlesini kullanirken Zerdüstlügü Alevilerden cok daha özlü ve köklü tasiyan „Yezidileri kürtleri“ yadsidigimiz sanilmasin.Konumuzun ana temasi olmasi acisindan Alevilik ve tarihsel gelisimi üzerinde durduk.Elbetteki konunun daha iyi anlasilabilmesi icin Mezopotamyada kullanilan diller ,alfabeler, dinlere kaynaklik etmis olan ayni zamanda bilinen ilk yazili din olma özelliginide tasiyan Zend-Avesta’ ninda incelenmeye ihtiyaci vardir.Zend-Avesta’ tada kullanilan dilin Kürtceye özelliklede Zaza lehcesine yakinligi taktire sayandir.Binlerce yil gecmesine ragmen dilini kültürününü, dinsel inancini muhafaza etmeyi basaran Kürtleri ayakta tutan neydi
Ne diyelim „daglarin kilidi kirildi“.
Bunca yallan , dolan , entrika karsisinda Dersim isyanin Asi önderinin Seyit Rizanin bir sözü aklima geliyor.

„Ben senin yalanlarinla , hilelerinle bas edemedim, bu bana dert oldu.
„Bende senin önünde diz cökmedim, buda sana dert olsun.“

Kaynaklar: Seytanin Genel Tarihi (Gerald Messadiè)
Aleviligin Dogusu( Ismail Kaygusuz)
Islam komüncüleri (Faik Bulut)
Kürdistan Tarihinde Dersim( DR.VET.Nuri Dersimi)
Gatalar (Sirac Bilgin)
Aleviligin Kökenindeki Mazda Inanci ve Zerdüst Ögretisi(Ethem Xemgin)
$imdi cemlerde okunan dualara,sözlük anlamlarına ve ritüellerin manasına bakalim
Alıntı:
Oniki hizmet ritüelindeki delilci hizmeti

Sah Hatayi’den delil duasının son iki mısrası,

Muhammet Mehti sahibi zaman
Gayip erenlerdir dertlere derman
Bu yola sığmaz şüphe ile güman
Hünkar Hacı Bektas yaktı delili

Hatayi’yim on iki’ye bağlıyım
Hakk’tan gelir ışık ondan nurluyum
Şiiri yezdan köklü Ali soyluyum
Kırkların ceminde yandı bu delil.

Delil, isigin, aydınlığın, sembolize edilisidir
Hakk’tan gelir( isik ) ondan nurluyum

Siiri yezdan köklü Ali soyluyum
Yezdan; Zerdüst inancının iyilik tanrısıdır.Yani (Zerdüst köklü Ali soyluyum)

Bu kadar açık ve seçik izahı görmemek veya inkar etmek hangi vijdana sigar bilemiyorum?
Bu satırları kabul etmeyenler Sah Hatayi’den daha mı iyi aleviler? Onu da sormak lazım.
--------------
Virani’den

Dilinde canan oluptur
Sükudum sacidim insan oluptur
Vücudum sehrine Sahi-muhakkak
Bilinki fazl-i Hakk yezdan oluptur

Gönül didara karşı ol sebepten
Ayrılmaz Vallahi hayran oluptur
Virani dervişe lütfetti Haydar
Erişti üçlere Selman oluptur.


Bilindi fazl-i Hakk yezdan oluptur.
Enel-Hakk kavramı”” fazli tanrısallaşmıştır.Buda iyi bilinmelidir ki, o Tanrı Yezdan’dir.Yani Zerdüst’lügün iyilik tanrısıdır.

Virani’den başka bir dörtlük;

Gel dilber ağlatma beni Sahi Merdan aşkına
Dü cihanın ranimasi sii yezdan aşkına
Şahım Hasan pir Hüseyin Kerbela meydan için
Lütfedip bağışla cürmüm Ali Süphan aşkına

Süphan; Tanrının en güzel isimlerinden birisi demektir.
Virani iyilik tanrısına Yezdan’a yalvarıyor, suçunun bağışlanmasını istiyor.
Ali Süphan aşkına da , Alim Allah aşkınadır. Yine Enel-Hakk kavramı işlenmiştir.

Bir başka yalvarma ve yakarış,

Ey benim şahım sığınağım, Fazlı Rahmanim Ali
Selam ey sah-i Merdan Ali, selam ey Fazl-i yezdan Ali

Son satırda artık direk zerdüslerin iyilik tanrısına Ali deniliyor.(Ey Fazl-i Yezdan Ali)

Bütün bunlara rağmen birileri halen yüzü bile kızarmadan sayfalarca yazılar yazıp kafa bulandırıyorlar.
Son olarak $u teknik bilgiyi size sunmak istiyorum
Alıntı:
Bir milletin kullandığı dilden yola çıkılarak yapılacak bir çalışmayla o millete ait toplumsal değişimleri, onun karakteristik özelliklerine ulaşmak mümkündür; örneğin savaşçı bir toplum özelliği taşıyorsa savaşla ilgili terimlere sıkça rastlamak mümkündür veya ticari hayatı önemseyen toplumlarda bununla ilgili çokça kelimeye ulaşırsınız. Hele söz konusu araştırma dili incelenen toplumun inanç sisteminin evreleri ve buna bağlı olarak geçirdiği toplumsal gelişme ise başvurulacak en önemli kaynak yine dildir.
Unutulmamalıdır ki bahsedilen hususlar genelde kendilerini dilde muhafaza etmektedir.

Bu durumu Kürtçeye uyarladığımız zaman karşımıza çok çarpıcı ve aydınlatıcı hususlar çıkmaktadır; örneğin halen annelerimiz tarafından kullanılagelen ve açıkça bu günkü tanrıya yakarış nidası konumunda olan ‘’YA STAR’’ın ana kadın döneminden kalma olduğunu ve Star diye bilinen tanrıçaya yakarıştan başka bir şey olmadığını dolaysıyla: Kürtler tarihin bir döneminde tanrıça inancına sahip bir halktı, yargısını elde etmek mümkündür.

Buradan hareketle Kürtçenin ana kadın döneminden ataerkil dönemine geçişin belirgin simgesi olan iki kelimeye değinmek yerinde olacaktır:Xweda ve Yezdan. Kelimelerin tarihi gelişimleri ve anlamlarından yola çıkarak açıklamak konuyu biraz daha aydınlatacaktır.


Tanrıça, Anna Bieler

Yế ez dam→Yezdam→Yezdan değişimini yaşayan cümle ise ‘’beni doğuran’’ anlamını taşımaktadır.


Xwe kelimesi ’’kendi’’ anlamına gelen bir dönüşlülük zamiridir,’’da’’ kelimesi ise doğuran anlamına gelmektedir. İkisi birlikte kullanıldığında ise bize ‘’kendini doğuran’’anlamını vermektedir.


Bahsedilen iki kelimeden yola çıkarak şu sonuca varılabilir: Yezdan kelimesinin taşıdığı anlam somut olarak doğurma eylemini gerçekleştirendir. Bunu gerçekleştirebilecek olan da kadından başkası olamaz. Buradan yola çıkarsak bu kelimenin ana kadın döneminden miras kaldığı ya da o anlayışa bağlı olarak türetildiği saptanabilir. Xeda kelimesi ise bilindiği gibi İslamiyet’ten sonra Kürtçede türetilmiş bir kelimedir, dolaysıyla ataerkil bir özellik taşımaktadır. İslami anlayışta her ne kadar yaratıcının cinsiyeti yok denilse de Allah denildiğinde akılda bir erkek tassavurunun oluşmaması mümkün değildir. Xweda kelimesine bakarak da bu yargıya varmak mümkündür. Doğuşuna veya var oluşuna bir açıklama getirilemeyen İslami anlayıştaki yaratıcının Yezdan kelimesinde olduğu gibi beni doğuran anlamına gelmemesi yani somut olarak doğurma eylemini gerçekleştirmemesi ve ardından mitolojik diyebileceğimiz kendini var etme eyleminde bulunması başka bir anlama gelmemektedir. Ayrıca kelimede her ne kadar somut bir doğurma eylemi yoksa bile ve ataerkil döneme ait olduğunu kabul etsek bile doğurma anlamının geçmesi de ana kadın döneminin bir mirasıdır.
Simdi bu alintilardan tek aleviligin zerdüstlükten gelme bir din oldugunu, islamla alakasi olmadigini anlayabilyioruz, eger burdaki tezler dogruysa.

Ben burdan islam ve hiristiyanliga deginmek istiyorum.
Öncelikle benim dikkatimi ceken sey, zerdüstün kutsal kitabinda gecen bir ayetin hemen hemen aynen kurdanki bi ayette geciyor olmasi.


Zerdüstteki söze bakalim
Alıntı:
Avesta 'da cennette bulunan bir kadın şöyle tasvir edilmektedir;
“Bir parlak ve çok güzel kız,
Beyaz bilekli ve güçlü
Çok güzel görünüşlü
Yeni yetişmiş
Çabuk büyümüş,iri göğüslü,
Asil yapıda, asil doğmuş,
Zengin aileden,daha onbeş yaşında,
Görünüş ve şeklinde öyle güzel ki
Sanki yaratıkların en güzeli ” (Yasna 43-46 )
Simdi bide Kurandaki ayeti okuyalim
Alıntı:
Nebe’ Sûresinin 31,32,33,34 . Ayetinde;

Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
Simdi topu size atiyorum, düsüncelerinizi yazarsaniz sevinirim.
Alıntı ile Cevapla