|
Kaç kıvrımdı gece? Kaç kıvrımdan geçti, kaç kıvrımdan döndü endişelerimiz? Kaçına sığdı? Kaç düşkünlükle? Kendimiz miydik, eski tonları aradığımız tablolarda ki? Ne zaman kaybettik? Bunları bilerek mi yaşamıştık, yoksa seçerek mi? Anı anlamsız kılan bu benzersiz şeffaf perde hangi kumaştan? Hangi kumaş böylesi uyuşturmuştu zihnimi tenime değişiyle? Bütün bunlar yokluğunun rehaveti mi yoksa yokluğun mu? Kukla ustasının ipleri yok, bense kendi iplerimi keseli çok zaman oldu. Dipte mevsimler, sürgünler için hiçbir şey ifade etmiyor artık.
|