Anarşizmi ne teorik ne de pratik anlamda bilmeden, kelime kökeni ve mevcut sistem üzerinden değerlendirmeye/eleştirmeye kalkışırsanız, mülkiyet ve otorite gibi kavramların olmadığı bir yaşam biçiminin günümüz değil hiçbir şart altında mümkün ve tatbik edilebilir olamayacağı yargısına varmanız kaçınılmazdır. Ne var ki tarih ve uygulanabilmiş pratiği bunun aksini gösterir.
Her okuduğuma inanır gibi bir halim mi var? Özellikle de lider olarak gördüklerine dair bildiklerini resmi tarih üzerinden anlatılan/uydurulan kahramanlık hikayelerine, kutsallaştırmalara dayandıran ve bunları burada bile savunan birinin böyle bir ithamda bulunması oldukça enteresan değil mi sevgili LYNX?
Küba’da uygulanan, savunduğum bir ekonomi ya da mevcuda karşılık ideal aldığım bir yapılanma değildir. Ancak Küba uygulanan ambargolara rağmen özellikle sağlık alanında Dünya Sağlık Örgütü(WHO) gibi kuruluşlarca örnek gösterilen, halkın yaşam ömrünün uzatılması, belli hastalıkların kalıcı çözümü, yaygın aşı sistemi, düşük çocuk ölüm oranı ve bunun gibi başarılarıyla sağlık alanında uluslararası saygınlığa sahiptir. Öyle ki sağlık hizmeti alanında gelişmiş ülkelerin bir çoğunu geride bırakmıştır. Sizler de okuduklarınıza inanmayın, inandıklarınızı sorgulayın.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."