Alıntı:
FRaNKPaiS´isimli arızadan alıntı
Anarşistler sınıfların korunmasını değil, sınırsız ve sınıfsız bir toplum idealini arzular. Bu da bir gecede değil, örgütlü bir mücadele sonucunda ulaşılacak bir idealdir Komünistler ve anarşistlerin ortak noktası sınıfsız sömürüsüz dünya konusunda hemfikiriz önceki mesajlarımdan da anlaşılacağı üzere.. öğrenmek istediğim devrimin ertesinde toplumun sınıflara bölünmüşlüğü aniden ortadan kalkamayacağından komünistler bu dönemi PD ya da geçiş dönemi çoğunluğun azınllığın üzerindeki diktatörlüğü şeklinde formüle etmişlerdir. Anarşistler toplumsal sınıflar ortadan kalkmadan devleti nasıl kaldırmayı düşünüyorsunuz ? Sorum bence çok açık bu geçiş dönemindeki komünistlerin PD yerine düşündüğünüz kavram nedir?
|
Bence de cevap gayet açık; devrimin bir örgütlenme aşamasından sonra gerçekleşeceğinden bahsediyorum.
Sizi bu aşamaya gelmiş bir toplumun halen devlet gereksinimi olduğunu düşünmeye iten nedir?
Marksistler, sınıflı toplumların yarattığı kanun ve hükümlerin korunmasını isterler. Devrimin gerçekleşmesi için merkeziyetçi örgütlenme ve otorite ihtiyacı vardır. İktidarı tercih değil, zorunluluk olarak görürler. Parti her şeyden önce gelir, devlet yüceltilir.
Anarşistler ise kurtuluş adı altında yeni tahakküm biçimlerini kabul etmezler. Asıl ütopya, tahakküm adı altında özgürlük vaadidir. Devlet ve onun düzeni, iktidara talip olunarak değil, insanlar arasındaki örgütlenmeler ve dayanışmalarla ortadan kalkar.
Başında kim olursa olsun, en iyi biçimde egemen sınıfın yürütme komitesi olarak tanımlanır devlet. Ve küçük bir azınlığın çoğunluğa hükmetme aygıtıdır. Nihai olarak, güç kullanma tekelini elinde bulundurarak kendi iktidarını muhafaza eder. Hakim olduğu baskıcı güçler aracılığıyla patronların yönetimini aşağıdan gelen dirençlere karşı korur. Böyle bir aygıtı, mevcut iktidarı yıkıp yerine bir yenisini koymayı, özgürlüğe giden yolda çözüm ya da araç olarak göremem.
Alıntı:
FRaNKPaiS´isimli arızadan alıntı
Şiddet, ne şekilde olursa olsun, bilerek ve isteyerek diğerinin canını yakma, zarar verme eylemidir. Anarşistler şiddete karşıdır ancak birinin canı yandığı zaman maruz kaldığı şiddeti şiddet ile karşılamasına değil. Şiddeti karşılamak için; savunma ve var olmak için şiddet kullanılabilir. Temel düşünceye göre, devletin her davranışı şiddettir ve devlet şiddetini yasa olarak addeder.
Marksistler burjuva devlet mekanizmasının parçalanması mücadelesinde toplumsal koşullara bağlı olarak legal/illegal mücadele tarzları başvuracağı yöntemlerdir. Salt barışçıl yollarla iktidar olunabilir mi ? iktidar olunmadan dünyayı değiştirmek mümkün müdür ?
sınıf çatışmalarının hüküm sürdüğü her toplumda devletin şiddet/bastırma eylemlerine başvurduğu yadsınamaz, Sınıfın üzerindeki sömürüyü baskıyı yok edebilecek güç yine ŞİDDETTİR. Ezilenin sınıfsız bir dünya için mücadelelerinde şiddet kaçınılmaz bir zorunluluktur. Emeğin kurtuluşu; kişisel, grupsal şiddet eylemlerinden ziyade proloteryanın; devlet baskısına karşı bilinçli sınıfsal devrimci/örgütlü karşı-şiddet mücadelesiyle sıkı sıkıya bağlıdır
|
Temel bakışı tam olarak anlatamadım galiba; devletin her davranışı şiddettir ve bu şiddete şiddetle karşılık vermek, var olmak için kaçınılmazdır. Anarşistler böyle bir şeye karşı değildir. Aynı şekilde patron, iktidar konumundaki bireyin işçi konumundaki bireye şiddet uygulaması da kaçınılmazdır. Anarşistler'in barışçıl yollarla dahi olsa Devlet ile uzlaşmak gibi bir niyetleri de yoktur çünkü onun yapısı gereği şiddet uygulaması, sömürmesi kaçınılmazdır. İktidar olmakla, yeni tahakküm biçimleri getirmekle dünyanın değişebileceğine inanmıyorum. Şahsi görüşüm bireyin eline diğerlerinden fazla güç verip adaleti sağlamasını beklemenin, özgürlükten daha büyük bir ütopya olacağı yönündedir.
Alıntı:
FRaNKPaiS´isimli arızadan alıntı
Marksistler, yıllarca Anarşistler'in işçi sınıfına tepeden baktığına dair söylemleri ile Anarşistler'i işçi sınıfına düşman olarak gösterdiler. Anarşistler'in işçi sınıfına nasıl baktığını bilmiyorsanız, 1 Mayıs’ın neden bütün dünyada işçi bayramı olarak kutlandığını, Haymarket olayını, çalışma saatlerinin nasıl 8 saate indiğini de bilmiyorsunuz demektir. komnistler işçi sınıfına organik bağlarla bağlı devrimci partinin mücadelesi sonucu sistemi yıkabileceğini belirtmişlerdir. Bunu sormamın nedeni işçi sınıfa düşman olduğunuzu düşünmem değil olası toplumsal çalkantıda örgütlenme biçimlerinizi öğrenmek isteğimdendir. Ayrıca anarşistleri işçi sınıfının düşmanı olarak görsem bu platformda fikir alışverişinde bulunmam. Farklı bakış açılarına sahip olsak da ulaşmak istediğimiz amaç aynıdır. İlerici eylemlerde anarşist grupları görmemiz /yaşamamızı sormamıştım. '39 ispanyasını, bakunin'i, 1mayıs 1886 yı uygun başlık altında konuşabiliriz. Bu vesiyle söyleyim teori konuşucaksak her zaman bilgim dahilinde konuşmaya hazırım, kişisel tartışmaya yol açabilecek kelimelerden ısrarla uzak durulması taraftarıyım.
|
Bunlar şahsınıza değil, Marksistler'e yöneliktik eleştirilerimdir. Tabi ki şahsınızla hehangi bir problemim olamaz. Ancak bir sayfa öncesinde görüyorsunuz ki Anarşistler'i düşman olarak görmek, hedef seçmek, hakaretler savurmak, burada karşılaştığımız durumlardır. Burada anarşistten çok anarşist karşıtı var.
Gerçekleşmesi arzulanan toplumsal devrim için Anarşistler, iki çeşit örgütlenmeyi desteklerler; İspanya İç Savaşı'nda uygulanan anarşist örgütlenmeler ve sendikalar, kooperatifler ve halk meclisleri gibi sadece anarşistlerden oluşmayan genel örgütler. Her iki örgütlenme biçimi de konfederalizm, tabandan karar alma, doğrudan demokrasi, özyönetim gibi ilkeler doğrultusunda hareket eder.
"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."