|
Kediler, koşulsuz ve tereddütsüz bir biçimde hayranlığımı ifade ettiğim hayvanların başında gelir. O bilge bakışlarına, gururlu duruşlarına ve gerektiğinde yerinde bir hastir çekişlerine hastayım. "İtaat" bekleyen insanlar bunu kediden elde edemedikleri için "nankör" gibi bir tanım bulmuşlar. Halbuki kedinin sizden borç aldığında geri ödememe, evde siz yokken namahreme sarkma, yıllardır zorla elde ettiğiniz birikimleri yastık altından çalıp barda-pavyonda yeme gibi alışkanlıkları yoktur. Bunlar olmadığı gibi, ona terliklerinizi getirmeyi de öğretemeyeceksiniz, hiç yorulmayın. Bir kediye sahip olamazsanız, şanslıysanız onun çok sıkı bir dostu olursunuz, ev arkadaşlığı yaparsınız. Bu açıdan ben kendimi çok şanslı sayarım.
Antik Mısır'da insanların iki büyük sorunu vardı: Fareler ve yılanlar. Fareler tahıl ambarlarında cirit atarken, yılan sokması insan ölümlerinde ciddi bir oran oluşturuyordu. Kediler, fare ve yılanların bir numaralı düşmanı ve avcısıdır. Bu açıdan kedi Mısır'da insanların en büyük yardımcılarından biri olmuştur ama asla boyunduruk altına girmemiştir. Mısırlılar kedileri, bu büyük yeteneklerinden ve mahrur tavırlarından ötürü tanrılık mertebesine kadar çıkarmışlardır. Kediye duyulan bu hayranlık, "MÖ 332'den sonra Ptolemaios sülalesi döneminde baş döndürücü bir mertebeye ulaşmış ve bir kedi olan tanrıça Bastet, sıradan insanların inanışında Osiris ve İsis'in yanı başına yerleşmişti (S'imge Dergisi, 30. Sayı, Sayfa 8)".
Kediye hükmetmeye çalışmak komiktir.

Ahbabın tek istediği halısıydı.
Kahrolası halı odayı dolu gösteriyordu.
Konu Ahbap tarafından (19-08-2009 Saat 23:23 ) değiştirilmiştir..
|